Kırlangıç Çığlığı idi. Kendisi geç keşfettiğim ama geç keşfettiğim kadar hızlı hayranı olduğum bir yazar olmuştur.
Gelelim kitabına. Benim için oldukça sürükleyici ve bilgilendirici bir serüvendi İstanbul Hatırasını okumak. İstanbul hakkında hiç bilmediğim, hiç dikkat etmediğim ayrıntıları içerdiğinden doğup büyüdüğüm ancak bir haber olduğum bu kent hakkında birçok yeni bilgi öğrendim sayesinde. Artık bambaşka bir gözle bakıyorum etrafıma. Özellikle de cinayetlerin işlendiği mekânlardan geçerken bir başka hisle doluyorum, bi başka bakıyorum bu koca şehre. Bana ve eminim daha birçok okura yeni bir pencere kazandırmıştır kendisi. Teşekkürler
Ahmet Ümit !
Eklemeden geçemeyeceğim yakında Başkomser Nevzat'ın yeni bir kitabını çıkartacakmış kendisi, hatta baskıya girmiş bile. Heyecanla bekliyorum, raflarda yerini alır almaz okuyacağım.
Martı Jonathan Livingston.... Bir hikayeden çok daha fazlası. Onu anlayarak okur ve değerlendirirseniz altındaki acımasız gerçeklikle karşılaşırsınız. Sadece bugün için değil, geçmiş ve gelecek içinde çok net yorumlar içeriyor.
Daha ilk sayfasından bile anlıyorsunuz ki gerçekten de sıra dışı bir kuş Martı Jonathan Livingstone. Diğer kuşlara hiç benzemiyor çünkü o, sıradan martılar gibi sadece karnını doyurmak için uçmuyor, gerçekten uçuyor. Sınırlarının da ötesinde kendisine yüklenen misyondan çok daha fazlasını yapabileceğine, doğasının ötesine geçebileceğine inanıyor ve bu inancı sebebiyle büyük bir darbe yiyor. Livingston'un öyküsünde kendi sınırlarımızı belirleyen bizler ve bizlerinde üzerinde olan kurumların bir aynasını görüyoruz, toplum baskısını ve kimselerce belirlenen bir düzenin içine sıkışıp kaldığımızı. Farklı olanın nasıl dışlandığı ve ilahlaştırıldığı arasındaki o ince çizgiyi ve öğretilerin ne kadar sapabileceğini, nerelere evrilebileceğini...
Jonathan’ın yapmak istediği diğer martıları sıkıştıkları bu kalıplardan kurtarabilmekti, özgür olmalarını sağlamaktı. Bir noktada başarıyordu da ama değişimler ve dönüşümler sancılı ve uzun süreçlerdir. özellikle de bahsettiğimiz zihniyet dönüşümüyse! Nitekim çöküşün gerçekleşmesi çok uzun sürmüyor. Özgürlüğe doğru atılan her adım misliyle prangalara dönüşüp bileğine yapışıyor insanın- pardon martıların.
Richard Bach içinde yaşadığımız hayatın gerçeğini yüzümüze en güzel şekilde vurmuş.
Martı Jonathan Livingston 'ın her insanın en az bir kere okuması ve üzerine düşünmesi gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
İnsanların işleneceğini en başından beri bildikleri bir cinayeti konu alıyor kitabımız. Kişisel değer yargılarınıza göre sizi tatmin etmesi, sinirlendirmesi yahut içinizi burkması oldukça olası bir