Belli biçimde ekilip yetiştirilen, belli biçimde kurutulup dövülerek başka yaprak tozlarıyla karıştırıldıktan sonra çeşitli kaşıntılara karşı kullanılan soğan, her yerde vardı da, çiçek, geçmişten taşıyıp getirdiği bir düşmanlık yükü altında, neredeyse -neredeyse- unutulmuş, bilinmez, görülmedik bir şey haline gelmişti.
"Demin sokaktan geçerken bi adam gördüm. Kaldırımın kıyısına oturmuş bir kirpinin dikenlerini törpülüyordu. Kirpi de enayi mi enayi. Manikür yapılıyormuş gibi tatlı tatlı gözlerini yumuyordu..."
Bugün bizim için muasırlaşmak demek, Avrupalılar gibi zırhlılar, otomobiller, uçaklar yapıp kullanabilmek demektir; muasırlaşmak, şekilce ve yaşayışça Avrupalılara benzemek değildir. Ne zaman bilgiyi ve sanayi malzemelerini aktarmak ve satın almak için Avrupalılara muhtaç olmaz hâle geldiğimizi görürsek, o zaman muasırlaşmış olduğumuzu anlarız.
Sayfa 12 - Türk Kültür Yayını, Ferhat Tamir (sadeleştiren)·Kitabı okudu
Ferguson'un düşüncesine göre, uzmanlaşma 'bütün'ün ortadan kalkmasına yol açar.'
İş daha küçük parçalara bölündükçe, fikirler azalır; insanlar daha fazla çalıştıkça, düşünmeye ayıracakları zaman azalır.
“Yaptıkları işler, dikkatlerini başka bir şeyle dağıtmadan, zihinlerinde tek bir hedefi tutmalarını gerektirdiği için, düşünmemeyi alışkanlık hâline getirir...”