O Rab ki beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.
Beni yediren, içiren O'dur.
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.
Beni öldürecek sonra diriltecek olan O'dur.
Ceza günü hatamı bağışlamasını umduğum da O'dur.
Ey Rabbim! Bana hikmet ve olgunluk ver ve beni iyiler zümresine kat.
(Şuara , 78-83)
Akıl öyle bir şeydir ki bölünmediği hâlde bütün ilimler ona sığar. Hatta belki bütün âlem onda çölde ki bir zerre gibi kalır. Düşünce ve hareketiyle bir anda yerden göklere yükselir, doğudan batıya gider. Toprak âleminde zindanda olmasına rağmen bütün gökleri ölçer, her yıldızın sayısını bilir, bunların kaç arşın olduklarını açıklar. Balığı ustalık ile denizden çıkarır, kuşu havadan indirir; fil deve ve at gibi güçlü hayvanları hizmetinde kullanır. Âlemde her ne kadar ilim ve hayret verici şey varsa hepsi onun işidir.
... Bunun için gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma... Sonra en mühimi: Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun.
..."Saadet hayatı olduğu gibi kabul etmektir." demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ne ona bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır canımızı sıkar; "Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!" deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır.