Memedê Torî-siya te
Slav Slav Slav ji wê çavên reş belêk re Ji bejnê teye zirav ji behna teye Kurdistanî re Hebûna siya te, besê jî dîlemin re Ez, bi roje keyf xweşîm Lêê Dilemin ,dilemin şevê siya te digere Go tê zanîbe ez be siya te belengazîm Ez meraq dikim, tê çi bikira Te çi anîbe serê min!
Kurdî
Reklam
Sultan Abdülmecid’in 1847’de attığı adım, aslında köleliğin imparatorluk genelinde tamamen yasaklanması değil, İstanbul’daki tarihi Esir Pazarı’nın (Harn-ı Esîr) resmen kapatılması ve kölelerin sokaklarda, meydanlarda açıkça açık artırmayla satılmasının yasaklanmasıydı. 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile Osmanlı, yüzünü Batı'ya dönmüş ve modern bir hukuk devleti olma yolunda adımlar atmaya başlamıştı. İstanbul’un göbeğinde (Kapalıçarşı yakınlarındaki Tavukpazarı civarında) insanların zincirlenerek, incelenerek açık artırmayla satılması, Tanzimat’ın "modernleşen Osmanlı" imajına taban tabana zıttı. Avrupalı diplomatlar, seyyahlar ve gazeteciler bu manzarayı "barbarlık" olarak nitelendiriyor ve raporlarında mercek altına alıyorlardı. Abdülmecid, devletin itibarını korumak için bu kamusal utanca son vermek istedi. Dönemin küresel gücü İngiltere, dünya genelinde köle ticaretini bitirmeyi dış politikasının ana misyonu haline getirmişti. Osmanlı sarayına ve Babıali’ye bu konuda çok ciddi diplomatik baskı uyguluyorlardı. Dönemin reformist sadrazamı Mustafa Reşid Paşa ve Sultan Abdülmecid, İslam hukukundaki kölelik kurumunu tamamen kaldırmaya güçlerinin yetmeyeceğini biliyorlardı; ancak kölelerin pazarlarda bir meta gibi teşhir edilerek onurlarının kırılmasını en azından başkentte engellemeyi hedeflediler. Esir Pazarı kapatıldıktan sonra kölelik ve özellikle cariyelik sistemi ortadan kalkmadı; sadece göz önünden çekilerek kamusal alandan özel alana (mahremiyete) taşındı. 1847 fermanı mülkiyet hakkını ya da köle sahibi olmayı yasaklamadı; sadece bunun pazarda yapılmasını yasakladı. Esirciler (köle tüccarları) işlerini yeraltına taşıdılar. Satışlar artık gizli hanlarda, esircilerin kendi evlerinde veya zengin konaklarının arka odalarında, yani "mahrem" kabul edilen
1000Kitap
24 Mayıs Aziz Kiril ve Metodi Günü
Her yıl 24 Mayıs, Bulgaristan'da Kiril ve Metodiy kardeşlerin anıldığı Alfabe Bayramı olarak kutlanır. Genellikle Rus alfabesi sanılan Kiril alfabesi, aslında bu iki din adamının Slav coğrafyası için yarattığı alfabedir Kardeşlerin misyonerlik çabalarıyla Ortodoksluk yayılırken, ölümlerinden sonra Birinci Bulgar İmparatorluğu'na sığınan sadık öğrencileri bu alfabeyi geliştirmiş ve ustaları Aziz Kiril'e ithafen bugün bildiğimiz Kiril alfabesine dönüştürmüştür.
Dostoyevski’yi yapay zekaya sordum, şöyle dedi: “Dostoyevski’nin Slav-Ortodoks merkezli bir yaklaşımı var. Rus milliyetçiliğini ve Ortodoksluğu savunuyor. Batı’yı ve Müslümanları ‘medeniyetsizlikle’ suçladığı yerler bulunuyor. Osmanlı’ya karşı pan-Slavist (Slav halkları birleşip Müslümanlara karşı savaşmalı) fikirleri de mevcut. Doğrudan İslâm düşmanlığı değil ama Müslümanlara karşı üstten bakan ve küçümseyici bir yaklaşımı var.” (arkadaşlar haberi olmayanlar için bu tarz bilgileri panoya kopyalayıp bazı yerlerde paylaşıyorum, hassasiyeti olanlar açısından mühim bir durum bence, ben dikkat ediyorum şahsen elimden geldiğince, hayırlı günler herkese)
"Slavê bilind rêşkê çavan"
Stranên Kurdî
Reklam
Reklam