8/10
·96 syf.··
2026 169. kitabı
Hayallerinden Asla Vazgeçme: Sen Harika Bir Çocuksun #okudumbitti Bir çocuğun omzuna usulca dokunup “Ben buradayım, yapabilirsin” diyen bir kitap. Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve yine aynı şeyi düşündüm: Kalemi çok yumuşak ama etkisi çok güçlü. Slogan gibi konuşmadan, parmak sallamadan, çocuğun dünyasına girip onun diliyle cesaret veriyor. Her hikâyede farklı bir hayal, farklı bir mücadele var; ama hepsinin sonunda çocuğa kalan şey şu oluyor: “Korksam da deneyeyim. Küçük de olsa bir adım atayım.” Benim en sevdiğim tarafı, “başarı”yı sadece sonuç gibi göstermemesi. Bazen bir çocuk için en büyük zafer; fikrini söylemek, ilk kez arkadaşının yanına gidip “oynayalım mı?” demek, hata yapınca kendine kızmak yerine tekrar denemek… Kitap bunu o kadar doğal anlatıyor ki, okurken içten içe “Bu cümleleri her çocuk duysa keşke” diye geçirdim. Dili akıcı, bölümler kısa ve temposu iyi; özellikle sınıfta okuma saati ya da uyku öncesi birkaç sayfa için çok uygun. Üstelik sadece çocuğa değil, ebeveyne de küçük bir hatırlatma yapıyor: Çocukların hayallerini büyüten şey bazen büyük konuşmalar değil; duyulmak, anlaşılmak ve güven görmek. Eğer çocuğunuzun kendine güvenini besleyecek, “Ben değerliyim” hissini güçlendirecek, hayal kurmayı yeniden parlatacak bir kitap arıyorsanız, bu seri gerçekten güzel bir seçenek. Peki sizin (ya da çocuğunuzun) en büyük hayali ne? Yorumlara yazın, birbirimize ilham olalım. @teraskitap #hayallerindenaslavazgeçme #senharikabirçocuksun #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Hayallerinden Asla Vazgeçme: Sen Harika Bir ÇocuksunEllen Mills · Teras Kitap · 20261 okunma
Puan vermedi·400 syf.·
2026 37. kitabı
Başlarını büyük keyifle ve ilgiyle okudum. Ortaları ve sonları, aksiyon türünde klasik Hollywood filmi tadındaydı. Başlarda merakla okuduğum kitap, sonlarda ilgimi kaybettiğim ve nihayet bitti dediğim kitaba dönüştü. Dipnotlarda güzel bilgiler var. O notlardan çok şey öğreniliyor. Mesela MİT müsteşarı Fuat Doğu, Fethullah Gülen'in ilişkili olduğu Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda rol oynayan Ruzi Nazar'la yakın dostlarmış. Ve Fuat Doğu, Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda aktif rol almış. Veya Sabri Yirmibeşoğlu'nun halkı galeyana getirmek için kontrgerillanın bazı şeyler yaptığını itiraf ettiğini öğreniyoruz. Çatlı, Yazıcıoğlu ve ülkücülerin iç karışıklıkta nasıl kullanıldığını okuyoruz... Bu ve benzeri bilgiler açısından kitap iyi ki okudum dedirtti. Olumsuz intiba bırakan şeylerden biri; öğrenci ve öğretmenlerin de diğer kesimler gibi, siyasetle ilgilendiği cümlelerin çok olması. Toplumu, ülkeyi felakete sürükleyen yaklaşımlardan olduğunu düşünüyorum, özellikle öğrenci ve öğretmenlerin siyaset yapmasını. Siyasi slogan ya da pankart, öğrenci ve öğretmenle nasıl bağdaştırılabilir? Ordu gibi eğitim camiası da uzak olsun ideolojiden ama mümkün değil. Din gibi siyaset de insanı sömüren kavramlardan diye düşünüyorum. Kitapta sol cenahın masumiyeti, sağ kesimin şiddet yanlısı olduğu vurgulanırken, tarafsızlığı koruyamamış olduğu söylenebilir. Tıpkı Yedi Güzel Adam dizinde Dersim olayıyla Cumhuriyet'e saldırılması gibi. Sol görüştekiler hiç mi silaha sarılmadı hiç mi şiddet uygulamadı hiç mi hırsızlık ahlaksızlık yapmadı? Hayır diyenler, modern masallar dinlemeye devam etsin. Ne sağ ne sol, iki kesim de boyunu aşan ölçüde pisliğe batmış. En güzeli apolitiklik ve çöplükten uzak durmak diye düşünüyorum. Bölen, parçalayan, çürüten vs vs siyaset değil mi?
