Ceren

Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz aktif ilgidir.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İşte bu bilgi yığının altında bir gün vicdanımı tahlil ettiğim vakit hayretler içinde garip bir terkip kesildiğimi fark ettim. Ben küfür ile imandan, ikrar ile inkardan, tasdik ile kuşkudan meydana gelmiş bir şey olmuştum. Kalben inkar ettiğimi aklen tasdik eder, aklen reddettiğimi kalben kabul ederdim. Velhasıl kuşku denilen ejderha vücudumu sarmıştı. Bir fikri ne kadar sağlam temellere oturtsam, kuşku ejderhası bir sarsışta yıkıyordu. Bari kesin inkârla, hiç olmazsa rahat bir noktada kalabilir miydim?... Ne gezer! İnkar başka şey, kuşku yine başka. Kuşku ejderhası her kesin fikrin düşmanıydı. İster ikrar olsun, ister inkar olsun, geçerli ve müspet bir şey kabul etmiyordu. Şimdi hayat sayfalarını fikrin yansımaları diye kabul edersek, müthiş bir azapta, dayanılmaz bir cehennem içinde kaldığım anlaşılır. Herkes için pek doğal olan şeyler benim için farklı bir şekil alıyordu. Bu haller yüzünden aşkta da geçimde de bedbahttım. Galiba merdümgiriz olmuştum. Bu dayanılmaz durumda yalnız bir parça rahatı, kendinden geçme ve sarhoşluk halinde buluyordum. Sürekli işretle vücudum mahvolmanın ve perişanlığın yolunu tutmuştu.
Duygu ve Düşünce
Başını mahfeden çıkarmak ve "Mail! Dön! Gel beni geri al! Gidelim, evimize dönelim!" diye haykırmak istiyordu. Aşkına karşı zaafını hissediyordu. Ellerini yüzüne kapadı. Mahfedeki yastıklara kapandı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Kimseye bildirmek istemediği, Mail'in yanında söylemek istemediği "Seviyorum!" sözünü tekrar tekrar kendi kendine söylüyordu.
"Ah! Ben seni ezmek, öldürmek istedim. Sen beni eziyorsun, öldürüyorsun. Öldür, mahvet! Yeter ki kendimden nefret edeceğim bir hale gelmeyeyim! Beğenemeyeceğim, başkalarında görsem ayıplayacağım bir harekette bulunmayayım! Fakat acaba başarılı olacak mı? Ah! Ne kadar acı çekiyorum! Seviyorum! Ah! Ne kadar da seviyormuşum!"
Sayfa 58·Kitabı okudu
Aşk
Yabancı bir devletin koruyuculuğunu ve kollayıcılığını istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir. (...) Oysa Türk'ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Öyleyse, ya istiklal ya ölüm!
Alıntı