Bir zamanlar benim de dostlarım vardı. Gerçek dostlar. Ağızlarından çıkacak sözleri merak ettiğim dostlar... Sonra anlayamayacakları kadar kötü oldum yanlarında. Daha doğrusu, kontrolüm altında giden ilişkilerimizin bazı anlarında Kayra'nın gerçek yüzünden birkaç parça gösterme hatasını yaptım.
Yataktan yavaşça kalkıp sehpanın üzerindeki mektup kağıtlarından birinin üzerine yazıyorum. Elimde bir kalem yok. Kirletmek istemiyorum beyaz kağıtları. Görünmez bir mürekkeple yazıyorum sonsuz beyazlığın üstüne. Var olan tek şeyi yazıyorum. Bu hayatta var olan tek şeyi: "..."
İnsan tercih eder. Öğrenmek ve mantığını çözmek arasında bir tercih yapar. Öğrenen insan her şeyi ezberler. Şarkı sözlerini, kitap isimlerini, büyük düşünürlerin doğum ve ölüm tarihlerini ezberler. Mantığını çözmeye çalışansa hayatın işleyişini kavramaya uğraşır. İsimlerin, tarihlerin bir önemi kalmaz. Birkaç temel bilgi yeter sanatın, hayatın mantığını çözmek için. İkinci gruptakiler haturlamazlar. Sadece nedenleri bilirler.
Ve eminim, karşımda oturan dev cüce, hayatının nedeni olarak bildiği kitabı aşağılık bir paçavra olarak gördüğümü bilse, yine aynı kitaptaki insan hayatının değersizliği saçmalığından esinlenerek boğazımı çalışma masasının üzerindeki mektup açacağıyla kesebilirsiniz. Vahşi bir entelektüel kadar boktan bir şey yoktur!