Akıl, birbirimize karşı sürekli beslediğimiz düşmanlığa yeterli bahaneler uydurmaya yetişemiyordu. Fakat barışma bahanelerinin yetersizliği daha da şaşırtıcıydı. Bazen sözcükler, açıklamalar, hatta gözyaşları, ama kimi zaman da ... of! Şimdi hatırlamak bile ne kadar iğrenç geliyor. Karşılıklı söylenen en sert sözcüklerden sonra birden suskun bakışlar, gülümsemeler, öpücükler, sarılmalar... öf, ne iğrenç!
Hayal kırıklığının kötü olduğu söylenir. Düşüncesizce varılmış bir önyargı. Hayal kırıklığı yoluyla değilse hangi yolla keşfedebiliriz neler beklemiş, neler ummuş olduğumuzu? Bu keşifte değilse nerede yatar insanın kendini tanıması? Hayal kırıklığı olmazsa insan kendisi hakkında aydınlığa kavuşur mu?
Hayal kırıklıklarına, onlar olmasaydı hayatımız daha iyi olurdu diyerek, içimizi çekerek katlanmamalıyız. Onları biriktirmeli, bulmalı, toplamalıyız. Gençliğimde taptığım film oyuncularının hepsi şimdi yaşlılığın, çöküşün izlerini taşıyorlar diye neden hayal kırıklığı yaşıyorum? Başarının değerinin ne kadar az olduğuna dair hayal kırıklığı bana ne öğretir? Kimi insan, ana-babasıyla ilgili hayal kırıklığını kendine itiraf etmek için bir ömür geçirir. Onlardan beklentimiz nedir aslında? Hayatlarını acıların boyunduruğu altında geçirmek zorunda kalanlar, çoğunlukla başkalarının, hatta yanlarında kalan ve ilaçlarını içirenlerin davranışları karşısında hayal kırıklığı yaşarlar. Onların söyledikleri ve yaptıkları yetersizdir, hissettikleri de. “Ne bekliyorsunuz?” diye sorarım. Söyleyemezler, hakkında derinliğine bir şeyler bilmeseler de hayal kırıkhğıyla sonuçlanabilecek bir beklentiyi yıllarca içlerinde taşıdıkları için şaşkındırlar.
Kim olduğunu gerçekten öğrenmek isteyen biri, hayal kırıklıklarını durup dinlenmeden, tutkuyla biriktirmelidir ve hayal kırıklığı doğuran deneyimleri biriktirmek bir hastalık gibi olmalıdır, hayatının her şeyi belirleyen hastalığı; çünkü öyle olursa, hayal kırıklığının yakıcı, zararlı bir zehir olmadığını, bizi oluşturan gerçek çizgiler konusunda gözlerimizi açan serin, yatıştırıcı bir merhem olduğunu apaçık görebilir.
Sadece başkalarını ya da durumu ilgilendiren hayal kırıklıklarıyla ilgilenmemelidir kişi. İnsan, hayal kırıklığının, kendini
“Birbirimizden asla ayrılamayacağımıza gerçekten inanıyordum,” dedi sessizliğin içine doğru bir ara. “Bunu olanaksız sanıyordum. Bir gün bir yerde şöyle bir cümle okumuştum: Arkadaşlıkların süresi vardır ve biterler. Bizimki bitmeyecek, diye düşünmüştüm o zaman, bizimki bitmeyecek.”