İnsan bu. İyi olması da kötü olması da kendi özüne ve içinde bulunduğu şartlara bağlı. Şartlar kötüleştikçe kötülük de artıyor. İnsanoğlu dayanışmayı içselleştiremiyor bir türlü.
Leyla ile Mecnun arasındaki aşk başlayınca hem aralarındaki aşk açığa çıkmasın hem de sohbet edebilelim diye Mecnun çeşitli yollara başvurur. Bazen ezberlemesi gerekenleri unuttuğunu söyler ve Leyla ile çalışır, bazen Leyla gülsün, yanlış yazdığını söyleyip kendisiyle konuşsun diye bilerek hatalı şeyler yazardı.
Kasten unuturdu dersin ol zâr
Leyla'ya derdi ey vefâ-dâr
Hıfz-ı sebak etti bağrımı hûn
Benden bilürem bilirsin efzûn
Ben bilmediğim bana okutgil
Dersim okuyam kulak tutgil
Çün levhalar üzre hat yazardı
Amden hattını galat yazardı
Yani ki hata tevehhüm ede
Ol gül açılıp tebessüm ede
Güftâra gelse ki bu galattır
Terk eyle hılâf-ı resm-i hattır
Ola sebeb-i tekellüm-i yâr
Fehm etmeye müdde'âyı ağyâr
Yaşam, insanın içinde yüzdüğü bir okyanustur. İnsan onda ya tahta tepip düdük çalar ya da boğulup gider. Nedir, yaşamın kaynaklarını kirletmemek, bizi harekete getiren aklı bozmamak insanın kendi elindedir.
Henry Miller bir açıklamasında şöyle der; Hiçbir zaman yaşamın güzelliğini yinelemekten bıkmadım. Kötü olduğu zamanlarda bile. İnsanlar beş para etmese, bir yaşam bozuğu olsa da yaşam güzeldir.