sleyna

sleyna
@sleynasen
| | |
5/10
·168 syf.··
2021 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 21:29
Bir yankesicinin yaşamına tanıklık ediyoruz kitabın adından da tahmin edileceği üzere. Zaman zaman geçmişte yaşanan olayların üzerinden geçiyoruz, çoğunlukla da kurgusuyla hiç zorlamayan son derece duru diliyle yaptığı yankesiciliklere eşlik ediyoruz. Bu kadarının bile kitabın arka kapağına yazmaya yeteceğini düşünüyorum ama aksine Doğan Kitap daha da kitabın yarısından sonrasını yazarak bir son sahneyi söylemekten geri kalmış. Zaten yüz altmış sayfalık kitap, izin verseydin biz okuyuverseydik. Eğer kitap okumada yeniyseniz hoşunuza gidebilecek aksi taktirde çok yavan kalacak bir kitap olacağını düşünüyorum. Çok rahat sizi yormayacak bir okuma olur, elbette sıkılmazsanız. En kötü yanı kitabın elimizdeki çevirinin de bir çeviriden çevrilmiş olması. Ne yazık ki orijinal dilden değil, İngilizce'den çevirisini okuyorsunuz. Özet anlatmayacağım doğal olarak ama beğendiğim noktaları da dillendirmeliyim. Kizaki'nin anlattığı köle ve onun kaderini yazan ve yöneten asilzade arasında geçen hikayeden başlayacağım. Sayfa 108'de anlatılmaya başlıyor. Çocuğun başına gelecek her şeyi planlayan, iyilik veya kötülük her şeyi önceden yazan çizen ve uygulayan ve her şeyiyle bundan zevk alan aristokrat bana öyle geliyor ki maalesef hala birçok yerde yaşıyor. Bir diğeri de dili, dini, mesleği, görüşü ne olursa olsun karşımızdakini insan olarak görmemiz, onun da bir kalbi olduğunu fark etmemiz farkındalığı. Kitap okumanın da en güzel yönlerinden biri de bu sanırım. Tabuları yıkması, farkındalıklar oluşturması. Ama gene de kitap bitince çalınan cüzdanlar, binbir emekle kazanılan paralar insanı gene düşündürüyor. Tavsiye edeceklerim listesinde kendine iyi bir yer edinen bir kitap olmadı ama okuduysanız -aynı veya farklı hiç fark etmez- sizin de görüşlerinizi almak ister, iyi okumalar
Edebiyat
HırsızFuminori Nakamura · Doğan Kitap · 2017359 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tezer Özlü - Çocukluğun Soğuk Geceleri
10/10
·67 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 14:59
Türk edebiyatının nostaljik prensesi. Bu kitapla tanışmıştım yazarla ve yıllar sonra tekrar okuyarak daha önce fark etmediğim düşünceleriyle, anılarıyla karşılaştım. Seni okumaktan hiç vazgeçmeyeceğim Tezer Özlü. Kitapta özellikle mekan, çevre betimlemeleriyle fazlasıyla karşılaşıyor, yazarla beraber dolanıyoruz sokaklarda. Kendi anılarını yazdığı için ailesine, çocukluğuna, gençliğine, evliliklerine gidiyoruz. Zaman geçişi ani olabiliyor. Geçmişten bahsederken bir anda günümüze geliyoruz, sonra bir bakmışsınız gene çocukluğun soğuk gecelerindeyiz. Evlenme anına da boşandığını öğrendiği ana da bilhassa akıl hastanesi süreçlerine, orada çalışanların yaptıklarına, psikolojisine, acılara saplantılara, bunalımlara ortak oluyoruz. Her kitabında olduğu gibi "ölüm" düşünceleri mevcut ki intiharını da anlatıyor. "Yalnızlık" da vazgeçmediği bir konu, geçmişe özlemle bağlıyor sıklıkla. Kitaplarında kullandığı şimdiki zaman kipi o kadar etkili ki ben de incelememi onun gibi sürdürüyorum. Hayalet Oğuz ile kısacık da olsa gene karşılaşıyoruz. Sanki geçmişteki bir dostumla karşılaşmışım gibi mutlu ediyor beni. Tezer Özlü kolay okunan bir yazar değil bana göre. Ama bu okunmayacağı anlamına gelmez. Aksine okuyun, üzerine tekrar okuyun ve tekrar okuyun. Çünkü her seferinden farklı bir nokta gözünüze çarpıyor. Öneri listemin zirvelerine oynayan kadın, tavsiyemdir.
