Bu çocuk kitaplarında genel bir durum söz konusu herhalde çünkü yani resimlendirmeler çeviriler güzel oluyor ama hikaye ne kurgu çok kötü yani çocuğa okunacak tarzda kitaplar değil yani hiçbir şey katmaz boşuna da 100-200 lira paranız gider bu dönemin koşullarında.
"Zulüm bizdense ben bizden değilim" diyen Simon, kardeşi Esty'nin ve Kubbet-üs Sahra'yı canı pahasına koruyan Sofia ve Aksa'nın hikayesi... Bir Kudüs Romanı.
Ayasofya-Ayia Sofia- Kutsal bilgelik.
15 yaşındaki Sofie adinda bir kızin posta kutusuna mektuplar gönderilerek felsefe egitimi verilir. Kitapta Sofia kendisinin, başka bir kıza yasgunu hediyesi için kizin babasi tarafindan yazılan kitaptaki kurgu kahraman olduğunu anlar.
Daha sonra bu kitabın yazarının da gerçek olmadığını anlar. Yani hayatının bir hikaye kitabi içindeki binbasi karakterinin yazdigi, hikaye kitabi kahramani kiz olduğunu anlar. Yani mesala; Rafadan Tayfa cizgifilmindeki Hayri kardeşi Hale için cizgifilm içinde Sofinin Dunyasi diye kitap yazıyor. O yazdığı kitaptaki kız da bizim ana kahramanimiz Sofia :) Biraz karışık yani :)
Nokta içinde nokta. Kurgu içinde kurguyuz.
Farklı bir kurgusu olan düşündüren bir kitap...
Sofi'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 199543,7bin okunma
Artık baskısı çok yapılmadığı için uzun bir süre aradığım bir kitaptı "Renklerden Moru"! Hep okuyanlardan iyi yorum alıyor ve heyecanlanıyordum. Sonunda Şubat ayında doğumgünümün şansıyla buldum ve okudum. Dedikleri kadar vardı roman, oldukça başarılı buldum. Yazarımız Alice Walker, kişiliği itibariyle kendi içinde gücünü bulan, tüm felaketlere rağmen mücadeleyi bırakmayan, doğru zamanı bekleyen bir aktivist olarak dikkat çekiyor. Tümbu özelliklerini, "Renklerden Moru" kadınlarına yansıttığını gördüm. Romanda Celie dahil tüm kadınlar bir noktadan itibaren "Dur!" diyor ve hayat adı verilen mücadeleye dört elle sarılıyorlar. Bu açıdan ilham verici bir kitapla karşı karşıyasınız. Alice Walker, aynı zamanda erkek egemen bir dönemde erkeklerin tüm acizliklerini, tüm zayıflıklarını, tüm zaaflarını, tüm ezik egolarını ve sığ bilinçlerini gözler önüne sererek de önemli bir iş başarıyor. Erkekler tüm ezikliğini ve acizliğini, boyunduruğu altındaki kadınlara fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayarak yansıtıyor romanda... Günümüze baktığımızda, bu erkek egemen toplumu zırvasının pek değişmediğini görüyoruz. İçler acısı halimizi "Renklerden Moru" romanındaki gibi yaşarken, kadınlarımız sesini çıkarmadıkça ve erkeklerimiz tam bilinçli bir şekilde yetiştirilmedikçe toplumumuzda bir değişimin yaşanmayacağını görüyoruz. Alice Walker'ın emarelerini verdiği üzere, ülke toplumumuzda da bu konuda bir gelişim var; ancak yeterli değil...
Romanımız, mektup tarzında yazılmış. Üslup olarak yalın ve günlük konuşma tarzında bir dil kullanılmış. Walker bunu yaparken, kelimelerini binlerce duyguyla kaplamayı başarmış. Okurken anlayacağınız üzere duyguları, acıyı, isyanı kelimelerinin arkasına saklamış. Bu durum, okumanın etkisini arttırıyor. Ayrıca fazlasıyla sürükleyici bir roman olduğunu
DİNLE BENİ
Dinle Beni kitabının yorumuyla sizlerleyim. Baya uzun bir aradan sonra Tess Gerritsen'in kaleminden bir kitap okuma fırsatım oldu. Bana bu fırsatı sunan Kitapokuranne 'ye çok teşekkür ederim
Birbiriyle bağlantılı olayların ışığında katili bulmak cidden çok zordu. Heyecan bol ve gerilim dolu bir okumaydı. Dinle Beni, Rizzoli & İsles serisinin son kitabıymış Bunu kitap hakkında internette araştırma yaptığım araştırma sonucu öğrenmiş oldum.
Dinle Beni kitabından bahsedecek olursam; Angela Rizolli, Boston'ın kuzeyindeki Revere kentinde yaşıyor. Angela'nın karşısındaki eve Matt ve Carrie çifti taşınıyor. Çift biraz gizemli bir görünüme sahip gibi. Angela, onlarla tanışmak için yanlarına gidiyor. Ancak, komyonetin daha boşaltılıp eşyaların eve yerlestirilmediğini görüyor.
Dedektif Jane Rizolli, akvaryumun yanına eğilmiş elli iki yaşındaki Sofia Suarez'in cesedini inlemekle meşguldü. İzler kapının girişinde başlıyor, yer de kanlı bir steskop var ve boğuşma akvaryumun yanında son buluyor. Sofia, cenin pozisyonunda yan yatıyordu üzerinde mavili yeşilli hemşire forması duruyor.
Cesetin ezilmiş kafatasının çevresinde kandan haleler var ve yüzü tanınmayacak haldeydi. Yaralar gayet belirgindi, düz bir çekiç darbesi sonucu oluşmuş olabilir. Dedektif Rizolli, yerdeki ayak izlerini inceliyor. 41-42 numara bir erkek botu olmalı. Cinayet aleti bulunamadı. Üstelik Sofia'nın dizüstü bilgisayarı ve cep telefonu da kayıptı.
Sofia Suraez, Pilgrim Hastanesi'nde hemşirelik yapmakta. Herkes tarafından sevilen ve kendi halinde bir kadın. Sofia eşinin ölümünden sonra yalnız yaşamaya başlamış. Ancak ölürken yalnız değildi. Sofia Suarez'i kim neden öldürmek istesin? Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar
#okudumbitti #kitapyorumu
Son 300 sf çok güzeldi ama bize neden boşuna ithan , sofia, tharion okutuldu kesinlikle 840sf olmayı hak eden bir kitap değil. Spoiler: Daha seride 2.kitaptayız ama konu azlıgından heyecan getirsin diye rhysand eklenmiş son anda cok erken çok erken cam satoda da bu oldu ama en son kitapta ve aelin için dönüsüm olan bir yerde. Yine ne bu yazarın rhysand aşkı her seride goreceksek yandık aelin gibi muhtesem bir karakteri varken yine kendini tekrara madem düsürme. Onun haricinde hunt ve bryce'ı seviyorum ama her cins varlığı kitaba koyup nasıl iyi bir senaryo cıkmaz anlamıyorum çok boşlukları var evrenin zemini sağlam değil. Daha fazla calısılmalı kurguda
+hunt dısındaki erkeklerle bryce'ın cinsel sakalari hiç hoşuma gitmedi alfagt diyorsunuz birde adama mağaramda mutluyum ben. Hani bryce'ı basitlestiriyorsunuz böyle yazarak seküler kadın boyle yazılmaz cünkü.