Adı:
Modeste Mignon
Baskı tarihi:
10 Nisan 2017
Sayfa sayısı:
394
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587296
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Honore de Balzac (1799-1850): Elli bir yıllık bir ömre inanılması güç bir hızda, 100'ü aşkın kitap içeren İnsanlık Komedyası'nı sığdıran 19. yüzyılın "anıtsal" romancısıdır.
Romandaki mektup geleneğinin yanı sıra içerdiği müzikal unsurlarla da günümüzün pek çok okur-yazarını şaşırtacak olan Modeste Mignon'sa (1844), yazarın anıtsal yapıtının "Özel Yaşamdan Sahneler" bölümünde yer almaktadır.

Oktay Rifat (1914-1988); 20. Yüzyıl Türk şiirinin en büyük adlarından biri olmanın yanı sıra, önemli bir oyun yazarı, romancı ve çevirmendi de. Balzac'tan ikisi eşi Sabiha Rifat'la birlikte dilimize kazandırdığı dört roman da, zamanla, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'ndeki yerlerini alacaklar.

Samih Rifat (19475); Çeviriden yazı ve çiziye, fotoğraftan belgesel yönetmenliğine, kültür hayatımızın "çok yönlü" sıfatını en hak eden kişilerinden biridir. Son 25 yılda Platon'dan Claude Simon'a, Kavafis'ten le Courbusier'ye pek çok ozan ve yazarı dilimize kazandırmıştır.
395 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Eveetttt
Bütün bir günüm Balzac yazmayla geçti:)
Kitaba inceleme yazmaktan ziyade tez yazma aşamasında gibi bir durum oldu, tabiki yedi sayfalık Balzac tezimi paylaşamayacağım ama beni bu yazıya getiren etkinlik için konuşmam gerek.

Biliyorsunuz Sabahattin Ali Kampı yaptık ( bilmiyorsanız bakınız :) #34571181 ) ve ona dair her şeyi konuştuk. Öldürülmeden önce yanında taşıdığı çantasından çıkan iki kitaptan biri idi Modeste Mignon. Kampımızın yarışmalarındaki hediyelerimiz de bu iki kitaptı.
E biz de Sabahattin Ali'nin mirasıymışçasına okuyalım dedik ama bu kitapla ilgili nereye baktımsa herhangi bir bilgi bulamadım. O zaman kendimiz konuşalım dedik ve bu etkinlik fikri aklımıza geldi. ( #34700268 )
Sabahattin Ali, bu kitabı okudu mu, okumadı herhalde ki yanındaydı, okusa beğenir miydi, ya da tırt hiç Balzac ayarında değildi mi derdi, efsane anlatımından esinlenip kendi de kendi Modeste'sini mi yazardı bilemiyorum da bunu düşünürken onu elinde kitaplarıyla tehlikeli olarak gören ve öldüren canavarlara ağız doluncası küfür geliyor ağzıma ya, neyse...

Ben biyografileri filmlerde de kitaplarda da daha çok tercih ediyorum. İşin magazinel kısmı mı çekiyor yoksa yazılan romanların şiirlerin hikayelerin gerçeğini öğrenme merakım mı ağır basıyor tam emin değilim. Ama okuduğum romanın gerçeğini öğrenince daha çok bağlanıyorum. Mesela; Kürk Mantolu Madonna'nın gerçek olduğunu öğrendiğimde, Ahmed Arif'in saçlarına kan gülleri takmak istediği kadının kim olduğunu bildiğimde, Dönüşüm'deki böceğin yansıması Kafka'yı bulduğumda, Modeste Mignon'un şiirlerine aşık olduğu yazarın/şairin kim olduğunu öğrenince daha da siniyor içime ve daha çok etkileniyorum:)

Balzac'ın dilinin muhteşem aktığı kitaplarından biri bence 'Alçakgönüllü' Modeste Mignon. Kitabı Balzac çok kısa sürede yazıyor ya dayanma gücü de çok zorlaşıyor;
"Bünyem artık dayanamıyor. Dinleniyor. Artık kahveye yanıt vermiyor. Modeste Mignon'u bitirebilmek için fincanlar dolusu kahve yuvarladım. Su gibi içiyordum." (Balzac syf. 477)

Kitabı ithaf ettiği "Polonyalı Bir Kadın" , Balzac'ın ömrünü yemiş, Balzac’ı 10 yıl oyalamış, evli olduğu halde onun kimseyle ilişki kurmasını istemeyerek trip üstüne trip atmış, kendisinden tiksindiği halde bırakmamak için de gereksiz bir direnç göstermiş, kısacası onu parmağında oynatmış ve ancak onun ölümü garantisiyle kendisiyle evlenmiş o kadar da aşağılık bir kadın aslında. Peki Balzac niye ömrünün en güzel yıllarını bu kadınla heba etti dersek cevabı maalesef Balzac'ın hayatı boyunca tüm hayallerinin kilit noktası olarak ortaya çıkıyor: 'zengin ve dul kadın'. Ben hayatımda böyle güzel ithaf edilmiş bir kitap görmemiştim, ama işte kimleeer kimlerle...

Kitabı ithaf etmiş etmesine de içinde gizliden de laf sokmalar yol vermeler yok değil;
"Bir erkeği sonsuza dek bağlamak isteyen yaşlıca bir kadın, herhangi bir rekabeti olanaksız kılmak için sevgilisinin kusurlarını büyük birer erdemmiş gibi göklere çıkarmakla işe başlar; çünkü rakibi, bir erkeğin hemen de alışıverdiği bu çok ince övgülerin sırrını birdenbire kavrayamaz."

Ben kitabı okuyarak hem Balzac'a yeniden hayran oldum hem de onu daha yakından tanımak için yaklaşık 600 sayfalık bir Balzac devirdim (Zweig'dan Balzac). Hem Sabahattin Ali'ye hem Honore de Balzac'a hem Stendhal'e hem Victor Hugo'ya hem de Stefan Zweig'a daha çok yaklaştığım bir okuma turu oldu benim için.
Etkinliğe katılan herkeslere de teşekkür ederim.
Okuyalım, okutalım:)
395 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hasan Ali Yücel Klasiklerine devam ederken...

Hepimiz çocukken bir ünlüye aşık olmuşuzdur, yani öyle sanmışızdır. Hayaller kurmuşuzdur. Bu kişi oyuncu, şarkıcı, futbolcu vb. olmuştur. Benimde vardı tabiki hatta o kadar saçma bir insandı ki, yani dizi karakteri olarak. Çünkü şimdi öyle bir şey olması mümkün değil. Kim miydi? Aynalı Tahir dizisinin Tilki Ekrem'i Saruhan Hünel... Hatta rüyalarıma bile girerdi :) Bir kere daha zor bir çocukluk geçirdiğim anlaşılıyor burada.

Kitabımıza gelirsek; kitaba adını veren genç kızımız Modeste, taşralı bir soylu ailenin, bir albayın kızıdır. Kitap okumayı seven birisi... (bundan dolayı kitapta fazlasıyla eser ve yazar ismi geçiyor.) Kitapçıdan aldığı şiir kitabı ile bir şaire aşık olduğunu düşünüyor ve ona mektup yazarak hayranlığını ve hislerini anlatıyor. Fakat şairimiz kibirli ve kendini beğenmiş. Tabiki cevap yazmıyor, hatta dalga geçiyor. Sekreterine ise, rastgele bir şeyler yazıp göndermesini söylüyor. Ve bu şekilde mektuplaşmalar başlıyor.Bundan sonrası yeşilçam filmleri gibi ilerlemekte...

Mektuplaşmalar ile buram buram aşk hikayesi... Süprizler de var ancak onlardan bahsetmeyeceğim.

Dili sade, anlaşılır ve akıcı. Bu yüzden kendimi kaptırdım aktı gitti kitap. Etkilendim de evet. Belki de böylesine bir aşktan etkilendim.

İlerlerken Modeste'ye pek sinirlendim. Şahsen ben onun yaptıklarını yapmazdım. Ama haksız sayılmazdı. Sonunun ise iyi mi kötü mü bittiğini yazmak istemiyorum. Bu baya bir açık verme olur.

Ekleyecek olduklarım ise son olarak; gerçekten insanların göründüğü gibi olmayışı, çıkarları için neleri göze alabilecekleri dahası yine de sevginin ve sabrın önemi yansıtılıyor eserimizde.
Okumanızı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim kitaptaşlar...
395 syf.
·Beğendi
Çoktandır inceleme yazmıyordum fakat bu kitaba daha doğrusu yazara kayıtsız kalamadım.

Honoré de Balzac, 1800'lü yıllarda yaşamış yazar, çevirmen ve romancıdır. Yazar asillik ünvanı olan "de" adını sonradan almıştır. Aslen köy kökenlidir.

Esere geçecek olursak;

Kitap 1800'lü yıllarda geçmesine rağmen, hikayedeki kahramanların düşünce biçimleri ve yaşadıkları, çağımızın düşünce biçimiyle paralel olduğundan okurken ben de "Ya aradan 200 yıl geçmiş ama insan davranışlarında ve düşüncelerinde hiçbir değişiklik olmamış" hissini yarattı.

Yazar karakterlerinin tasvirlerini o kadar güzel ve anlaşılır bir dille yapmış ki şimdiye kadar bir yazarın uzun uzun betimlemelerinden sıkılan ben, yazarla bugüne kadar tanışmamış olmayı bir kayıp olarak gördüm. Özellikle kadın karakterler üzerinden verilen mesajlara bakaraktan yazarın kadın ruhundan nasıl iyi anladığını görmek yazara hayran olmama yetti diyebilirim. Bkz.

Eğer sevilmezsem yalnız kalırım. Syf.134

Her şeyini çocuğuna feda eden bir ana, kişiliğinden bir şey yitirmiş sayılır mı? Syf.127

Balzac'ın Stefan Zweig tarafından yazılmış bir biyografisi olduğunu düşünürsek önemini daha iyi kavrayabiliriz diye düşünüyorum ve herkese bu kitabı tavsiye ediyorum.
395 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Aşk oyunu buna derler güzelim, seçmelisin birini...

Öyle tatlış bir kitap okudum ki duygularımı kelimelere tam manasıyla dökemeyecekmişim gibi hissediyorum. İlk kez Balzac okudum ve bayıldım. Yazımına, diline, yerleştirdiği şaka yollu iğnelemelerine...

Şurada, #34700268 iletinin altına yazmıştım, matruşka bebekleri gibi karakter içinden karakter çıkartmış Balzac. A kişisini okuyorken, A kişisinin yolu B ile kesildiğinde bu kez B'den bahsetmeye başlıyor. Böyle böyle elindeki iskambil kartlarını birer birer masaya açar gibi karakterleri açıp, falı okuyor bize.

Anlatımdaki şiirselliğe, sürekli teatral metinlere ve mitolojiye yapılan göndermelere hayran oldum. Zaten kitap da biraz tiyatro havasındaydı bana göre; okurken karşılıklı diyaloglar, davranış biçimleri gözümde net bir şekilde oynadı.

Kitap aşk üçgeni dörtgeni değil, aşk kördüğümü mübarek. :) Herkesin hayran olduğu güzel Modeste kendisine eş olarak kimi seçecek beklentisi, lunapark trenindeymişim heyecanı verdi bana.

Önemli olan STATÜ mü? PARA mı? AŞK mı? Kalp mi mantık mı? Yoksa ailenin istediği mi? Balzac hepsini dantel dantel örmüş, aşkın gözü kaçıncı aşamadan sonra körleşir? E bir kızı bin kişi ister bir kişi alır denilmiş.

Modeste aşkı mı seçecek, ünvanı mı? Yoksa tümünü elinin tersiyle itecek mi? Hepsinin cevabı 1000k pembe dizi kuşağında, Modeste Mignon'da. ;)
395 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Aslında bir etkinlikle başladı her şey. Sevgili arkadaşım Roquentin ‘in açtığı ileti ile. Sabahattin Ali kampı yapmışlardı ve paylaştıkları bilgiler doğrultusunda, öldürüldüğünde yazarın çantasından çıkan Modeste Mignon ve Yevgeni Onegin adlı iki eser ile ilgili konuşulmuş. Bunun üzerine de Sabahattin Ali’nin bir bildiği vardır diyerekten bu eserleri okuma etkinliğine davet etti bizleri Elifçim. İyi ki de etmiş.

Sürekli kitaplar üzerine araştırmalar ve listeler yapan birisi olarak bu kitabı görmemiş ve duymamış olmak beni hem üzdü hem de şaşırttı. Çok uzun yıllar öncesini saymazsak, Balzac’a ilk başladığım kitap sayabilirim Modeste Mignon’u. Tam bir klasik. Her şeyi ile belli bir ağırlığı olan, okunması gereken bir eser. İlk sayfalarında biraz kafanız karışıyor; kim kimdi, ne söylemişti, bunu hangisi yapmıştı vs klasiklerin o ağırlığını ve ilerleme zorluğunu hissediyorsunuz biraz ama sabrederseniz bunun karşılığını alacağınızdan emin olabilirsiniz.

Kısa bir şekilde bahsedersek; asıl adı Honore Balssa olan yazar daha sonra değiştirip Balzac yapmış ve ‘de’ ön takısını da eklemiş. Köy kökenli bir ailenin çocuğu. Hayatı boyunca edebiyata ilgi duymuş ve bunun için asıl alanı olan hukuğu bir kenara itmiştir. Aşırı dozda kahve içerek geceleri sabahlara kadar eserlerini yazmak için uğraşıyormuş. Zenginlik ve ün hayranlığıyla hayatını sürdürmüş ve aşk hayatına da bu hırsları üzerine yön vermiş. Hayatına giren tüm kadınlar kendisinden yaşça büyük ve zenginler. Maddi sıkıntılarını da genellikle bu sayede aşıyor.

Eserin bir çok kısmından otobiyografik ögeler taşıdığını yazarı biraz tanıyorsak anlayabiliriz. Canalis ve Balzac’ın ün ve zenginliğe olan düşkünlüğü, Modeste’in ablası Bettina’nın yaşadıklarının çok benzerini yazarın kız kardeşinin de yaşamış olması, Modeste ile La Briere’nin mektuplaşarak aşık olması ile Balzac’ın son aşkı Eveline Hanska ile de 15 yıl boyunca mektuplaşması gibi. Eserin başında da Polonyalı bu kadına ithaf yazısı vardır.

Güzeller güzeli, asaleti ve zekası ile herkesi büyüleyen Modeste.. Edebi yanı ağır basan, şairane ruhlu bir insanla birliktelik kurmak ister. Okuduğu kitabın şairine mektup yazarak hayranlığını belirtmeye karar verir. Peki bu yazar sizce Modeste’in umduğu gibi birisi midir? Yazdığı şiirlerde yansıttığı hisler gerçek karakteri midir? Bir çok kişiden hayranlık mektupları alan Canalis bu mektubu dikkate almaz ve sekreteri La Briere Modeste’ye cevap yazar. Yazdıkları ile mest olur karakterimiz. Tabii olunmayacak gibi de değil. La Briere’nin mektuplarındaki içten ve güzel sözler benim bile kalbimi kazanmadı değil. Bir oyun gibi başlayan hikaye aşka dönüşürse ne olur dersiniz? Neler olmuyor ki.. Düellolar, atışmalar, egoların çarpışması, kibir, gurur… Bir pembe diziye dönüşüyor biraz ama daha farklı ve biraz daha asil bir şekilde. Tam da bu kısımlarda işte hikaye sizi kendisine iyice çekiyor. Ama yalan üzerine kurulan bir ilişki tabii bir takım sıkıntılara yol açıyor. Peki kim bu aşk savaşının galibi? İşte bu tatlı, bol çekişmeli, kimi zaman kibrin kimi zaman gerçek aşkın masum dünyasının, dostluğun, güvenin vb bir çok duygunun güzel çıkarımlar ve diyaloglar halinde yansımasını okuyacaksınız. Saflığın egoların beslenmesiyle nasıl kurnazlık ve ukalalığa dönüştüğüne, aşkın hem tatlı hem acı taraflarına tanık olacaksınız.

Yer yer Fransa ile ilgili yergiler, döneminin özellikleri, siyaset üzerine atıflar, Napoleon ile ilgili bir takım sözlere de rastlayacaksanız. Yani bu kitapta ne ararsanız var! Modeste’in kitaplara olan düşkünlüğü üzerinden eserlerle ilgili bilgiler, karakterlerin konuşmalarından mitolojik bir çok ögeler de bilgilerinize yenilerini ekliyor. Balzac’ın büyük gözlem yeteneği, empatisiyle kadınlar üzerine yaptığı değerlendirmeler de onun ustalığını gözler önüne seriyor. Ne desek az belki de. Sanırım boşuna ‘romanın Shakespeare’i ’ olarak anılmamış.
Okunmalı, okutmalı bu eseri. Yaşatmalı.
Teşekkürler Balzac.
395 syf.
"İnsanlar kitap gibidir; değerleri çoğunlukla iş işten geçtikten sonra anlaşılır" diyor işte bu harika kitapta da insana dair her şeye o kadar güzel değinip eleştirmiş ki yazar çok beğendim:)

Her zaman bakarız da göremeyiz ya da bazı şeyleri sen yaşamadan anlayamıyorsun işte kadın-erkek arasindaki ilişki bu anlamda anlaşması ya da doğru tespitin en zor yapıldığı hatta çoğu zaman yapılamadığı en karmaşık insan sorunudur. Tabiki de bu sorunun en güzel çözümün sevgi olmasıdır hayatı yaşanır kılan sadece bunun değil güzel olan her şeyin kaynağı olmasındandır sevginin ulaşılmazlığı.

Kitaba gelecek olursam Balzac' ın okuduğum ilk kitabı değil ama bu kitapta aldığım tat başka hissettirdikleri daha yoğun ama okuduğum iki kıtabında da bir konu üzerinden özelden genele çok güzel değine bilmesini bilen ve her konuda da farklı bakış açısı olan yazar toplumun sorunlarını tek bir karakterde özelleştirmesini çok güzel yapıyor. Kitapta çoğunlukla bir genç kızın hayatı üzerinde gelişen sevgi, aşk, para, sınıf ya da sosyal statü ve aile denilen kavramın insanlar üzerindeki etkisi çerçevesinde değindikleri eleştirdikleri şuan günümüzde bile hala gördüğümüz karmaşık insan çıkmazlarının anlatıldığı olaylar ve tabikide sorumlusu biz değilmişiz gibi yaşıyor olmamız. Neyse Modeste Mignon' dan çok uzaklaşmadan devam edeyim ben :) Mignon ailesinin genç ve güzel kızının üç erkek tarafından istenilmesinin etrafında gelişen yazarın deyimiyle Köşk'te oynanan bu ezeli Zengin Kız komedyası kitabın konusu için en doğru ifade. Para gerçekten insanları efendisi yapabiliyor ve bence bu bundan önceki bundan sonraki yani bütün zamanların konusu olmaya devam edecek. Ama yoğun olarak kadınların sevme konusundaki tavırları ya da erkekler ilgili yaklaşımların anlatıldığı bazı noktalarda bu kadar da değil dediğim yerler olsada çok keyif aldığım farklı duyguların, ifadelerin çok doğru anlatıldığı çok güzel bir kitap. Aslında o kadar yoğun ve güzel anlatılmış ki kitap yazılacak değinilecek konuların hakkını verebileceğim konusun da emin değilim o yüzden okumanız lazım:)

Birde kitapla ilgili eleştiri hakkımı kullanacak olursam şunu söylemem gerekir aşkta kadını anlatırken bazı noktalarda haksızlık etmiş bence evet kadınlar zordur haklı ama doğru adamın sevgisinin de en güzel hakkını yine kadın verir. Yanı mesala kitapta bir bölümde erkek aldatıyorsa kadın yeterli olamadığı içindir diyor bunu asla kabul etmez bence bir kadın çünkü aldatılmak yeterli olamamaktan daha da acıdır. Kitapta ilk başta çok masum ve iyi niyeti olan Modeste ilk değişimini aylarca mesajlaştığı adamın yalanıyla yaşıyor demek istediğim şu ki bir şeyler yaşanıyorsa asla tek bir kişi suçlu olmaz. Hayatta gördüğünüz bazı yanlışların sorumlusu karşınızdaki kişiden çok siz olabilirsiniz.

Anlatamadığım o kadar çok şey var ki okunup tadına varılması gereken... o yüzden ben en iyisi en sevdiğim alıntısıyla bitiriyim :)

"Ne çok hüzün var mutluğumda!"
395 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Bir yazarın kitabına en iyi değeri yine bir yazar verir. Benim bu kitabı okumama vesile olan neden, Sabahattin Ali'nin öldürülürken çantasından çıkan kitap olmasıdır. Balzac'ın enteresan bir şekilde yeterince değer görmemiş bir kitabı Modeste Mignon. Bunun nedenini de yazıldığı döneme göre yazım tekniği açısından ilerici bir kitap olmasında dolayı öngörüyorum. Kitabın hiç konusuna girmeden ve spoiler vermeden bu incelemeyi yazmak istiyorum. Çünkü başındaki karakterleri anlatan bölümde yaşadığım bir parça sıkılmanın sonrasında harika akan, klişelere bulaşıyormuş diye düşündürtüp okuru sürekli ters köşeye yatıran farklı bir roman.

Öncelikle şunu söyleyeyim, okuduğunuz tüm klasiklerden çok daha farklı bir yapıya sahip bir kitap -çok daha modern. Güzeller güzeli bir kız Modeste Mignon ve ona talipli üç adam. Peki Modeste, acaba hangisini seçecek? Seçim kısmındaki yazarın okuru sürekli olarak ters köşeye yatırması, arada birer sayfa okurla konuşması gibi farklılıklar içeren bir klasik. Bu nedenle hiç sıkmıyor ve Balzac'ın şiirsel diliyle harika akıyor. Bunda Samih Rıfat'ın harika çevirisinin de hakkını teslim etmek gerek.

Okumaya başladığımda bu kadar beğeneceğimi açıkçası hiç düşünmemiştim. Başta da belirttiğim gibi bir yazarın kitabının değerini en iyi bir yazar verirmiş, bunu görmüş oldum. İlla bir klasik dönem kitabı okuyacağım diyorsanız listenin en başlarına yazabileceğiniz, eğlenceli, arada çok sıkmadan ders verici, harika bir kitap. Okuyun, okutun efendim. Bu kitabı etkinlik dolayısıyla okumama vesile olan Roquentin 'e de çok teşekkür ederim.
395 syf.
·10 günde·7/10
Sabahattin Ali'nin ölmeden önce çantasında taşıdığı iki kitaptan biri. Ne kadarını okuyabildi bilmiyoruz. Bana tamamını okumak nasip oldu.
Balzac'ın okuduğum ilk kitabı.
Yıl 1800 lerin sonları. O tarihlere baktığımızda savaşlar, ekonomik zorluklar yani hayat belki şimdikinden daha zor bilmiyoruz
Ama Balzac karakterleri ve olayları öyle naif bir dil kullanarak anlatmış ki eger yazıp çizen biriyseniz yazarın anlatımından etkilenmemeniz mümkün değil. Lakin sadece okuyucuysanız size bu naiflik biraz abartı gelebilir. Gerçek dünyada maalesef insanlar böyle değil. Büyük ihtimalle hiçbir zaman diliminde de olmadılar.
395 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Balzac'tan okuduğum en akıcı roman!

Kitap size aşk romanı olarak görünebilir, ben aşk romanlarıyla pek anlaşamam, ama kesinlikle bir aşk romanından çok daha fazlası. 1800'lü yıllarda geçen bir hikayede kendi zamanımızdan bu kadar şey bulmak, düşüncelerin evrenselliğine şaşırmak gibi küçük sürprizleri de var.

Modeste isimli baş karakterimizin üzerinden anlatılan hikayede kendini olmadığı biri gibi tanıtanlardan tutun aşkından alev alev yananlara kadar herkes var. Benim en çok hoşuma gidense bu karmaşaya bulunan çözüm ve Mignon ailesi oldu.
Kitapta hoşuma giden bir diğer şeyse romantik akımdan uzaklaşarak realist bir anlatının ortaya çıkması.Aynı hikayeyi romantik akımdan bir yazar anlatsaydı bilmiyorum ne kadar hoşuma giderdi... Ama zaten Balzac ve İnsanlık Komedyası da gerçekler, yaşananlar, yaşanılanlara verilen insanca tepkiler demek değil mi?
Kitabın dili öyle akıcı ve kolay ki daha yeni başladım derken kendinizi kitabın ortasında bulabilirsiniz. Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
395 syf.
·Puan vermedi
Modeste mignon incelemesi yaparken aslında özel olarak kitaptan ziyade Balzac incelemesi ve değerlendirmesi yapmak daha anlamlı olur.Burada kitap şöyle güzel böyle harika ya da çok sıkıcı şeklinde bir kalıp yapmak hata olur;zira Balzac okuduysanız ve tarzını biliyorsanız bu tamamen sizin Balzac tarzına bakışınızla ilgili.Kitap alışıldık şekilde Balzac betimlemeleri ile yoğrulmuş ve önemli bir kısmı mektuplaşma şeklinde geçiyor -ki bildiğim kadarıyla insanlık komedyasında mektup geleneği önemli yer tutmakta- ve tabiki bazı cümleler Balzac ustalığını gözümüze sokuyor.Konusu itibariyle 1840 larda yazılmış olması zaman zaman eski Fransız bürokrasisi içinde boğulmaya neden olabiliyor;tabi bu konuda da Oktay Rifat dipnotlarla yardımcı olmaya çalışmış.Kitabın konusu hakkında spoiler vermemekle birlikte nerdeyse 200 yıl önce bile aynı kıstaslar ve sosyal konum endişeleri olması aslında bu hususlarda pek fazla bir değişikliğin olmadığını gösteriyor.iyi okumalar..:)
395 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Kitabı bazı aksiliklerden dolayı sürekli elimden bırakmak zorunda kaldım. Böyle olduğu zamanlarda tekrar adapte olurken zorlanıyorum. Bir an hiç bitiremeyeceğim sandım.

Balzac üslubu ile tanıştığım ilk kitabım. #Balzac bu kitabı Kontes Hanska'ya ithaf etmiştir. Kontesle 16 yıl boyunca mektuplaştığını ve onu çok sevmektedir. Ölümünden pek az süre önce de bu kadınla evlenmiştir.

Kitaba gelince Modeste bir gün bir şairin portresini görüyor, ona mektup yazmak istiyor. Mektupları okumayan şair yardımcısından mektuba cevap vermesini istiyor. Modeste uzun süre Şair Canalis ile mektuplaştığını sanırken aslında yardımcısı Ernest ile mektuplaşıyor. Sonunda tüm bunlar ortaya çıkıyor ve Modeste evlenmek için bir seçim yapıyor. Kimi seçtiğini merak edenler kitabı okumaya başlasın lütfen.
395 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Her kitabı okuduktan sonra kitap hakkında araştırma yaparım. Başkalarının görüşlerini ve kitabın hikâyesini merak ederim. Çok kıymetli yazarlarımızdan Sabahattin Ali öldürüldüğünde, çantasından Modeste Mignon çıkmış. İnsan, “Acaba kaçıncı sayfadaydı?” “Başlamış mıydı?” “Nasıl bulmuştu?” diye düşünmeden edemiyor. Aynı zamanda bu kitap Balzac’ın kendi hayatından izlere de yer veriyor. 15 yıl boyunca mektuplaştığı ve sonrasında evlendiği eşiyle yaşamından ilham alarak yazmış. Modeste soylu, güzel, zeki kadın kahramanımız. Bir gün kitap almaya gittiğinde bir şairin portresini görüyor ve ona mektup yazmak istiyor. Normalde mektuplarını okumayan şairimiz Canalis’in eline geçen bu mektup alay konusu oluyor ve yardımcısından mektuba cevap vermesini istiyor. Modeste uzun bir süre Canalis ile mektuplaştığını sanarken aslında yardımcısı Ernest ile mektuplaşıyor ve olaylar başlıyor. Kendi çevresi tarafından da beğenilen ve evlenilmek istenen Mignon, kimi seçecek? Gözünde büyüttüğü, duyularına hitap eden Canalis, ruhunu tamamlayabilecek nitelikte mi? Balzac’ın anlatımına bir kez daha aşık oldum. Başta aklımızı bir güzel karıştırdı, kim kimdir merak ederken her bölümde yeri geldikçe kişileri tanıttı. Merak duygusu hep zirvedeydi, kitabın sonuna kadar kendini korudu. Kesinlikle okunması gereken bir klasik. Eski zamanlarda ne güzelmiş, mektup gelmesini beklemek, o heyecan.. Hiç görmediğin birine gönülden bağlanabilmek. Kitapta verilmek istenen çok güzel fikirler vardı. Beni en çok etkileyen, “Bazen bir insanın dış görünüşünü çok beğeniriz ama ruhu bize hitap etmez. Bazen de ruhumuza uygun kişiyi buluruz fakat aklımız hep duyularımıza hitap eden de kalır.” fikri oldu. Herkese keyifli okumalar diliyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Modeste Mignon
Baskı tarihi:
10 Nisan 2017
Sayfa sayısı:
394
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587296
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Honore de Balzac (1799-1850): Elli bir yıllık bir ömre inanılması güç bir hızda, 100'ü aşkın kitap içeren İnsanlık Komedyası'nı sığdıran 19. yüzyılın "anıtsal" romancısıdır.
Romandaki mektup geleneğinin yanı sıra içerdiği müzikal unsurlarla da günümüzün pek çok okur-yazarını şaşırtacak olan Modeste Mignon'sa (1844), yazarın anıtsal yapıtının "Özel Yaşamdan Sahneler" bölümünde yer almaktadır.

Oktay Rifat (1914-1988); 20. Yüzyıl Türk şiirinin en büyük adlarından biri olmanın yanı sıra, önemli bir oyun yazarı, romancı ve çevirmendi de. Balzac'tan ikisi eşi Sabiha Rifat'la birlikte dilimize kazandırdığı dört roman da, zamanla, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'ndeki yerlerini alacaklar.

Samih Rifat (19475); Çeviriden yazı ve çiziye, fotoğraftan belgesel yönetmenliğine, kültür hayatımızın "çok yönlü" sıfatını en hak eden kişilerinden biridir. Son 25 yılda Platon'dan Claude Simon'a, Kavafis'ten le Courbusier'ye pek çok ozan ve yazarı dilimize kazandırmıştır.

Kitabı okuyanlar 93 okur

  • MBKK
  • Eso
  • Ademy
  • Dorukhan
  • Afraze
  • Levent
  • Süheyla Yılmaz
  • Cemile Timurkaynak
  • sena
  • Ozan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%18.5
45-54 Yaş
%14.8
55-64 Yaş
%7.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%24.2
Erkek
%75.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.9 (17)
9
%29.7 (11)
8
%13.5 (5)
7
%8.1 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%2.7 (1)
1
%0