Dönüş sadece Allah'adır. Dolayısıyla rızası istikametinde yola çıkanlar, ilk muhacirler gibi geriye dönmeyi düşünmeyecek, bu rıza yolunda daima hep yeni ufuklar arayacak, daha da ilerilere gitmeye çalışacaklardır. Hicret bir terk ise terk-i terk düsturuyla hareket etmeli yani Allah için terk ettiği vatanını tamamen unutmalı hatta unuttuğunu da unutmalı ve "Bir gün vatanıma döner de orda ölür kalırım ve hicretim bozulur ya da yarım kalır." diye endişe etmelidir.
İman, altı rükünden çıkan öyle vahdanî bir hakikattir ki tefrik kabul etmez. Öyle bir küllidir ki bölünme (tecezzi) kaldırmaz. Çünkü imanın her bir rüknü, kendini ispat eden delilleriyle diğer iman esaslarını da ispat eder. Her biri diğerine gayet kuvvetli bir hüccet olur.