Politikacı televizyonda ya da basında kendi başlattığı bombardımanın neticelerini görür ya da kendi ordusunun yapıp ettiği zalimliklerden haberdar olur; kınama ve nefret belirtircesine başını sağa sola sallar, generallerinin nasıl bu denli sakar ve vahşi olabildiklerini merak eder, sanki birazcık göz önünden ayrıldılar mı ya da savaş başladı mı adamlarını artık kontrol edemiyormuş gibi, ama adeta o taraf tutmuyor ve olanlara tanıklık etmiyordur, olayların millerce kilometrelerce uzağında asla suçu kendisinde bulmaz; hepsinin kendisine bağlı olduğu, "İleri" emrini kendisinin
verdiği ansızın aklından çıkıvermiştir.