Yeter ki gaflet ve cehalet uykusuna yatmış o milli heyecanı, yanardağlar gibi içimizden fışkırtacak yürek yanığını bulalım. Böylece de, yakalandığımız Moskof büyüsünü bozacak tılsımı elde edip, diriliş ve uyanışımızın zaferini, masum gençliğimizin önüne serelim.
Bugün, okumuş yazmış gençliğin, kelime ve mefhum kıtlığı içinde didiklenmiş, seviyesi düşmüş bir dilin enkazı altında nasıl ıztırap çektiği, düşürüldüğü gülünç halin içinde soysuz ve uydurma kelimelerin eteğine nasıl sarıldığı artık inkar edilemez bir hakikattir.
Fedakarlık ve misafirperverlik Türklerin genel karakterleridir. En aşağı düzeyden insanlar bile son derece tok gözlü ve cömerttirler. Yaygın bir adet vardır; üç-dört tane birbirini tanıyan bir lokanta veya çayhanede tesadüfen karşılaşsalar, çay, kahve ve benzeri şeylerin masrafını bir tek kişi kendi adına öder. Bir bakıma oradakilerin hepsi parayı ödeyen kişinin misafirleri, kendisi ise ev sahibi olarak görülür.