Mekaniği hiç anlamıyordum. Bütün bu mekanizmaları uzun zaman önce terk etmiştim. Teknolojinin ilerlemesi hiçbir şey ifade etmiyordu bana. Uçan bir arabanın icat edildiğini öğrenince kendimi daha iyi hissetmeyecektim. Bilgisayarlarla olan ilişkim, sekiz yaşımdayken elimdeki hesap makinesini tersten tutarak "leblebi, gebe, bebe" kelimelerini yazmaktan ibaretti...
On sekizime girdiğimde artık hiç düşünmüyordum politikayı ve çeşitli felsefelerini. İnsanların icadı, kolay ve acısız bir sömürü yoluydu politika. Tıpkı bütün diğer insani kurumlar gibi.
Uyku, hissederek yapabildiği son iş. Elinde kalan son huzur. Rüyaları ise yeryüzünde arayıp da bulmadığı evi. Ben ev aramadım hiçbir zaman. Hiçbir yeri, bir gün geri dönmek için terk etmedim.