Şeydanur Taş

Şeydanur Taş
@snuurr
Kötülüğü yapmayı istememek başka, bilmemek başka.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Çanakkale-Gökçeada
22 Eylül
8 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·212 syf.··
2021 2. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2021 23:29
Zülfü Livaneli- Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm. Livaneli’nin okunmaya değer kitabı. Mültecilerin sığındığı yer olan İsveç’te başlayan olayları ve mültecilerin dram dolu hikâyelerini okuyoruz. Her karakterin başka bir dünyası başka hikâyesi var. Öyle ki kader birliği yapan mülteciler can düşmanlarına artık çok yakınlar ya öldürecekler ya affedecekler. Kiminin bu hikayede yok olup gidişini, kiminin hayata orkideyle tutunuşuna seyirci oluyoruz. Bağışlamak mı yoksa öldürmek mi ikilemini iliklerimize kadar hissettiğimiz bu kitap da Sami Baran’ın nasıl da bir ölümle (Filiz’in ölümü) köpekten kediye dönüşümünü görebiliyoruz. İki sonlu bir kitap iki farklı yazar. (Sami Baran ve Livaneli) kim bilir belki de Sami Baran ölmek isteyen birini öldürmeyerek intikamını almıştır.
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·304 syf.··
2020 5. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2020 17:56
Zamanımızı en verimli şekilde geçirmek için ince hesaplar yaparız. Öyle ki 24 saate ne kadar fazla iş sığdırırsak günümüz o kadar güzel geçti demektir. Oysa yapmamız gereken zamanı en iyi şekilde kullanmak değil yaşamayı unutmamaktır. Bizler “zamanı en iyi şekilde kullanıp yaşamayı unutanlarız.”
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2020 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2020 22:32
Her ne kadar kadının tek başına yaşadığı aşkı bizlere saplantılı bir duygu durumu gibi gösterse de kitabın en vurucu noktası hiç kuşkusuz aşkının yüceliği olmalı. Öyle ki adsız olan bu kadın karşısındakine hiçbir koşulda mecburiyet olmamıştır çünkü. Kendini hatırlatmak istememek içten içe hatırlanan olmayı dilemiştir. Sevilmek için uğraşmamış sevmeyi yeğlemiştir. Amacı sevilmek olsaydı o mektup ölmeden önce yazılmazdı. Kim bilir belki de aşka aşık bir kadının mektubunu okuduk biz. “Dünün dünyasında kalmış aşka aşık kadının mektubu”
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2020 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2020 09:51
İki karakter üzerinden toplumsal konulara, insan ilişkilere ve daha çok birçok konuya değinen bu kitap aslında bizlere kulak ardı ettiğimizi her şeyi hatırlatır. Altıncı koğuş sakinlerinden İvan kuşkularının kurbanı olmuş ve kendini hapishane gibi bir hastanede bulmuştur. İvan kötülüğe karşı susmayan, adaleti, doğruluğu savunan güçlü bir karakterdir. Realizmin simgesidir adeta. Hastanede yer alan doktor ise İvan gibi Zeki, akıllı bir karakter olsa da onun kadar güçlü değildir. Onun için acılar, ölümler olmadı gereken her şeydir. Bir nevi felsefi akımı konuşturan doktor güçsüzlüğün de resmidir. Her şeyi yapabilecek hastaneyi hastaları iyileştirebilecekken o böyle olmasına alışmış değiştirmesem de olur deyip seyirci kalandır. Sonuç olarak bu iki karakter çarpışır ve kendi fikirlerini okuyucuya sindirir. Her ikisine de hak veren bizler sanırım İvan karakterine yani halkın sesine daha yakın hissederiz. Kitabın sonlarına doğru doktor daha güçlüdür artık değiştirebileceği her şeyin farkındadır. Lakin onun değişimiyle beraber etraftan da tepkiler gelir. Deli birisiyle doktorun samimi olması şüphe uyandırır. Ve o koğuşa binbir çeşit numarayla doktor da kapatılır. Bu kısımlar bizlere aydın görünen kesimin aslında tehlikeli olduklarını gösterir. Kitap deliler mi akıllı yoksa akıllılar mı deli sorusunu iliklerimize kadar hissettirir. Ve her sayfasında tok açın halinden anlamaz dedirtmekten de bizleri geri bırakmaz. Evet biz ne deliler hastanesini ziyaret ettik ne de açın halinden anladık. En önemlisi biz de o doktor gibi değiştirelim dediğimiz her şeye seyirci kaldık.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2020 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 11:19
Babasına yemek götürecek olan Güldiyar annesinin büyük uyarılarıyla (kadın cinayetleri, tecavüz) gibi sözlerini dikkate alarak evden çıkmasıyla başlar her şey. Öyle ki o eve döndüğünde artık eski Güldiyar olmayacaktır. Aslında kitabın bu ilk sayfalarında Hasan Ali Toptaş yaptığı bazı betimlemelerle Bahriye’yi konuşturarak Güldiyar’ın tecavüze uğradığını düşünmemizi ister. Neticede Güldiyar eve gelir ve ağlamaktan gözlerinden taş gelir. Annesi babası onun bu haline acırlar. Zaten ona herkes acır. Ama kimse elini uzatmaz. Ve yazar yapacağını yapar tam Güldiyar hastaneye gidecekken Bahriye ölür. O karakterin ölümü aslında Güldiyar ve Muzaffer’in sürüklenmesi için gereklidir. Ki öyle de olur. Muzaffer kızına yetecek güçte değildir. Kitaba giren yeni karakterle beraber Güldiyar herkesin gelip görmek istediği görüp sadece izlediği kişiye dönüşür. Ev adeta bir tekke olmuştur. Evi koruduğu düşünülen kişilerse birer menfaatçi. Uzun lafın kısası kimse onlara yardım etmez. Ve bir aile yok olup gider. Peki ya kitap sadece bundan mi ibaret? Hayır. Biz okuyucuların bile Güldiyar’a ne oldu acaba ya da Hüseyin gelecek mi soruları onlardan farksız olduğumuzu yüzümüze bir Tokat gibi çarpar. Oysa yazar bilerek kime ne olduğunu belirtmez sadece süreci anlatır. Tüm insanlığın sustuğu bu olaya betimlemeleriyle doğa karşılık verir. Yaşayanların izlediği hayatta olmayanlarında dünyaya gelip ellerini uzatma ihtiyacı duyduğu her şeydir kitap. Gözden taş gelmesi, Muzaffer’in taş kesilmesi gibi unsurlarla yakalamış olduğu mistisizm ise yazarın motifleri büyük bir incelikle sindirdiğinin resmidir. Kör kuyularda merdivensiz kalan Güldiyar ise ismi gibi artık gülememiş diyar diyar gezememiş karanlığa hapsolmuştur.
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma