Kitabı ikinci okuyuşum. İlk okuduğum zaman, kitapta kendimden birçok şey bulmuştum buna bağlı olarak içselleştirerek okuduğum kitaplardan olmuştu. Ancak net bir şekilde söyleyebileceğim bir şey varsa, o da ilk okuyuşumda aldığım hazzı bu sefer alamadığımdır yahut o kadar da içselleştirerek okumadığımdır. Bununla beraber, altını çizdiğim satırlarda kendimden bir şeyler görüp görmediğim de farklıydı. Yeni altı çizili cümleler ortaya çıktı. Malum, hayatta değişen şeyler oluyor onun da etkisi var. Daha da farklı bakabiliyoruz bir şeylere. Eskiden dostluğu çok kutsallaştırırdım mesela veya bir dosta olan bağlılığımı o kadar çok abartırdım ki... Kendimi hiçe sayardım. Zamanla yalnızlığın da güzel bir dost olabileceğini kavradım.
Ama yine de dostluğa dair güzel bir kitap olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
Keyifli okumalar dilerim.
Ne nadir dostluklar, anlaşmak için yaratılmış ne zekâlar, hayatın kör yollarında bir an için ve bir tek defa karşılaşmaya sonra ebediyen birbirinden uzaklaşarak yapayalnız dolaşmaya mahkûmlardır.
Mihail'le aramızda dostluğu besleyen dinamo konuşma değildi, hatta bizim maddi mevcudiyetlerimiz değildi. Sadece birbirimizin şuurunda mevcut oluşumuzdu.