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,103 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·283 syf.··
2025 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 00:00
Mustafaİnan Bu kitap bir biyografi değil. Sessizliğin, çalışkanlığın ve ahlâkın romanı. Mustafa İnan “büyük” olmaya çalışmıyor, sadece işini ciddiye alıyor. Gösteriş yok, vitrin yok, slogan yok. Bilgiyle yaşamak var, bilgiyi namus gibi taşımak var. Oğuz Atay burada bağırmıyor. Sakin, saygılı ve derin konuşuyor. Ve insan ister istemez şunu soruyor: Bu ülkede neden en dürüst olanlar en az görünür? Kitabı bitirdiğimde içimde bir mahcubiyet kaldı. Çok konuşup az derinleştiğimiz için. Çok görünüp az emek verdiğimiz için. Bu roman, gürültüsüz insanların hikâyesi. Ve belki de en çok onlara ihtiyacımız var. oğuzatay Bence Oğuz Atay bu kitabı yazar gibi değil, tanık gibi yazmış. Süslememiş, edebiyat yapmaya kalkmamış. Kendini geri çekmiş, Mustafa İnan’ı öne almış. Cümleler gösterişli değil ama dürüst. Duygu var ama ajitasyon yok. En çarpıcı tarafı da şu bence: Hiç kahramanlaştırmadan, kahraman yaratmış. Abartmadan, büyütmeden, insanı utandıracak kadar temiz bir hayat anlatmış. Kısacası Atay bu kitabı yüksek sesle değil, başını eğerek yazmış. Ve o yüzden çok etkili.
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Puan vermedi·558 syf.··
2026 29. kitabı
Bir imparatorluğun son nefesini izlemek, bazen tarih kitabı okumaktan daha ağır gelir; çünkü tarihte sayı olan insanlar, romanda yüz kazanır. Elveda Güzel Vatanım, okuru Osmanlı’nın çözülme yıllarına, İttihat ve Terakki’nin gölgeli koridorlarına, ideal ile ihanetin birbirine karıştığı o sert döneme götürür. Burada sadece devlet yıkılmaz; inançlar, dostluklar, gençlik hayalleri ve “vatan” denilen büyük kelimenin içindeki masumiyet de çatırdar. İnsan bir yere kadar davasını taşır, sonra dava insanı taşımaya başlar; asıl kırılma da orada başlar. Romanın merkezinde Şehsuvar Sami vardır. Gençliğinde büyük ideallerle yola çıkan bu adam, zamanla hem siyasi mücadelenin hem de kendi iç hesaplaşmasının ortasında kalır. Ester’e yazdığı mektuplar, sadece bir aşkın izleri değildir; aynı zamanda geçmişe açılan bir iç mahkeme gibidir. Bir yanda memleketi kurtarma arzusu, diğer yanda bu uğurda kaybedilen insanlar, susulan gerçekler ve insanın kendi vicdanına yenildiği anlar vardır. İttihatçıların dünyası burada kahramanlık posteri gibi değil, kanı, korkusu, inancı ve yanılgısıyla anlatılır. Bu eser, vatan sevgisini süslü bir slogan gibi değil, insanın sırtına yüklenen ağır bir emanet gibi gösterir. Çünkü bazen insan en çok sevdiği şey uğruna kendinden eksilir. Şehsuvar Sami’nin hikâyesi de tam burada etkili olur: Bir dönemin siyasi çalkantısı, tek bir insanın kalbinde kişisel bir enkaza dönüşür. Roman ilerledikçe “kim haklıydı?” sorusundan çok “bu kadar büyük davaların içinde insan ne kadar insan kalabilir?” sorusu öne çıkar. En güçlü tarafı, geçmişi kuru bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp vicdanı olan bir zamana dönüştürmesidir. Her sayfada biraz hüzün, biraz pişmanlık, biraz da geç kalmış bir veda hissi dolaşır. Bu yüzden metin yalnızca Osmanlı’nın son dönemini değil,
