Tarih, nesil ve kapı, bu üçlü yapının veçhidir. Bu üçlü yapının tarihsel karşılığını anlayabilmek için nesilleri belirli aralıklarla tasnif etmek gerekir.
Bu isimlendirmeler slogan değil, sosyolojik okumadır.
Aşağıda ifade edeceğimiz tarih aralıkları, merkez çeper sistem kırılmalarının zaman içindeki izdüşümüdür.
1600 ile 1800 arası Atıl Nesil dönemidir.
1800 ile 1900 arası Algı Nesli dönemidir.
1900 ile 2000 arası Ani Nesil dönemidir.
2000 sonrası Atak Nesil dönemidir.
Bu tasnif, merkez çeper sistem kırılmalarının tarihsel karşılığıdır. 2030 sonrası ise henüz adı konmamış yeni bir eşiğin başlangıcıdır. Başlangıçlara hazırlıksız yakalanmamak adına tarih, bu eserde yine gelecek biliminin aleti olacaktır.
Atıl nesil, merkezin ne olması gerektiğini sorarken merkezin kayboluş sürecine de tanıklık eden nesildir. Algı nesli, etrafında olup biteni anlamaya çalışırken kendi çeperini kaybeden nesildir. Ani nesil, her şey birbirine girdikten sonra ne sistemle ilişkisini koparabilmiş ne de sistem içindeki yerini belirleyebilen nesildir. Atak nesil ise merkezi, çeperi ve sistemi tanımlayamayacak hâlde fiiller üretmeye başlamış nesildir.
Domuz eti yemenin haram olduğu hükmü genel bir hükümdür. Açlıktan ölmek üzere olanın yiyecek başka bir şey bulamadığı durumda domuz eti yemesi farz olur. Zira canı korumak
domuz eti yememekten daha önemli ve dinidir. Burada genel hükmü tersyüz eden şey ortaya çıkan "hal" dir. Eğer insanların halleri bilinmeden genel hüküm "her halde" onlara telkin edilecek olsaydı bu ilim değil, slogan dediğimiz şey olurdu. Sloganlaşan bir fıkıh oksimorondur.
"En üzücü yanı ne, biliyor musun? Uşaklarını özgür olduklarına ve onlar için belirledikleri hedefin kendi seçimleri olduğuna inandıryorlar. Ve bunu medya aracılığıyla yapıyorlar ... Ve zaman zaman ortak çıkar ... ilerleme ... adalet. .. gibisinden demokrasiyle çeşnilendirilmiş birtakım sözleri slogan olarak kullanıyorlar ... " ·
Hoş yani... Çoğusu müslüman olan bir toplumda "Allah en büyüktür" cümlesinin Arapça'sını telaffuz etmek, hapis gerektiren bir "slogan"a dönüştürülerek kriminalize ediliyor.
Weber'in fikirlerini anlamak zor olduğu gibi, onun izahına göre cemiyeti değiştirmek de çok zordur. Bu iki nokta göz önünde tutulunca, bunun gibi fevkalade önemli bir şahsiyetin Türkiye'de hiç tanınmayışı kolayca anlaşılır. Siyasi eylemciliğin sosyolojik düşünceye hep ağır bastığı bir ülkede ancak Marx, fakat o da slogan ve beyanname seviyesinde şöhret bulabilirdi.