1000Kitap
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2020 20:42
Kitabın adı konusunu en net şekilde özetliyor zaten. İlk bölümde ölüm haberinin arkadaşları tarafından alınışıyla başlıyoruz. Tuhaftır ki -en azından bana öyle geldi- İvan İlyiç'in ölümü ilk olarak "İyi ki ölen ben değilim, o." düşüncesiyle karşılandı ve ardından yerine göz koyuldu. Hatta en yakın arkadaşı sırf toplumda alışılagelmiş bir davranış olduğundan taziyesini yaptı, sonrasında eğlence gecesine devam etti. Bu şaşkınlığı attıktan sonra kitabın kalanında İvan İlyiç'in küçük bir biyografisine değiniyoruz, kah üzülerek kah acıyarak. "Hayatı olması gibi yaşadım mı?" düşüncesi yiyip bitiriyor içini İvan İlyiç'in. Hastalığın kapıya dayanması ve ölümün haberini vermesi psikolojik olarak çok değiştiriyor onu. O kibar, alttan alan, karısının kaprislerini bile duymazdan gelip kendini işine adayarak bu işten en zararsız şekilde çıkan karakterimiz ölüm korkusuyla hırçınlaşıyor, kendini değersiz görüyor, hatta çevresindeki herkesi rahatsız ettiğini düşünüyor. Her "ölüm" temalı düşüncesinde "Daha nasıl yaşayabilirdim ki bu hayatı? Nasıl yaşanması gerekiyorsa öyle yaşadım? Yaşamadım mı yoksa, yaşadım, yaşadım." ikilemlerini görüyoruz. Bir yandan ailesinin de onun her geçen gün görmezden gelişini, hasta yatağındaki adamı bırakıp tiyatrolara, eğlenmelere gidişlerine de şahitlik ediyoruz. Aslında kitabın çoğunda İvan İlyiç'in ölüm yolunda olanları işliyoruz. Dili itibariyle oldukça sade, süssüz Tolstoy gene toplumun değerlerine değiniyor, bilhassa ölüme. Bazen uzun cümleler beni tekrar cümlenin başına itti daha iyi kavramam için. Bu da orijinal halden mi çeviriden mi kaynaklanıyor bilmiyorum. Bir gününüzü alacak, bir çırpıda bitirilecek, bitirdikten sonra da kendini düşündürtecek kısa bir roman. Tolstoy her zaman tavsiyemdir.
1000Kitap
İvan İlyiç’in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201961,1bin okunma
9/10
·441 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 13:52
RUDİN Turgenyev'in okuduğum ilk eseri olmakla beraber onun da yazdığı ilk eseri. Sade, anlaşılır bir dille başladığı romanına sonradan kitaba ismini de veren karakterimiz Rudin dahil olunca başlıyor imgeler, betimlemeler, onun hakkında düşünceler... Günümüzde de fazlasıyla karşılaştığımız, Turgenyev'in de dediği gibi "Çok zeki, lüzumsuz bir adam." Gerçekten zeki, aydın. Temelini başkalarından aldığı düşüncelerini çok yetenekli olduğu hitabet sanatı ile birleştirdiğinde dinledikçe daha da çok dinlemek okumak istiyorsunuz onu. Bilhassa dostu Lejnev'in onu anlattığı bölümleri bir daha bir daha okudum Rudin'i daha iyi anlayabilmek için. Sonu şaşırttı açıkçası beni ama oldukça doğru bir sonla bittiğini görüyorum üzerine düşündükçe. Rudin istese yalandan samimiyetle, hoş sözlerle çok iyi yerlere gelebilirdi. Yoksulluğu atabilirdi hayatından ama istemedi, olduğu gibi kalmak istedi. Bu durumu da hiçbir işe yaramadım, diyerek ifade etti. Kitabın sonundaysa bu düşünceleri, bu hitabetiyle bu davranışlarıyla olması gereken yerdeydi. Geç oldu ama tam oldu. Ben Turgenyev'e bu aydın kişiliğiyle insanları kolay etkileyen, kendine hayran bırakan, dinledikçe dinleten kişilerin içlerinde bambaşka olduğunu fark ettirdiği için teşekkür ediyorum. Bakmayın okunmasının bu kadar az olduğuna, okuyun lütfen. Hep okuyun. İLK AŞK Büyük bir tavsiye üzerine almıştım bu kitabı bilhassa bu kısım için. Bitirdikten sonra boşluğa bakarak düşündüren bir roman oldu. Yüreğimde ağırlığını da hissettim ama 'aşk' denilen şeyi gene de bir tanıma ifadeye götüremedim. İsminden de anlayacağınız üzere ilk aşklarından söz eden arkadaşlardan birinin bunu yazılı ifade etme isteğine karşın kağıda dökülmüş satırları okuyoruz oldukça akıcı, sade bir dille. Aşık olunca göze inen perdeyle, yeri geldiğinde o perde kalksa
1000Kitap
Rudin - İlk Aşk - İlkbahar SelleriIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019994 okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Eserin isminde bulunan "doktor" ifadesinden hasta-doktor ilişkili bir durum var diye tahmin etmiştim sanki her doktor ünvanına sahip insanın hastayla birebir iletişime geçecekmiş gibi ama doktorumuz bir fizyolojist. Hayali Quiquendone kentinde "aydınlatma" çalışmaları yapan bir fizyolojist doktor. Kentimiz de bir o kadar durgun, adrenalin yükselmesi yaşamayan, sessiz sakin durağan geçinen bir halka sahip. İyice düşünen, hayatını birleştirecek insanla on yıl süresince tanışıp öyle evlenen, yangın var ama ne yapabiliriz bir oturup düşünelim diyen bir başkana sahip bir kent. Jules Verne okumadığımdan dili tanıdık değildi bana fakat ağır değil. Tasvirler olay örgülerinden daha ağırlıklı olduğu için düşünmeye iten, sonunu heyecanla beklediğim, bir gün gibi kısa bir sürede okunup bitirilebilecek güzel bir eser. Tavsiye edilir.
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma