Geh nedîm-i nedem etdin beni geh mûnis-i gam Nedir ey çarh-ı sitem-cû bana kasdın bilmem Gâh dûçâr-ı anâ gâh giriftâr-ı mihen Gâh pâ-bend-i belâ gâh esîr-i mâtem Nişledim neyledim ey Zâl-i kühen-sâl sana Yohsa Sührâb mı sandın beni yâhud Rüstem Sunmadıñ bir dolu meclisde baña kim âhir Katre katre kan olup dökmedi anı dîdem Budur ey çarh-ı sitem-cû bilirim âyînin Koma sen ehl-i dili kim kıla râhat bir dem Sen Süleymân’a vefâ etmediñ ey kîne-sigâl Kim ana râm idi dâd ü ded ü dîv ü âdem Dil-i erbâb-ı sühan kandır eliñden dâ’im Çeşm-i ashâb-ı hüner cûy-ı belâdır her dem Hâtırım nergis-i dilber gibi hem-vâre sakîm Meşrebim turre-i cânân gibi dâ’im derhem Ciğerim lâle gibi âteş-i gamdan pür-dâğ Gözlerim ebr gibi eşk-i belâdan dolu nem Hâsılı cânıma kâr etdi cefâ vü cevrin Kalmadı bende daha tâb-ı elem tâkat-i gam Osman Nevres
Bir şeyler oldu.. Bir daha kimse eskisi gibi olmadı. Saksıdaki çiçek köklerine sitem etti, Kırılan dallar bir daha kök salmadı...
Reklam
Gönül umduğu yere küser ama sitem de sevgiden doğar abi
Bu zevk u sefa sürer mi böyle...
"Bu zevk u sefa sürer mi böyle, Her dem fanidir gün olur biter..." Gönül mülkünü zevk u sefaya feda edenlerin en büyük yanılgısı, zamanın o acımasız ve doğrusal akışını unutmasıdır. Ne bu dünyadaki lütuf kalıcıdır, ne de o lütfun verdiği sarhoşluk. Makamların, ünvanların ve maddiyatın geçici gölgesine sığınanlar, bir gün o gölgenin çekileceğini asla hesaba katmazlar. Oysa hayatın asıl dengesi, zevkin muvakkat (geçici) parıltısında değil, geride bırakılan "şahsiyet" ve "eser mirasında" gizlidir. Hakiki liyakat sahibi bir insan, ne sefanın rüzgârına kapılıp savrulur ne de o zevkin bitişinden korkar; çünkü onun sermayesi fani olan değil, baki kalacak olan erdemlerdir. Ehl-i irfanın dediği gibi: "Bu da geçer yâ Hû..." İnsanın bu fani döngüde zevk u sefa yerine, kalıcı bir "nefes" ve anlam arayışına yönelmesi ruhun en büyük tekamülüdür. Zevk u sefanın geçiciliğini ve asıl olanın kalıcı bir iz bırakmak olduğunu, manzum olarak kaleme alalım: Geçer Bu Devran Sefanın rüzgârı estikçe eser, Zannetme ki her dem hep böyle gider. Zamanın tırpanı bir gün biçince, İkindi gölgesi silinir o gün. Makamlar, ünvanlar, saraylar fani, Aldatır insanı bu süslü yanı. Dolunaydan hilale dönerken ömür, Vakit tamam olur ay görünmez o gün. İnsaniyet tahtında her kim otursa, Liyakat mülkünden payını alır Sefanın sonu mu? Koskoca yalan! Her fani toprağa belenir bir gün.
Ben Halil Keskin
"Hayatın çemberinden geçip, her şeyi kendi iç dünyasında nihayete erdirmiş bir adamın dinginliğiyle yazıyorum: Geçmişe sitem, geleceğe kaygı yakışmaz; yaşanmış her güzel güne hürmetle, hâlâ buradayız."
Hayata Dair
sitem
Kutulu kitap hediyesinin kutusunu çöpe atmak ayrı bir olay. Yayınevi kitaplara kutu yapmışken ve rafa da konabiliyorken neden çöpe atarsın ki.
Reklam
Reklam