Kitap Mahmut'un denizcilik hayalleri ile başlıyor. Çevresinde yeterince denizin aldığı, bir mezarı bile bulunmayan insan varken deniz sevdası ele geçiriyor onu. Sonrasında Mahmut'un babasını anlamaya başlaması bana acaba insanların yaşanmışlıklarına göre hayatımı şekillendirmek doğru olur mu diye sormama sebep oldu. Tabii sonra bu düşünce bi rüzgar misali geldi geçti, çünkü deneyim anlatımdan hep bir adım önde olduğunu fark ettim. İstediğin ihtimalin sonuçlarını görmek her ne kadar seni hüsrana da uğratsa gün sonunda "kendim ettim kendim buldum" diyebilmek, yastığa kafanı rahat koyabilmek ne büyük nimet. Zaten Mahmut da diğer denizciler gibi sonrasında denize özlem duyarak geri dönüyor.
Bana en çok dokunan karakter ise Aliş'ti. O masum çocuğun hikayesi gözümün önünde canlandı diyebilirim...
Ne olursa olsun insan gün sonunda ait olduğu yere döner, ev kaçma duygusu hissetmediğin yerdir. Mahmut'un da evi denizdi o halde. O zaman son kez, "Aganta, burina, burinata!"