bir sürü ölüm çeşidi vardır. bunları sayamam şimdi fakat bir tanesini uzun uzadıya anlatırım. başkası için yaşamaya başladığın anki ölüm. can acıtır çünkü sizi siz yapan şeyler artık yoktur. artık kremalı ve sütlü kahve içersiniz, sade koyu kahveyi terk ettiniz. günde bir sigaradan fazla içemez oldunuz. en son viskinizi haftalar önce yudumladınız. iyi şeyler olmasına rağmen sizi siz yapan şeyleri terkettiniz. ama eskiye nazaran, gülmüyorsunuz, ayağa kalkacak haliniz yok, duş almak, dişleri fırçalamak ölüm. her gününüz hastanede geçiyor, raporunuzda 'nöbet' yazıyor, ışıklı hayat isterken ışıklar sizi öldürüyor, sesli ortamda gözünüzden yaş geliyor. eskiye göre daha korkaksınız, her gün ağlıyor, cevaplarınız kısalaşıyor, gözleriniz parlamıyor, saçlarınız canlanmıyor. her gün okuduğunuz satırlar sizin başınızı kesiyor, okuyamıyor bakıyorsunuz sadece. siz yoksunuz içinizde çoktan kara toprağa dönüştünüz. yaşıyorsunuz çünkü söz verdiniz. ve verilen sözü tutmak şu aralar sizi siz yapan tek şey.
bazı hisler ölen eski dostlar gibidir. onu kırmışsındır. herkes herkesi kırmıştır. ona karşı her şeyi telafi etmek istersiniz. ona çikolata almak ya da pasta yedirmek ya da ortaya sigara paketi koymak, saçlarını taramak öldüğü için kızmak ve daha çoğu. yapabilir misiniz? hayır. pişmanlık değildir, çaresizlik değil bu. bu duygu o kadar büyük ki bir kelimeye sığamaz. bir seyleri telafi etmek istersiniz ama olmaz çünkü o hisler ölmuştür artık, bütün mutluluklarla aranıza kara toprak girmiştir . her şey icin çok geçtir. hiç bir şey düzelmez, umut beslersiniz içinizde ama o umut da yaşayamaz artık. ne yaparsanız boş gelir, ne deseniz kendinize boş. oysa çok şey istemedim hiç bir zaman. zor her şey. etrafımızdaki kahrolası değer topluluğu “düşünme” diyor. ama hep yanlış konuşuyor. sanki konuş diye kafama silah tutup susmam icin yalvarıyor. herkesin bir aile fotoğrafı vardır ama bizimki çok yıpranmış ve artık bakmaya bile tenezzül etmiyoruz. birbirimizi unutmuşuz.
acıları hafifletmenin ne anlamı var? İlkin, acıların insanı olgunlaştırdığını, ikinci olarak da, eğer aslında acılarını haplarla, damlalarla hafifletmenin yolunu bulurlarsa, bugüne kadar yalnızca her türlü bir belayı savuşturmak için sığınmak bir yana aynı zamanda mutluluğu buldukları din ve felsefeyi insanların kesinlikle bir kenara bırakacaklarını söylüyorlar.