İşte yeryüzünün en tehlikeli sorularından biri. İnsan kim olduğunu düşünmeye başladığı anda başkalaşır. Herkesten bambaşka olur. Kendi gibi olanlarla olmayanlar arasında savaşlar çıkartır. Ve ait olmadığı ya da ait olduğu kimliklerden silahlar yapar. Dağları uçurur, ormanları yakar. Dünya bir gün aniden dönmeyi durdurursa, müsebbibi bu soru olacaktır.
"Kadınlar sokakta avaz avaz bağırmazlar. Hele bu ülkede. Kadınlar ölürken bile etekleri açılmasın diye uğraşır ve evde yapayalnızken bile sütyen takarlar."
" Tanrım, hayat ne kadar tehlikeli! Bu şehrin sokaklarında hiç kimse güvende değil. Ama nerede güvende ki? Evlerinde mesela? Evde hiç tehlike yok mu?"
Bu cümleleri okurken hatırlıyor insan, yalnızca eylül ayında öldürülen kadınların %65'nin kendi evlerinde öldürüldüğünü. O an gerçekler bir tokat gibi suratınıza çarpıyor. Evler, en güvende olmamız gereken evlerimiz bile güvenli değiller. Sokaktaki tehlikelerden kaçıp sığındığımız "güvenli" evlerimiz belki de sokaktan çok daha tehlikeliler. Yalnızca kadın meselesi de değil bu: kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuk olan herkesin meselesi.