Dorian Gray’in Portresi / Oscar WİLDE
İrlandalı oyun yazarı ve şair olan Oscar WİLDE’ın tek romanı olan “Dorian Gray’in Portresi” bence mükemmel bir fantastik edebiyat örneği. Belki bu kitabı fantastik olarak nitelemezsiniz ama ben öyle uygun gördüm :)
Kitabın ana fikri bence 2 tane;
1: Ne dilediğine dikkat et!
2: Kibir tüm kötülüklerin babasıdır. (Anasıdır demiyorum efendim sizene. Kabartmayın benim feminist damarımı. Sonuçta çoğalma sadece dişil etkileşimle ortaya çıkmıyor.)
Kariyerinin zirvesindeki ressam Basil Hallward ile Dorian Gray’in yolları kesişir. Basil Dorian’ın portresini yapmaya başlar, Dorian’ın başdöndürücü güzelliği Basil’in tüm çakralarını açarak ona hayranlık besleyerek ortaya bir şahaser çıkarmasını sağlar. Portrenin bittiği gün son dokunuşları yapmadan önce Basil’in dostu Lord Henry çıkagelir. Ressam resminden ve Dorian’a duyduğu hayranlığın son zamanlarda fırçasına nasıl ahenk kattığını, Dorian’ı ve portresini kimseyle paylaşmayacağını, çünkü o portreye kendinden çok şey verdiğini söyler. Merakı kaşınan açık sözlü, uyanık, etkileyici Lord Henry ressamın tüm çabaların rağmen saf temiz ve yakışıklı Dorian’ı görmekte israrcı olur. Portresinin son dokunuşları yapılırken Lord Henry ile sohbete dalan Dorian’a güzelliğin herşey olduğunu empoze den Henry, Dorian’ın aklını çeler. Portre bittiğinde kendi güzelliği karşısında nutku tutulan Dorian aniden bir öfke patlaması yaşar. “Nasıl olurda ben yaşlanıp buruşurken bu resim böyle muhteşem kalacak. Bu portre bana yanlızca nasıl yaşlandığımı hatırlatacak. Keşke ben hep genç kalsam da bu portre çürüyüp yaşlansa.” Diye bir dilekte bulunmuş olur. Ama Unutulmamalı ki Tanrı hep bizimledir. Dua kapıları her an açık olabilir. O yüzden efendim ne yapıyormuşuz? Ne dilediğimize dikkat ediyormuşuz. Daha fazlası