I dare do anything so that you are beside me.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Alıntı
I am so jealous I will not give up the least part in you, but like a miser keep you to myself, and spoil you perhaps in keeping.
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
And besides, while we have love we have the best of life: Is it not so?
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı
Kendini acındırma kozu geliyor :)
Dört yıl önce hala Madrid'de oturu­ yordu ama ziyaretine gitmek -hiç mi hiç- aklımdan geçmediydi, yine de Zarzuela Tiyatrosu'nda Verdi'nin Otello'sunun galasına iki davetiye gönderdim, bildiğim kadarıyla gelmedi, en azından odama uğrayıp beni kutlamadı. Halen hayatta, kırsal kesime çekilmiş, Huelva ilinde devasa bir malikanede yaşıyor, arada bir yazışıyoruz, neden sonra tuhaf bir baba oğul mektuplaşması). Natalia Manur'a nasıl her şey için izin istemek zorunda olduğumu anlattım: So­ kağa çıkmak ya da geri dönmek şöyle dursun, evin bir yanından öbürüne, odamdan banyoya, yemek odasından salona, mutfaktan yatak odama gitmek için izin almalıydım. Asla evin anahtarını vermedi. Nerede bulunduğumu hep yerli yerince bilmeyi isterdi, galiba onu bir köşede tanık olunmaması gereken iğrençlikler ya­ parken yakalamamdan korkuyordu. Her hareketim babalığımın iznine bağlıydı, eğer evde yoksa ben odamdan dışan çıkmak için onun dönmesini beklemeliydim (belletilen kural buydu ama ben uymuyordum): Çişimi tutmak, susuzluğa dayanmak, açlığa dayan­ mak zorundaydım; ya da bir çocuğun ne denli akıllı uslu, bahtsız ve uysal olursa olsun asla elinden gelmeyeceği kadar ihtiyatlı dav­ ranmam gerekiyordu.
Alıntı
Enfin, il y avait les voyages : congrès, séminaires, colloques, partout dans le monde. Il achetait un guide du pays, Florence lui préparait sa valise. Il partait au volant de sa voiture qu'il était supposé laisser au parking de Genève-Cointrin. Dans une chambre d'hôtel moderne, souvent près de l'aéroport, il ôtait ses chaussures, s'allongeait sur le lit et restait trois, quatre jours à regarder la télévision, les avions qui derrière la vitre décollaient et atterrissaient. Il étudiait le guide touristique pour ne pas se tromper dans les récits qu'il ferait à son retour. Chaque jour, il téléphonait aux siens pour dire l'heure qu'il était et le temps qu'il faisait à São Paulo ou Tokyo. Il demandait si tout se passait bien en son absence. Il disait à sa femme, à ses enfants, à ses parents qu'ils lui manquaient, qu'il pensait à eux, qu'il les embrassait fort. Il n'appelait personne d'autre : qui aurait-il appelé ? Au bout de quelques jours, il rentrait avec des cadeaux achetés dans une boutique de l'aéroport. On lui faisait fête. Il était fatigué à cause du décalage horaire.
why am i so uptight today?
sızlanmalarımız, bizi ürküten her şey bir yaşam vergisidir bunlardan arınmış olmayı ne umut et ne de iste.
Sayfa 406 - jaguar kitap·Kitabı okuyor
Alıntı