sleepsleeslesls

sleepsleeslesls
@sleepsleeslesls
“ve ben her şeyi kucaklayabildikten sonra, iyi sarılmasam da ne çıkar? “
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 11:20
Eyyy Jean Teule! Alan’ın sonu böyle olmak zorunda mıydı:(?!! Kitabın son cümlesi beni gerçekten kahretti. Eğer bu hikaye tam anlamıyla mutlu bir sonla bitseydi, hiç düşünmeden 10 puan verirdim. Romanın merkezinde oldukça ironik bir fikir var: Bir intihar dükkanı. Hayatından vazgeçmek isteyen insanlara türlü yöntemlerle hayatlarına son verebilecekleri seçenekler sunan bir dükkan… Ve bu dükkan, depresyonu adeta yaşam biçimi haline getirmiş bir aile tarafından işletiliyor. Fakat bu karanlık düzenin içinde ailenin ortanca çocuğu Alan adeta bir istisna. Peltek konuşan, kıvırcık saçlı, hayat dolu bir çocuk. Her şeyin iyi tarafını görebilen biri. Dükkana gelen müşterilerin aldığı ölümcül ürünleri fark ettirmeden değiştiren, insanların ölmesine engel olmaya çalışan küçük bir umut kaynağı. Alan’ın bu bitmek bilmeyen iyimserliği zamanla ailesine de bulaşıyor. Yıllardır karanlık bir atmosferle yönetilen dükkan yavaş yavaş değişmeye başlıyor. İntihar ürünleri satılan o kasvetli yer, insanların yemek yiyip eğlendiği, müziklerin çaldığı bir mekana dönüşüyor. Herkes değişmeye başlıyor… Herkes, Mösyö Tuvache hariç. Depresyonundan kurtulamayan baba, odasında uzun bir dinlenmeden sonra aşağı indiğinde dükkanın bambaşka bir yere dönüştüğünü görüp adeta şok oluyor. Tam da o sırada yaşanan olaylar zinciri, Alan ile onu hayal kırıklığı olarak babası arasında trajik bir kovalamacaya dönüşüyor. Ve işte o an… Kitap boyunca hayatı savunan, ölümü sabote eden, umudu temsil eden Alan’ın sonu geliyor. Çıktığı kulenin arkalıklarında dengesini kaybedip aşağıya düşmekte olan Alan’ı kardeşi Vincent yakalıyor. Ailenin tüm bireyleri dikkatle Alan’ı kurtarmaya çalışırken bir yandan da hayata dair pozitif planlar yapıyorlar, Mösyö Tuvache dahil! Yukarı çekilirken duyduğu şeylere sevinen Alan,
1000Kitap
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 16:09
Yazmaktan vazgeçmiştim ama üstüne düşünmekten kendimi alamadığım için yine yazacağım. Çünkü geriye dönüp baktığımda bana neler hissettirdiğini ,düşündürdüğünü unutmak istemiyorum bu kitabın. Sıfır Noktasındaki Kadın’ı, Son Bakış kitabından hemen sonra okumak mantıklı bir tercih olmadı benim için ; bunu kitabın kapağını kapattığımda anladım.Mantıksızdı çünkü insanın içini bu kadar yoran bir metni, zaten kırılgan bir ruh haliyle karşılamak kolay değilmiş. Başta yalnızca 105 sayfa oluşu beni yanıltmıştı. Bu kadar kısa bir metnin bu denli ağır, bu denli kalıcı olabileceğini düşünmemiştim. Ama Firdevs zihnime yerleşti; çıkmıyor. Belki de çıkmaması gerekiyor. Dünyanın dört bir yanında erkek egemenliğine yenik düşen, ataerkilliğin içinde yaşam savaşı veren kadınlar var. Firdevs’in hikayesi basılalı 49 yıl olmuş ama hala ilk günkü kadar sarsıcı. Çünkü bu hikaye geçmişe ait değil. Çünkü hala satır aralarında kendine yer bulabilecek binlerce hayat var.. Firdevs’in günahı neydi? Doğmak mıydı? Ne babası babaydı, ne annesi anne, ne de amcası amca… Daha çocuk yaşta istismarla tanıştı Firdevs. Tarlada çalıştırılarak, ev işlerine mahkum edilerek, aç bırakılarak, sorumluluk yüklenerek istismar edildi. Küçücük bedeniyle taşımak zorunda kaldığı onca yük yetmezmiş gibi, bir de cinsel istismara uğradı. Hem de sevdiği, kıymet verdiği amcası tarafından. Bu kırılma, onun için yalnızca bir travma değil; hayatla kuracağı tüm bağların kopuş anıydı. Hayat, onu adım adım fahişeliğe sürükledi. Seçim gibi sunulan ama aslında hiç seçenek bırakmayan bir yoldu bu. Hayatında tek bir iyi insana rastlamamış bir kadının, her defasında hayal kırıklığına uğraması, onu beklentilerden arınmaya itti. Korkmamayı öğrendi. Hiçbir şeyden. Ölümden bile. Firdevs’in hikayesi acıklı olduğu kadar öfke dolu. Bir
1000Kitap
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 23:06
Son Bakış, elime aldığım andan itibaren bende tek bir dilek uyandırdı: Tina kurtulsun. Son ana kadar, onun hayatta kalacağına ve bir şekilde Kaveh’ine kavuşacağına inanmak istedim. Beyhude bir hayaldi belki ama umut dediğimiz şey de zaten biraz inat değil mi? Bu kitapla Irmak Zileli’yi ilk kez okudum. Ölümün kıyısındaki bir kadının gözünden hayata edilen bir vedaya eşlik etmek, gerçekten tarifsiz bir deneyimdi. Hepimizin görmekten, konuşmaktan kaçındığı o kaçınılmaz gerçeklik: ölüm, son derece sıradan bir günün içine sızıyor. Tina, ekmek almak için evden çıkarken anahtarını içeride unutan bir kadın. Gürcü, kaçak yollarla Türkiye’de yaşayan, yaşlı hasta bakıcılığı yaparak hayatını kazanmaya çalışan biri. Bakımını üstlendiği Nezahat Hanım’ın kızından azar işitme korkusu, onu sessizliğe itiyor. Ve bu sessizlik, bir anlık akıl tutulmasıyla beşinci kattaki evin balkonuna, çatıdan atlamayı düşünecek kadar çaresiz bir noktaya sürüklüyor onu. Tina, ölümü beklerken bu kararı kendi kendine de sorguluyor. “Nasıl oldu da buraya geldim?” diye soruyor belki de. İşte bu bakış açısından yazılmış bir kitap okumak bana hem çok orijinal, hem çok kederli geldi. Ağladım. Çok ağladım. Çünkü Tina ölürken, hayatının tüm kırıntıları, mutlu olanlar, yarım kalanlar, pişmanlıklar, yabancı ve kaçak biri olarak yaşadığı bu ülkedeki zorluklar.. hepsi gözlerinin önünden geçiyor. Özlem duyduğu ailesini, geçmişini, geride bıraktığı her şeyi hatırlıyor. Bunları yaparken annesiyle zihninde konuşuyor; sanki ölümü ona anlatır gibi, sanki biraz daha kalmak ister gibi… Tina ölürken beni en çok acıtan şey, ölümünün büyük bir trajedi gibi değil de sessiz bir eksilme gibi yaşanmasıydı. Kimsenin bilmediği, kimsenin beklemediği, kimsenin tam olarak yasını tutamayacağı bir ülkede yaşanan kayboluştu onunkisi.
