Uzun süredir okumak istediklerimdendi ancak baskısı tükenmişti ve bir süre ulaşmak neredeyse çok zordu. Sonunda edinebildim. Ve beklediğimden çok daha sürükleyici buldum. Romanı işçiler ha kazandı ha kazanacak yürek taşkınlığıyla okudum. Üzerine çok konuşulması gereken bir kitap için üç beş laf etmenin beni asla tatmin edemeyeceğini ise şimdiden biliyorum.
John Steinbeck'i "Gazap Üzümleri" ve "Fareler ve İnsanlar" isimli eserleriyle biliyoruz daha çok. Steinbeck; Amerikalı, realist bir yazar. Eserlerinde daha çok sosyal konuları ele almış. Ezen-ezilen, işçi-patron-işveren, emek, sömürü... Çağına kulak tıkayanlardan değil çağını tüm hissiyatıyla yaşayan ve yaşatanlardan... Bu noktada Gazap Üzümleri en güzel örnek olabilir. Bir ailenin Oklahoma'dan, Kaliforniya'ya göçünü anlattığı Gazap Üzümleri eseri zaten Pulitzer ve Ulusal Kitap Ödülünü de kazanmıştı. 1962'de de Nobel Edebiyat Ödülünü almış bir yazardan bahsediyoruz. Her yönüyle değerli.
Bitmeyen Kavga ile ilk gençlik yıllarında çalıştığı çiftliklerden edindiği izlenimlerini de aktararak oldukça etkileyici bir direniş romanı yazdı.
Eserde iki direnişçinin Salinas Vadisi'nde işçileri örgütlemesini anlattı kısacası.
Roman, John Milton'ın Kayıp Cennet isimli eserinden alınmış dizelerle başlıyor:
"...
Her şey yitirilmiş değil, ele geçirilmez irade
Ve intikam anının kollanışı, ölümsüz nefret,
Ve asla boyun eğmeyecek, teslim olmayacak bir irade
Ve üstesinden gelinemeyecek ne kalıyor geriye"
Tam da bu giriş dizelerinin ipin ucunu vermesi gibi üstesinden gelinemeyecek bir şeyin olmadığını kanıtlarcasına direnen, emek veren, ses veren işçilerin direnişini okuyoruz.
Direnişçilerden biri jim. Hayatta kaybedek hiçbir şeyi şeyi yok.
Jim Nolan'ın babası da aslında bir direnişçidir ancak hayatı boyunca hiçbir zaman örgütlü