Saçma ama uzun cümleler. Uzun sıkıntıları, acıları, çatışmaları, boşluğu, yetersizliği, anlamsızlığı, saçma gözyaşlarını iki dakika içinde aşıvermek, arkada bırakmak, bitirmek. Bunca yılı, sahte, yalan, gerçek ve gülünç bunca şeyi iki dakikada bitirdiğini sanmak; aştığını, arkada bıraktığını, sıyrıldığını sanmak. Bu kandırmaca için iki dakika çok az. Buna inanabilmek için çok daha uzun cümleler, sorgu sualler, engeller, zorluklar, suçlamalar gerekli. Bir son, son denebilecek bir oyun, bir patlama, bir deprem, sonradan iyiliğe dönüşen ağır bir hastalık. Mahkeme odasında bunlara benzer bir şeyler olmasını bekledi. Sanabilmek için. Yeniden başlayabilmek, bitirmek, atlatmak diye bir şey olduğunu sanabilmek için. Vazgeçilmiş bir şeyi büyütmek, vazgeçme anını önemsemek, gözdeki kırışıklıkları, saçlardaki yeni akları açık artırmaya çıkarmak, yaşanılan şeyi çok faiz getiren bir banka hesabı gibi sakınmak mı, yoksa dönüp arkaya bakmamak mı, ilgilenmemek mi dışkılarla? Bırakmak, vestiyerde unutulan paltoyu geri dönüp almamak mı? Yaşamına her an tanık olmak zorunda kalmak mı? Bu tanıklığı büyütüp yaşamaktan öne almak da ne oluyor?