Hayata Dair
Elveda Güzel VatanımAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201514bin okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 20:23
Vatan sağ olsun, kutsal bir slogan olmaktan çok acının, kaybın ve sorgulanmayan toplumsal alışkanlıkların ironik bir özeti gibi. Aziz Nesin, insanların çoğu zaman düşünmeden tekrar ettiği sözlerin arkasındaki çelişkileri göstermeye çalışmış. Bu yüzden eser, yalnızca bir mizah kitabı değil; aynı zamanda vicdanlı bir toplumsal ayna vazifesi yüklenmiş.
Vatan SağolsunAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2017412 okunma
Geçmişten Günümüze bir bakış
Puan vermedi·
“Ağlatı” bir roman değil; Mahmut Makal’ın yaklaşık kırk yıla yayılan gazete ve dergi yazılarından oluşan bir seçki. Ama kitabı okurken parçalı bir arşiv değil, tek bir uzun iç döküm okunuyormuş hissi oluşuyor. Mahmut Makal’ın en güçlü tarafı, gözlem yaparken edebiyatla gazetecilik arasındaki çizgide durabilmesi. Yazılar yalnızca dönemin sosyal meselelerini belgelemiyor; insanın iç dünyasını, Anadolu’naki değişimi ve yavaş yavaş aşınan hayatları da kayda geçiriyor. Bu yüzden kitap tarihsel bir belge gibi okunabileceği kadar, edebi bir tanıklık olarak da okunabiliyor. Metinlerde sürekli hissedilen şey, Cumhuriyet sonrası Anadolu’nun bitmeyen dönüşümü ve buna rağmen değişmeyen bazı kaderler. Köy, yoksulluk, bürokrasi, eğitim, yalnızlık, göç, yozlaşma… Makal bunları slogan diliyle değil, yaşamın içinden gelen ayrıntılarla anlatıyor. En etkileyici yanı da burada zaten: büyük laflar etmeden büyük bir memleket panoraması kurabiliyor. Kitap boyunca bir “kırgınlık tonu” var. Ancak bu kırgınlık öfkeli değil; daha çok uzun yıllar boyunca aynı yaralara bakmış bir insanın yorgunluğu gibi. Bu yüzden adı çok anlamlı geliyor: Ağlatı. Çünkü kitap insanın içinde ağır bir sızı bırakıyor. Dili sade ama güçlü. Bazı yazılar birkaç sayfada bile bir roman atmosferi kurabiliyor. Zaten Makal’ın etkisi burada ortaya çıkıyor: kısa gözlemlerden büyük insan hikâyeleri çıkarabiliyor. Bugün okunduğunda en çarpıcı taraflarından biri de şu: yazıların önemli kısmı yıllar önce yazılmış olsa da anlattığı meselelerin çoğu hâlâ güncel hissediliyor. Bu da kitabı yalnızca nostaljik bir seçki olmaktan çıkarıyor. Benim için Ağlatı, yalnızca bir makale derlemesi değil; Türkiye’nin taşrasına, insanına ve yıllar içindeki değişimine tutulmuş uzun soluklu bir hafıza kaydı gibi.
AğlatıMahmut Makal · Literatür Yayıncılık · 201517 okunma