L.

L.
@sodeep
Hiçten fazla olduğumuzu kanıtlayan hiçbir şey yoktur.
Her birey kendine ait olmayan yaşam biçimine başkaldırmalı. Bu başkaldırı ancak sürekli ve kesintisiz olduğu takdirde başarıya ulaşabilir. Hükümetleri, efendileri, tiranları devirmek yetmez; kişinin doğruya ve yanlışa, iyiye ve kötüye, adalete ve adaletsizliğe dair kendi önyargılarını da devirmesi gerekir. Kazıp da içine kendimizi gömdüğümüz savaş siperlerini terk ederek açığa çıkmalıyız; kollarımızı açıp silahlarımızı, sahip olduğumuz şeyleri, bireysel haklarımızı, sınıflarımızı, ülkelerimizi, halklarımızı teslim etmeliyiz. Barış arayan milyarca insan köleleştirilemez. Dar, sınırlı hayat görüşümüzle köleleştirdik biz kendimizi. İnsanın hayatını bir davaya adaması olağanüstüdür, fakat ölüler hiçbir işe yaramaz.
Sayfa 76
L.
"Hayat daha fazlasını talep eder - şevk, gönül, zekâ, iyi niyet. Doğa ölümün açtığı boşlukları onarmaya her zaman hazırdır, fakat zekâyı, iyi niyeti ve ölümün gücünü yenmek için gerekli hayal gücünü sağlayamaz. Doğa onarır ve yeniler, o kadar. Sonsuz biçimlerde dallanıp budaklanan öldürme içgüdüsünü içinden söküp atmak insanın işidir. Güce güçle karşılık vermek ne kadar anlamsızsa Tanrı'ya bel bağlamak da o kadar yararsızdır. Her savaş insan ruhu için bir yenilgidir. (...) Dünya bizim eserimiz ve eserimizin meyvelerini kabul etmek zorundayız."
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ama Matmazel'in hakkı var, dedi. Tanrı uzgörüsüyle insana yiyecek verdi giysi verdi, ama sanatı doğrudan doğruya vermedi. "Yaşamak için toprağa eğilecek, düşünmek için bana yükseleceksin!" dedi insanoğluna. Bize bedenin yaşamı kadar ruhun yaşamı da gerekli. Demek ki iki türlü yarar var. Elbette ki, bir kitabı ayakkabı diye ayağınıza geçiremezsiniz. Bir destan şiiri, yarar açısından belediyenin dağıttığı ucuz çorbanın yerini tutmaz. En güzel düşünceyi bile, yelken diye gemi direğine çekemezsiniz. Bir otoklav kazanı, yerinden iki parmak kımıldamakla, kaputbezinin metresini otuz metelik daha ucuza mal eder, doğru; ama bu makina ve endüstrinin gelişmeleri, bir ulusa can vermez, onun yaşadığını geleceğe duyurmaz. Mısır sanatı, Meksika sanatı, Yunan sanatı, Roma sanatı, yararsız sanılan başyapıtlarıyla, bu ulusların zamanın geniş uzamında var olduklarını kanıtlar; ama bu arada dâhi yetiştirmemiş kimi büyük uluslar, yeryüzünden kartvizitlerini bırakmadan gelip geçerler.
L.
"Uluslar da, insanlarınkine benzer duygularla hareket eder; bir insanın en büyük isteğiyse, nasıl fiziksel olarak çoğalıp soyunu sürdürüyorsa, tinsel olarak da sürdürmektir. Bir ulusun geleceğe kalmasını sağlamak da, üstün yetenekli kişilerin işidir."
— Dehayı gündelik ölçülere vurmanın doğru olduğuna inanıyor musunuz Mösyö? dedi. — Belki de her şeyden önce, diye yanıt verdi Canalis; dehayı tanımlamak gerekir ve dehanın koşullarından biri, yeni birşeyler yaratmaktır: Bir biçim, bir sistem, bir güç icat etmektir. Napoléon, öteki üstün yetenek belirtilerinin yanında, bir yaratıcıydı aynı zamanda. Kendine özgü bir savaş yöntemi buldu. Walter Scott yaratıcıdır, Linné yaratıcıdır, Geoffroy, Saint-Hilaire, Cuvier yaratıcıdır. Bunlar birinci sınıf üstün yeteneklilerdir, bilgiyi ya da sanatı yenilerler, çoğaltırlar ya da değiştirirler.
L.
(...) tıpkı Moschelès'in piyano, Paganini'nin keman çalması, Farinelli'nin gırtlağını kullanması gibi; bunlar çok yetenekli adamlardır ama müzik yapıtını yaratmazlar. Beethoven'le Catalani yan yana geldiğinde, izin verin de birine dehanın, sanat uğruna kendini feda etmenin ölümsüz tacını, ötekineyse çil liralar sunalım. Böylece biriyle ödeşmiş oluruz; oysa ötekine dünya hiçbir zaman borcunu ödeyemez.
Yanlış yanlıştır..
Bilgi de, tıpkı madde gibi, --- diye bir benzetme yapardı babam, ---- in infinitum* bölünemez; ---- bilgi zerrecikleri ve tanecikleri de tıpkı dünyanın çekim gücü gibi, onu meydana getiren parçacıklardır. Kısacası, derdi, yanlış yanlıştır, nerede olursa olsun, nereye düşerse düşsün, ister bir ondalık, ister bir libre ağırlığında olsun, doğruya ölümcül bir darbe vurur ve onu karanlık kuyusunun dibine mahkûm eder --- ister kelebeğin kanadındaki toz zerreciği kadar, ister güneşin, ayın ve bütün yıldızların ekseni büyüklüğünde olsun, yanlış yanlıştır. Bu yeterince önemsenmediği ve gerek kamusal, gerekse düşünsel sorunlarda gereğince uygulanmadığı için, dünyadaki pek çok şey şirazesinden çıkmıştır, diye yakınırdı babam;----
Sayfa 157
L.
İn infinitum: sonsuz parçalara bölünmüş
Tartışmalı bir fikrin yarar sağlayıp sağlamadığını sınamanın tek yolu, o fikrin sebep olduğu sonuçları gözden geçirmek...
Sayfa 152
L.
"Onları meyvelerinden tanıyacaksınız."