1000Kitap
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026804 okunma
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 02:09
Melisa Kesmez.. Seni böylesine sevebileceğim hiç aklıma gelmezdi. İlk üniversitede okumuştum Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz isimli kitabını. O zaman da betimlemelerini beğenmiş ama öyküleri kayda değer bulmamıştım. Şimdi okuduğum her bir kitabına aşığım ve biliyorum ki Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’i tekrar okusam onu da çok seveceğim.. Küçük Yuvarlak Taşlar .. Birkaç sayfa okur yatarım diye elime aldım ama bitirmeden uyumak istemedim ve sindire sindire okudum her bir kelimesini, cümlesini.. Bazen yazarın betimlemeleri, içinde bulunduğu duyguyu ifade edişi öylesine hoşuma gidiyor ki ; İpek’in dediği gibi keşke bu cümleleri ben yazsaydım diye kıskanıyorum. Nergis,Mehmet ve kızları Elif’in hikayesini onların ağzından dinliyoruz.. İç içe geçmiş üç aile ferdinin yalnızlıklarını, söyleyemediklerini, kırgınlıklarını okuyoruz.. Gündelik hayatın içinden, aramızdan çekip çıkardığı bir hikayeyi okur gibi. Ben Elif’in hikayesinde nedendir bilinmez ( gayet iyi biliyorum aslında) çok ağladım.. Aslında Elif’in hikayesindeki Evren çok etkiledi beni. Seni darmaduman eden birini affedebilmek çok yüce bir duygu. 83 sayfayı bitirdikten sonra Nergis’in düşündüğünü düşünmeden edemedim: Ya Mehmet Gülsüm’le evlenmiş olsaydı nasıl bir hayatı olurdu?
1000Kitap
Küçük Yuvarlak TaşlarMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20226,7bin okunma
8/10
·176 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 05:39
Kitabı bitireli birkaç gün oldu ama hala üzerine düşünmeden edemiyorum. Bu yüzden birkaç kelam etmek istedim. Kore kültürüne ilgisi olan biri olarak, 2024 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk Koreli kadın yazar Han Kang’ı uzun zamandır okumak istiyordum. Vejetaryen’in, Han Kang’a 2016 yılında Man Booker Uluslararası Ödülü’nü kazandırdığını da not düşmek gerek. Kitap kısa ama son derece yoğun; yaklaşık 150–160 sayfa. Buna rağmen her satırı ilerledikçe daha rahatsız edici, daha karanlık bir hal alıyor. Okudukça insanın içini daraltan, yer yer ürküten, düşündüren ve üzen bir kitap. Ana karakterimiz Yeong hye’nin başına ne geleceğini merak ede ede kitabı birkaç saat içinde bitirdim ama sindirmesi çok daha uzun sürdü. Hikaye oldukça sade bir yerden başlıyor. Sıradan, uysal bir kadın olan Yeong hye bir gece korkunç bir rüya görüyor ve ardından birden et yemeyeceğim diyor. Bu karar ilk bakışta basit bir tercih gibi görünse de kısa sürede bir kopuşa dönüşüyor. Rüya, Yeong hye’nin bedenine ve hayata tutunma biçimine yerleşiyor. Rüyalar devam ettikçe onun insan olmakla kurduğu bağ da giderek zayıflıyor. Kitap üç bölümden oluşuyor ve her bölüm Yeong hye’ye başka birinin gözünden bakıyor. Yeong hye’nin kendi sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Bu tercih bile başlı başına çok şey söylüyor. İlk bölümde olayları Yeong hye’nin kocasının gözünden okuyoruz. Kocası, onunla iletişim kuramayınca çözümü ailesine haber vermekte buluyor. Bir aile yemeğinde Yeong hye adeta kuşatılıyor. Et yemeye geri dönmesi için herkes baskı yapıyor. Burada mesele ikna etmek değil, boyun eğdirmek. Özellikle babasının, yetişkin bir kadın olan kızına zorla et yedirmeye çalışması ve karşı koyduğunda ona tokat atması, aile içinde ne kadar kolayca sertliğin ve erkek otoritesinin normalleştirilebildiğini gösteriyor.
1000Kitap
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma