Her birey kendine ait olmayan yaşam biçimine başkaldırmalı. Bu başkaldırı ancak sürekli ve kesintisiz olduğu takdirde başarıya ulaşabilir. Hükümetleri, efendileri, tiranları devirmek yetmez; kişinin doğruya ve yanlışa, iyiye ve kötüye, adalete ve adaletsizliğe dair kendi önyargılarını da devirmesi gerekir. Kazıp da içine kendimizi gömdüğümüz savaş siperlerini terk ederek açığa çıkmalıyız; kollarımızı açıp silahlarımızı, sahip olduğumuz şeyleri, bireysel haklarımızı, sınıflarımızı, ülkelerimizi, halklarımızı teslim etmeliyiz. Barış arayan milyarca insan köleleştirilemez. Dar, sınırlı hayat görüşümüzle köleleştirdik biz kendimizi. İnsanın hayatını bir davaya adaması olağanüstüdür, fakat ölüler hiçbir işe yaramaz.
Ama Matmazel'in hakkı var, dedi. Tanrı uzgörüsüyle insana yiyecek verdi giysi verdi, ama sanatı doğrudan doğruya vermedi. "Yaşamak için toprağa eğilecek, düşünmek için bana yükseleceksin!" dedi insanoğluna. Bize bedenin yaşamı kadar ruhun yaşamı da gerekli. Demek ki iki türlü yarar var. Elbette ki, bir kitabı ayakkabı diye ayağınıza geçiremezsiniz. Bir destan şiiri, yarar açısından belediyenin dağıttığı ucuz çorbanın yerini tutmaz. En güzel düşünceyi bile, yelken diye gemi direğine çekemezsiniz. Bir otoklav kazanı, yerinden iki parmak kımıldamakla, kaputbezinin metresini otuz metelik daha ucuza mal eder, doğru; ama bu makina ve endüstrinin gelişmeleri, bir ulusa can vermez, onun yaşadığını geleceğe duyurmaz. Mısır sanatı, Meksika sanatı, Yunan sanatı, Roma sanatı, yararsız sanılan başyapıtlarıyla, bu ulusların zamanın geniş uzamında var olduklarını kanıtlar; ama bu arada dâhi yetiştirmemiş kimi büyük uluslar, yeryüzünden kartvizitlerini bırakmadan gelip geçerler.
— Dehayı gündelik ölçülere vurmanın doğru olduğuna inanıyor musunuz Mösyö? dedi.
— Belki de her şeyden önce, diye yanıt verdi Canalis; dehayı tanımlamak gerekir ve dehanın koşullarından biri, yeni birşeyler yaratmaktır: Bir biçim, bir sistem, bir güç icat etmektir. Napoléon, öteki üstün yetenek belirtilerinin yanında, bir yaratıcıydı aynı zamanda. Kendine özgü bir savaş yöntemi buldu. Walter Scott yaratıcıdır, Linné yaratıcıdır, Geoffroy, Saint-Hilaire, Cuvier yaratıcıdır. Bunlar birinci sınıf üstün yeteneklilerdir, bilgiyi ya da sanatı yenilerler, çoğaltırlar ya da değiştirirler.
Bilgi de, tıpkı madde gibi, --- diye bir benzetme yapardı babam, ---- in infinitum* bölünemez; ---- bilgi zerrecikleri ve tanecikleri de tıpkı dünyanın çekim gücü gibi, onu meydana getiren parçacıklardır. Kısacası, derdi, yanlış yanlıştır, nerede olursa olsun, nereye düşerse düşsün, ister bir ondalık, ister bir libre ağırlığında olsun, doğruya ölümcül bir darbe vurur ve onu karanlık kuyusunun dibine mahkûm eder --- ister kelebeğin kanadındaki toz zerreciği kadar, ister güneşin, ayın ve bütün yıldızların ekseni büyüklüğünde olsun, yanlış yanlıştır. Bu yeterince önemsenmediği ve gerek kamusal, gerekse düşünsel sorunlarda gereğince uygulanmadığı için, dünyadaki pek çok şey şirazesinden çıkmıştır, diye yakınırdı babam;----