Spoiler içermez!!!!!
10/10
·75 syf.·
2025 94. kitabı
Çok rahat okudum ingilizcesi beni ağlattıysa türkçesi herhalde kalbimi paramparça ederdi diye düşünüyorum :((Negro Mesela ben bu kelimeyi bir futbol maçı olayında duymuştum bunun hakaret olduğunu bilmiyordum burda duyunca üzdü açıkçası. Hikâye kısaca, efendisinin borçları yüzünden köleleri satmasıyla başlıyor ve onların yaşadığı zorlu mücadeleleri anlatıyor.Roman konusu köleliğin acımasızlığından bahsediyor .Ana karakterimiz Tom Amca, iyi kalpli,sabırlı ve dindar bir adam.Tom amca ,köleliğin masumiyeti ve iyiliği sembol ediyor. Simon Legree ise kötülüğü ve zalimliği temsil ediyor.Eliza karakteri özgürlük arayışını sembol ediyor.küçük kız Eva ise masumiyeti iyiliği sembol ediyor.Roman, insanların vicdanını sorgulatan bir mesaj niteteliğinde . Yazar, köleliğin insanlık dışı bir sistem olduğunu göstermek istiyor.Kitapta umut ve direniş temaları ön planda .Eser, okuyucuya adalet ve insanlık üzerine önemli düşünceler bırakıyor. Bu normal bizim inceleme türümümüz metin incelemelerinde :) şimdi kendi düşüncelerim :) Eliza'nın kaçış kısmı çok güzel işlenmişti .İnsanı derinden sarsan bir hikayeydi. O dönemde kölellere karşı tutumlar, kanunlar vs olmasına rağmen vicdanlı insanların da olması bence kitaba kalite kazandırdı. Bir kölenin özgürlük hakkı olmasına rağmen yine de köleliğin gerektirdiği kölelik sistemine uyması bu da çok etkileyiciydi mesela.Beyaz siyah ayrimi : (zenci hakarettir siyahi demek lazim dip not buraya ).Yani sanki film izledim o kadar etkileyiciydi .Tom karakteri ezilen hor görülen ordan oraya sürülen bir çok ölüm gören sonunda da acimasızca işkence gören yine de sadık kalan bu adama aşık oldum :(( neyse spoiler veririm diye korkuyorum . Bu da ceviriisi :)( ingilizceyi unuttum full yardim aldik .) I read it so easily, and if the English version made me
Uncle Tom’s CabinHarriet Beecher Stowe · Kapadokya Yayınları · 20112,323 okunma
Scared of sharing
7/10
·47 syf.··
Beğendi
·
2025 105. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2025 19:44
Im scared of nothing that is out of my way. Im scared of my name.. Totally terrified. I'm scared of the meaning of fear. Scared of the possibility of "it may hunt me like it did hundreds years ago.. I'm scared of every aspects that taking their time to believe me.. Scared of myself. More than my biggest slave. Hated this book like it will be scared of me ... I will hate every book that are making 9 minutes a lifetime..
İnsan ve Duygular
KorkuyorumFerit Edgü · Sel Yayıncılık · 2017307 okunma
Reklam
Puan vermedi·60 syf.··
2025 3. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2025 22:06
In The Burnout Society Byung Chul Han offers a powerful critique of the shift in modern life. The book examines our shift from a disciplinary society to achievement society. Disciplinary society is governed by no. "You may not do this". That is not the way society works today. Instead of disciplinary society we have achievement society. We are all pressured to be entrepreneurs of ourselves and have an unlimited can. Instead of "you may not" in disciplinary society there is a "you can do this". In contemporary society there is an excess of  positivity from within and collapse of negativity. Disciplinary society is still governed by no. Its negativity produces madmen and criminals. In contrast, achievement society creates depressives and losers. The subject is no longer an obedient individual being told what to do. Instead, the subject is now an entrepreneur of the self, constantly working on self-improvement, willingly pushing themselves to produce, achieve, and perform. This is the core of the achievement society. The imperative is no longer "you should" but "you can." This shift from “should” to “can” appears liberating on the surface — who wouldn’t want to believe they can do anything or be anyone? But Han reveals the dark undercurrent of this positive trend. The positivity of ‘can’ turns out to be more efficient than the negativity of ‘should.’ It motivates individuals to willingly push themselves, to work longer, harder all in the name of growth and self-improvement. We are told to maximize ourselves even when we’ve already reached our limit. In this structure, we become both master and slave, driven by an internalized pressure to achieve. As Han puts it, in achievement-society, we are the entrepreneurs of ourselves, and exploit ourselves in the name of
Felsefe
The Burnout SocietyByung-Chul Han · Stanford University Press · 20152,166 okunma
Uzun, çook uzun inceleme
7/10
·208 syf.·
2024 1. kitabı
Kitabı okurken bir hayli zorlandığımı söyleyebilirim. Temel bir kitap olduğu görüşlerinden etkilenerek okumaya başladım ancak benim için “temel” bir kitap değildi. Çünkü kitapta birçok kavram, filozof ve sosyologdan bahsediliyor. Bu insanların fikirlerine hâkim değilseniz kitabın anlaşılabilirliği daha da zor hâle geliyor. Benim de sosyoloji bilgimin az olması sebebiyle kitabı okurken sık sık durarak tanımlara göz atmayı ihtiyaç gördüm. O yüzden temel sosyoloji konularına hâkim olmayanlar için bu kitabı önermiyorum. Ancak bazen kitapların insanı geliştirmesi için biraz zorlamaya ihtiyaç olduğu görüşünü de kabul ediyorum. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Okumayabilirsiniz (OPSİYONEL) Kitap, göç, kimlik, sürgün, yabancılaşma, dil, tarih gibi konuları tartışıyor. Özellikle göçün modern dünyada nasıl etkili olduğunu ve kültür, kimlik ve düşünce anlayışımızı nasıl değiştirdiğini inceliyor. Bunu yaparken de kitabı birkaç bölüme ayırıp bu bölümleri deneme tarzında ele almış. Yazarın atıfta bulunduğu konuların derinliği okuyucunun belli bir entelektüel birikime sahip olmasını gerektiriyor. "Göç, Kültür, Kimlik", kültürel çalışmalara ilgi duyan ve modern dünyanın karmaşık yapısını anlamak isteyenler için uygun bir kitaptır. Ancak, yazarın kullandığı terimler ve atıflar, konuya yeni başlayanlar için zorlayıcı olabilir. Sonuç olarak, "Göç, Kültür, Kimlik", modern dünyanın temel meselelerini ele alan ve okuyucuyu eleştirel düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiren önemli bir çalışmadır. Özellikle post modern görüşü birçok yerde görüyoruz. Gerçeğin, görüşlerin muğlaklığını ön plana çıkarmaya çalışmış yazar. Bölümler hâlinde sunduğu fikir ve görüşlerini anlamaya gayret ettim. Kitapta anlatılan konularla ilgili derin
Göç, Kültür, KimlikIain Chambers · Ayrıntı Yayınları · 201458 okunma
The Grapes Of Wrath
Puan vermedi·556 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 17:00
The Grapes of Wrath is an important work by John Steinbeck, who also lived in that period and describes the period of economic depression.The book focuses on realism and also it hosts various emotion like disappointment ,racism ,status and endless hopes . After 1st world war economic crises emerges which effects the world and starts money crises.Labor falls and people always emigrates from Any place to any place .This book is exactly like this. A family ,who divests of their field ,immigrates with the hope of finding a job and there is no end this .Despite ongoing challenges ,they don't give up and the difficult journey of life continues because they are people and slave. wherease banks are machine and boss. Gazap Üzümleri John Steinbeck Mervin
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Puan vermedi
uncle tom's cabin, amerikan iç savaşı'nın edebi ayağını oluşturur. romanın iç savaş'ın çıkmasında rol oynadığına dair pek çok çalışma var. hatta abraham lincoln'ün stowe ile tanıştığında "demek bu büyük savaşı başlatan küçük hanımefendi buymuş" dediği bilinmektedir. roman içerik olarak kölelerin zor yaşam koşullarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesinin yanı sıra yazarın roman boyunca -sentimental novel geleneği olarak- sürekli romana müdahele etmesi ve kendi düşüncelerini alenen açıklaması romanın okuyucu üzerinde etkisini artırmakta. yazar duygular ve din üzerinden siyahi ve beyaz insanların arasında bağ kurmaya çalışmakta roman boyunca. "bir anne köle çocuğunun elinden alınma korkusu yaşıyorsa bunu beyaz anneler de anlayabilir, o acının ne olduğunu bilir," diyor yazar. bütün roman bu tür müdahalelerle ve bağ kurma çabasıyla geçiyor. romanın en öne çıkan özelliği ise bütün tezini dini temellere dayandırması. koyu bir hristiyan olan yazar pek çok dini savunma yapıyor, hatta bir noktada kitap vaaza dönüyor. yazar öncelikle mevcut yasaların din ile uyuşmadığını, köleliğin dini bir temelinin olamayacağını vurguluyor. sonrasında ise kölelerin beyazlardan farklı olmadığını çünkü onların "ruhlarının" da tıpkı beyazlar gibi hesap vereceğini söylüyor. eşitlik kavramı insanlıktan değil, bütün insanların tanrı tarafından yaratılmış olduğu düşüncesinden geliyor. yazar, romanı kurgularken pek çok gerçek olaydan ilham almış. kardeşinin ve kocasının anıları, slave narrative denilen eski kölelerin biyografileri ya da kendi duyduğu haberlerden kurguyu oluşturmuş. kanımca uncle tom's cabin tarihi açıdan önemli ama edebi olarak çok zayıf bir roman. amerikan tarihi, siyaseti ya da edebiyatı çalışanların okuması gerek ama edebi açıdan ciddi problemleri var. her şeye rağmen iki
Tom Amca'nın KulübesiHarriet Beecher Stowe · Can Yayınları · 20212,323 okunma
Reklam
Reklam