Jack London'ın bu yarı otobiyografik kitabı işçi sınıfı ile burjuva sınıfı arasında sadece para ve şöhrete dayanan ilişkileri, cehaletin aslında mutluluk olduğunu, bir insanın eğer gerçekten emek verdiğinde ne kadar gelişebileceğini ve denizci, görgü kurallarından yoksun diye adlandırılan bir gencin kendini bu şekilde adlandıranlardan daha üst konuma getirdiğini mükemmel bir gerçeklikle anlatmış.
Yazarın kendi hayatında da karşılığı olan Brissden karakterini özellikle çok sevdim. Nahoş bir gerçeklikle espritüel bakış açısı ana karakterimiz Martin ile olan diyaloglarını keyifli hale getiriyor.
Martin'in hayatında belli değişiklikler olunca aslında giderek Brissden'e benzemesi ve sonunun da aynı olması beni mutlu ederken aynı zamanda da üzdü...