Adeta bir erkek derecesinde hüner ve bilgi edinmeye uğraşıyorum. Evlerde vakit geçirmek için icat edilmiş kadın eğlenceleri içimdeki sıkıntıyı tamamıyla def'e artık yetmiyor. Sporculuğa, erkeklere has sayılan eğlencelere kalkışıyorum. Bir Türk kadın için böyle şeylerin yapılması değil, belki akla getirilmesi bile cürettir. Fakat ne yapalım? Bizi adet birçok şeylerden ayrı tutuyor, yoksun ediyor ama tabiat etmiyor. Tabiat bize de faaliyete muhtaç bir beyin, sinirler ve kaslar vermiş... Bunlar işlemek ister... Bir vücudun tembelliğe mahkum kalmasından doğacak fenalıklar saymaya lüzum yok. Umumi sağlıktan, çocuk sağlığından söz edildiğini belki işitmişsinizdir. Lakin memleketimizde kadın sağlığına dair söz olduğunu hiç duydunuz mu? Yoktur. Bunu kimse düşünmez. Böyle şey akla bile gelmez (...) Beyefendi kız kardeşiniz, anneniz akşama kadar evde nasıl vakit geçiriyorlar, hiçbir gün bun düşünmek zahmetine katlandınız mı? Hayır... hayır... bin kere hayır... Kanun-ı tekamüle dair kafa yordunuz. Darvinizmi tetkik ettiniz. İrade-i cüziye meselesi için yoruldunuz. Çekim kanunu... Fizikte Carnot prensibini düşündünüz. Size bu kadar uzak olan şeylere zaman ayırdınız. Fakat size o kadar yakın bulunan anne ve kız kardeşinizin evdeki hayat tarzlarının sıhhatleri üzerine olacak tesirleri hiç aklınıza getirmediniz... Çünkü onlar adeta o tarzda hayatlarını geçirmeye mahkumdur, dediniz. Artık ötesini düşünmediniz.