Kayra'nın yazdıklarını okuyormuş gibi yapıp ilgilendiğimi düşünmesini istemiştim. Oysa tek bir kelimesine bile bakmadım. Şimdi kaçamak bakışlar atıyorum ona ve görüyorum ki elinde başka bir votka şişesi, arkamdaki duvarda asılı olan afişleri seyrediyor. Ne yazdıklarıma bakıyor, ne de burada olduğumun farkında. Belki de sadece onun yanındayken kendimi hâlâ yalnız hissedebildiğim için böylesine garip bir dostluğumuz var. Birbirimize anlatacak hiçbir şeyimiz ve her şeyimiz var.
Beni dinlemiyordu.. Gerçekten ikimiz de çok kötü durumdaydık.Yolun sonundaydık ve halâ dünyaya atabileceğimiz son kazığın peşindeydik. O da büyük bir ihtimalle bunları düşünüyor olmalıydı ki, benden çok ama çok seyrek yaptığı bir șey yaparak sigara istedi. Ustüne yıllar önce bir usturayla "TAEDİUM ViTAE" kelimelerini kazdığım Zippoyla yaktım. Aslında beni öldürmesini çok istiyordum ama söyleyemiyordum. Onun anlamasını bekliyordum.
Belki de o günler ve o yoğunlaşmaların yüzünden kitaplardan hep nefret ettim. Her şeyi kendim keşfedebiliyordum. Kimsenin yol göstermesine ve hayal gücüne ihtiyacım yoktu. Romanları, edebiyattaki bütün eserleri bir dolandırıcılık sektörünün parçaları olarak görmeye başlamıştım. Fikir satmak, herkesin oturup düşündüğü takdirde erişebileceği kavramları şekillendirip, ambalajlayıp pazarlamak, herhangi bir sahtekarlıktan farksızdı benim için.
İçinde kısacık hikayeleri olan ama insana birçok şeyi sorgulatan bir kitap. İnsanın kibrini, yargılayıcılığını, hırsını, doyumsuzluğunu suratına çarpıyor.