Arayışcı Carlos’a hocası Don Juan, Yakui Kızılderili Büyücünün usulüyle, acemilik ile ustalık arasında bir yerde olan savaşçılığın hasletlerini sayarken, kendini kontrol, disiplin, heveslerden uzak durma ve zamanlamadan söz etmişti. Enerjimizi en çok tüketen meşguliyetimiz de, kendimize önem verişimizdir. Bu enerjinin Gaybi olanı, yani bilinmeyeni tanımaya hasredilmesi lazım geldiği için, Kızılderili savaşçının başta gelen kaygısı enerjisini özgürleştirmek ve yeniden kanalize etmektir. Bu kanalize etme işine, kusursuzluk denir. Aynı şekilde, Şeriat ile hakikat arasındaki tarikat yolunda ise, enerjimizi en çok tüketen, nefsin hep kendine yatırım yapmasıdır. Manevi arayışçı, tasavvuf savaşçısı için ise, kusursuzluk, arayışçının, içinde olduğu anın oğlu olabilmek için nefsten ve başına buyrukluktan kaçma disiplinini yakalamak demektir.
“Tevekkül,” der Şeyh Sühreverdi, “ insanın işini, hiç muhtaç kalacağım korkusu olmaksızın Allah’a emanet ettiğini gösterir. Arayışçının, her takdirin Rabb-i Zülcelâl‘in elinde olduğuna iman ettiği yakîn derecesindeki imanın neticesidir. Arayışcının Rabbi’ne itimadını, sebeplerin varlığı ya da yokluğu, hayatın neşeli ya da hüzünlü günleri değiştirmez. Arayışçı, Müsebbibü’l-Esbab’tan başka bir istinad tanımaz. Arayışçı, böylece mütevekkil olur, Tevhid hakikati ile yaşamaya başlar. İnsanın bu makama gelene kadar, sebepleri tesir sahibi olmaktan azletmesi, kendine verdiği makamı terk etmesi, kendisi bu çaba içinde fâni olması gerek tâ ki, huzur kapısının eşiğine varsın.”
Hakikate yalnızca tevekkülle erişilir, tevekküle de sadece ahlakını incelterek, kendini başına buyruk bilmemekle, masivayı terk etmekle erişilir. Ancak bunlardan sonra tevekkül gelir. “Ahlakını edinmeden yola çıkan kişi,” ders Şeyhü’l-Ekber, “istisnalar hariç, asla adam olamaz.”