Furkan

Kapadı kitabı. Okumak istemiyorum ki. Asıl öğrenmem gerekenin şu kitapta olmadığını biliyorum. Okumak. Doldurmak boşlukları. Ama boşluklar rastgele açılmış asfalt delikleri değil ki. Rastgele zift dökerek kapayasın. Şimdi, kendi yalanlarımı, dar sokaklarımı, korkaklığımı, tembelliğimi, bereketli bir patlamadan çok düzelmeyecek bir kambura doğru gelişen sıkıntımı, yalnızlığımı, beceriksizliğimi tanımadan, tanıyıp da üstüne gitmeden, bu kitabı okumamın bir yararı var mı? Bir şeyler öğrenmek, bir şeyleri bilmek, bir şeylere daha bilen gözlerle bakmak, biraz daha yukardan, biraz daha ilerden, güvenmek kendine ve sonra. Ama yine Serpil Hanım'ın karşısında ya da Frère Antoine'ın önünde bir kaplumbağa gibi çekeceksem ayaklarımı kabuğumun içine, yürüyecek ilerleyecek yerde, koruyucu kabuğumun gölgesinde kahramanlık düşleri göreceksem...
Sayfa 90 - İletişim Yayınları
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Daha önceleri bildiğim, bildiğimi sandığım şeyleri kurcalamanın zamanı. İstemenin, bilmenin yeni anlamlar kazanmasının. Bilmenin, istemenin yeni başlayacağını , bu yeniye emekleyerek de olsa başlamak gerektiğini, kendisini buna zorlayan bir şeylerin varlığını, hiç düşünmemiş olduğu şeylerin varlığını, onu bu noktaya getirmiş olan eski istemelerin, bilmelerin altında yatan zorlamanın varlığını, neyin ne olduğunu anlamanın zamanı. Yoksa kolum takılır bir yerlerde. Onu bu noktaya getirmiş olan bilmeyişlerden, düşünmeyişlerden silkinmenin, şimdiye dek, Hilton Oteli Beşiktaş'a nasıl yabancıysa kendisine öylesine uzak olan "niçin"leri bilmenin zamanı. Yoksa hep bilmemek, düşünmemek, bir şaşkın ördek gibi, şaşkın ördekliği kendi seçen bir ördek gibi yüzmek, sağa sola -sazlar arasında, hep aynı göl parçasında uçuşmak.
Sayfa 85 - İletişim Yayınları
Türk Edebiyatı
Kolay değildi o kitabı okumak, hele anlamak. Bu kitabı ancak evde, büyük bir sabır ve ısrarla, dikkatle okursa anlayabileceğini biliyor, ama yapmıyordu bunu. Koltuğunun altında gezdiriyordu öyle, öyle anlamadan ve okumaya fırsat bulamadan. Anlamsız ve yararsız. Üniversitede doğru dürüst bir şey öğrenemediğini biliyor, bu eksiği tamamlamak için söylenmekten öte pek de fazla şey yapmıyordu. "Eksik"lerin ne olduğunu tam bilmiyordu aslında. Eksiklerin uzağındaydı. Tam ve "bütün"lere varmasına zaman vardı. Eksikliği, boşluğu yalnız başına, durduğu yerde, hiçbir olaya bulaşmadan tamamlayamayacağını biliyor, koltuğu altında Hegel, Husserl, Marx, Heidegger gezdirerek, dolması gereken boşluğun her an aklından çıkmamasını sağlıyordu, bir bakıma; daha doğrusu sağladığını sanıyor, eksiğini bilenlerin üstünlük duygusuyla bakıyordu çevresine. Bu kitapları okumayanlara, okumayı düşünmeyenlere, onların umutsuz boşluklarına bakarak sevindiriyordu kendini, umutlandırıyordu biraz da. Bir gün ansızın gökten, "Deus ex machina" gibi bilgilerin ve doğruların inivericeğini, içindeki çölü yeşertivericeğini bekleyecek kadar akılsızdı. Akılsızlığın, anlamsızlığın, yararsızlığın, boşa giden, aslında boş olan zamanların, kandırmacaların bilincinde olmanın verdiği saçma öfkeyle doluydu. Her şeye ve herkese kızıyordu. Bu çölü çöl bırakan, yetersiz benliğini olduğundan daha yeterli sanmasını sağlayan boş kafalara, çirkinlere kızıyordu.
Sayfa 73 - Elâ, İletişim Yayınları
Ece aslında yalnız kendi için, oğlanlar beğeniyor sansa da sadece kendi için, imrenip alamadığı, yetişemediği birçok şeye duyduğu özlemi gidermek için, eksik kalan birçok şeyi, ne olduğunu bilmediği, kavrayamadığı, anlayamadığı, ama yine de eksikliğini duyduğu birçok şeyi unutmak için, kanmak için, kandırmak için kendini, şarkı söylerdi.
Sayfa 70 - İletişim Yayınları
Türk Edebiyatı
Evli evine, köylü köyüne, evi olmayan sıçan deliğine; herkesin bir bildiği vardır oğlum; herkesin girip çıktığı bir yer vardır, herkesin tanış olduğu bir yer vardır, herkesin usta olduğu bir yer vardır, herkesin seyirci olduğu bir yer vardır, herkesin rahat olduğu bir yer vardır, herkesin efendi olduğu bir yer vardır, köpekler herkesi kovalayabilir, herkesin köpekler tarafından kovalanabileceği, kapı dışarı edilebileceği bir yer vardır.
Sayfa 57 - İletişim Yayınları
Türk Edebiyatı