"Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada,
kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
Bu savaş başladı mı,
Artık hiç bitmez!.."
"iyi-kötü ikiliğini benimsemek aynı zamanda 'iyi' insanların sorumluluk küfesini boşaltır. Bu ikilik sayesinde onlar sapkınlığın, suçun, barbarlığın, dalga geçmenin, kabadayılık yapmanın, tecavüzün, işkencenin, terörün ve şiddetin sebeplerini yaratmada, sürdürmede, artırmada veya göz yummada bile olası bir görevlerinin olduğu düşüncesinden kurtulurlar. Ağız alışkanlığıyla söylenen aynıdır: "Dünyanın hâli işte bu ve bunu değiştirebilecek hiçbir şey yok; özellikle de benim tarafımdan!"
"Longer'ın evine asla gitmedim. Duygusallaşmaktan korkuyordum. Doğduğumdan beri o evde yaşamıştım, şimdiyse Longer'a aitti burası. Nasıl hissedebilirdim ki?"
"Artık 'Hayatımı nasıl bir düzene koymalıyım?' yahut, 'Bu işler benim işim mi, değil mi?' diye düşünemezdi. Hayatının iç ve dış şeklini bundan sonra tesadüfler, icaplar tanzim edecekti. Belki bundan evvel de böyleydi; fakat o içinde, 'İstediğim gün hayatımı değiştirebilirim!' diye bir kanaat beslemiş ve bu ona cesaret ve emniyet vermişti.
Şimdi bu emniyetin birdenbire uçup gittiğini, önünde, ne olacağını bilmediği günlerin, bir uçurum gibi uzanıp esnediğini görüyor, teslimiyetle başını eğiyordu.