Yaratıcılık niye böylesine zor? Ve niye bu kadar çok cesaret gerektiriyor? Yaratıcılık basit bir şekilde ölü biçimleri, tükenmiş sembolleri ve yaşamını yitirmiş mitleri feshedip atmak değil mi? Hayır. Joyce'un metaforu çok daha net: İnsanın ruhunun örsünde dövmesi kadar zır. Gerçekten şaşırtıcı bir bilmeceyle yüz yüzeyiz.
Biz seçimle yüz yüzeyiz. Dayanaklarımızın sarsıldığını hissedince kaygı ve panik içinde geri mi çekileceğiz? Tanıdık sularda demir taramanın ürküntüsüyle kaskatı kesilip, tutukluluğumuzu duygusuzluğumuzla mı örtüp saklayacağız? Böyle davranırsak geleceğin biçimlendirilmesine katılma şansımızdan feragat etmiş olacağız. İnsan varlığının ayırt edici özniteliğini elden kaçırmış olacağız: Kendi evrimimizi, kendi farkındalığımızla etkileyebilmeyi. Tarihin kör silindirinin önüne uzanıp, geleceği daha insanca ve adil bir toplumun kalıbına dökme şansımızı yitireceğiz.
''geriye dönülemeyecek nokta''yı bulmam gerektiğini düşünüyorum. Pavese'nin bahsettiği uçurumlar var ya, karşılaşıldı mı ince ince hesap edilip dibine inilecek uçurumlar, fazla zaman geçirildi mi birden insanın ayağının altında açılacak uçurumlar, insanın inmediği de düştüğü uçurumlar, insan seçmediği de seçildiği tutkular, başına getirmediği de başına gelen ölümler.