Özellikle ülkemizde üretmeden, emek harcamadan zengin olma sevdası, hayali çoğumuzda var. Borsa da kazanarak, bahis oynayarak veya kiralarla geçinmek gibi bir durum hep olmuştur. Alınteri dökmeden, emek harcamadan, düşünmeden, üretmeden kazanmak!?
Öğrenci olursun bu saatte okula mı gidilir dersin, erken kalkmak zor gelir, işin olur işe gitmek zor gelir, nedir peki istediğin? Hiçbir şey yapmadan nasıl bir hayat sürmek istersin?
Böyle bir hayat, hayat değil! Biraz olsun çile çekmeden, ürettiğin veya senin düşüncenden çıkan bir şeyi görmeden, elde etmeden hayat ne kadar yaşanır?
Eserde iki şey var. Kitabın ismindende belli olduğu üzere, birincisi kumar. Peki ikincisi ne dersiniz? Miras... İkisininde aynı kapıya çıktığını göreceksiniz.
Kısa yoldan zengin olmak. Bütün olay bu. Birileri kumar oynayarak hayatınız kurtarmak isterken, diğerleri ölüm bekleyerek üzerine konacağını mirasın hayatını kurtaracağını inanmakta. Üstelik büyük bir hırs ve aşk ile beklemekte.
Üstelik kitaptaki karakterlerin hepsi de bu tembelliği felsefe edinmişler, hiç üretmeyen, emek sarfetmeyen, sadece tüketip bir hayat sürenler. Bütün ünvanlarını para ve şöhrete göre şekillendiren ve saygınlığını yine paraya borçlu olanlar.
Ülkemizde kumarhaneler belki yok ama bu felsefe de ilerleyen, hazırcılığa seven, kazancı hep tembellikte arayan, medet uman hep olacak.