Samet

Samet
@smetym
naçizane kısacık ömürlerinizde yalana yer vermek sizi hayli yoracak, biraz hakikatli ve dürüst olmanın kimseye bir zararı dokunmaz.
Yok ol
yoruldum. roman misali heyecanlı; kasveti bol yaşamdan. gaflet gömleği yakışmış! kim hesap sorabilir ki paşamdan? epey kendinden emin, altında betondan zemin, dilinde haybeden bir yemin! bir sağa, bir sola sallıyor nefretini. sen öyle sanıyorsun lakin paşam; bu kin karşılamaz kefaretini. tut cebinde, ya da yut beklentilerini. çok oldu haberin yok! yüklendin omzuna tavrının sefaletini. ya yol yakınken dön, ya yatsı gelmeden sön. yoksa ben dahil hiç kimse; tahmin bile edemeyecek felâketini. yoruldum paşam. yorma sende daha fazla. yine ağırdan sat kendini ama; pek kimse çekmez seni bu nazla. hadi gazla, kaybol gözümün önünden. kir akıyor yaş diye; timsah misali gözünden. sadece can yakıyor; anlamı da yok, pespaye sözünden.
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
kurtuluş
duruldum. her ne kadar engin denizlerin hızla sürüklediği gemiler misali karşı koymaya çalıştıysam da kadere; artık çok yoruldum. oysa; nihayete erdirmek için tüm emellerimi, ihtiyacım olan kudreti kendimde hep bulurdum. sürekli bir oraya, bir buraya savurdu nasibin heybetli rüzgârı! ama yılmadım, benim olanı benden alana hesap sormak için yola koyuldum. gezdikçe gezdim, gördükçe gördüm. tecrübeyle yoğruldum, gerçeklikle doğruldum. bazen kayboldum, bazen bulundum. kimi zaman unutuldum, kimi zaman uyutuldum. bakmadım hiç nedir diye; yalan da olsa nezaketi boş verip bahşedilen en güzel köşeye kuruldum. içini dolduramayacağım kalıplara da konuldum ama; yakışmadı üzerime, emanet durdu, çünkü yoksuldum. anladım sonunda neyim ben; sadece hiç bir şey! dünümden, bu günümden, yarınımdan kurtuldum...
Şiir
Meğer
tersine gidiyor bütün yollar. olanaklar azalıyor; hepsi büsbütün hata. içinden çıkılamayacak kadar çok hemde! matemim ve yakarışım her an çoğalmakta. sensizlik diyarı; meğer ne ıssızmış. sensiz kalmak meğer; ne kadar yalnızlıkmış...
Şiir
Nehir
uzun bir yoldu yürüdüğüm. hayli çimenli, dikenli ve taşlıydı. seviyorum bu nehrin kenarındaki; yarısı toprakla bütünleşmiş kayayı. ara sıra suyun üzerinde zıplayan balıklar da var! gökyüzü şehirdeki gibi değil, anlatması çok güç, burda bir başka sanki güneş. çok farklı hareket ediyor bulutlar. gürültüden uzak, sessiz sedasız. belki bir kaç çekirge, bir kaç kuş; bozuyor bu ahenkli edasını ama, beni çeken yegâne dürtü; muhtemelen budur. insan; temenni ve minnet eşiğinde mahsur kalmış. bir yaşama hevesi tutturmuş dilinde; sonu huzurdan uzakça bir rüyaya dalmış. uyanır mı bir gün? bilmem. ama bildiğim bir şey var ki; hayat denen mezat çok başka olay. ah şu nehir... nasıl da akıyor gürül gürül. ne kederi var ne tasası sanırsın. muhtemelen o da bir şeylerden şikayetçidir. ama sormaya ne hacet? dili olsa da cevap vermezdi bize.
Şiir