Kusursuz olmamakta bir sorun yok ve tuhaf olmak da iyi. Neșelenmek zorunda değilsiniz. Bugün belki iyi
iş çıkarırsınız belki çıkarmazsınız. Her türlü deneyim olacak. Bunda da bir sorun yok.
Onun beni uyurken seyretmediğine emin olduğumu, onu hiç uzun uzun õpmediğimi, çok istediğimi ama bir şeyin beni hep durdurduğunu ve bir gün bu sevdadan vazgeçtiğimi. Çünkü sen birine bir șey uzatırken karşındaki de aynı anda elini sana uzatmazsa o șeyin yere düşüp kırılacağını, çünkü onun da beni uzun uzun öpmediğini, evlendikten sonra bir yıl kadar sūren denemelerimizi saymazsak hiç sevişmediğimizi, Orhan'ı daha fazla utandırmamak ve ona yetersiz olduğunu hissettirmemek için hakkında tek kelime etmeden ona dokunmam ve onun da bana dokunması konusunda hevesli görünmekten vazgeçtiğimi, onunla aynı evde yıllarca iki arkadaş gibi yaşadığımızı...
Hele bu ertesiler yok mu ertesiler? Bu ertesiler, o kendilerini bir şey sanan insanlara benzerler. Sanki devam ediyorlar. Sanki bir bayramı, bir oh deyişi, bir sevişmeyi, bir sulhu, bir özgürlüğü, bir oyunu, bir aşkı, bir kardeşliği, bir dudak dudağa, bir anlaşmayı devam ettiriyorlar, yalancılar!
"Birini sevince, o sevgiyi anons edince tamam sanıyoruz. Heves lazım, tamam, köpek gibi aşık olmak da lazım, illa
ki başın dönecek, aklını yitirecek gibi olacaksın, onsuzluğu hayal edemediğin biçare bir hal gelecek üstüne ama bunlar uçucu, kaçıcı șeyler. Sonra çok iş var. Emek vermen lazım. Bazı șeyleri feda etmen lazım. Teslim olman lazım. Yer açman lazım, taş üstüne taş koyman lazım, Sonra o ilişkiye
gözün gibi bakman lazım, çürümesin, çökmesin, eskimesin. Ona hayatinı vermen lazım. Bunlar yoksa heves balon gibi bir şey, sönüp gidiyor."