AĞRIDAĞI EFSANESİ - YAŞAR KEMAL
10/10
·120 syf.··
2023 11. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2023 15:19
AĞRIDAĞI EFSANESİ -ÖZET- Kitap 120 sayfadan oluşuyor. Bir gün Ağrı dağı'nda yaşayan Ahmet'in evinin önüne dizginleri sırma işlemeli, gümüş ayarlı, zengin ve önemli gününe ait olduğu anlaşılan bir at bulunur. Ata gören sofi bir işaretten Ahmet'e bir misafir geldiğini düşünür. Ama Ahmet her şeyden habersiz kaval çalmaktadır. Ahmet dışarı çıktığında atı görür. Sofi ile konuşurlarken bunun Haktan Bir Yadigar olduğundan kanısına varırlar. Ama tam olarak emin olmak için adı 3 kez bırakırlar. At her seferinde de geri döner. İşte o zaman emin olurlar. Artık at kimin olursa olsun geri verilemezdi nokta kellesi gitse bile. 6 ay boyunca asıl sahibinden ses çıkmadı. Derken bu atın unvanı her yere yayılmıştı. Beyazıt paşası Mahmut Han'ın adamları atın paşaya ait olduğunu ve almak için geldiklerini belirtirler. Ahmet atıvermez. Taşa verilmeyeceği haberini alır ve Kürtlere biner. Paşa dostu olan Kürt beylerini saraya çağırır ve durumu anlatır. Beyler Ahmet'in hasta olduğunu bilseler de susarlar. Kürt beylerinden umduğunu bulamayan paşa Ahmet'in köyüne gider, köyde kimse yoktur. Yalnız sofi vardır. Paşa'da sofia'yı zindana attırır nokta halen Ağrı dağı'nın eteklerinde köylüleri ararlar. Kış gelmesine rağmen durumdan rahatsız olan Beyler aralarında Bir anlaşmaya varırlar paşaya beyazıt'a varmasını 3-4 aya varmadan atı da Ahmet'i de bulacaklarını söylerler. Paşa yetmez köylerde isterim der Beyler onu da kabul ederler. Bu arada zindandaki sofi'ye Paşa'nın kızı Gülbahar gizlice yemek götürüyor. Sofi de ona kahvaltı çalıyor. Bir gün bulundukları yer olan Şemdinli de oldukları anlaşılıyor. Milan beyinin oğlu Musa bey sadece tanışmak için geleceğini söyler Ahmet'e 2 nokta ona sofi Bey'in durumunu anlatır. Ahmet saraya gider. Paşam Musa bey'i de Ahmet'i dedesinden atar. Gül bahara da sofi'den
İnceleme
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2024 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2024 19:11
Renklerden Moru- Alice Walker Daha ilk sayfadan sizi derinden sarsacak bir kadın romanı ile daha karşınızdayım. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere, mor renk bütün kültürlerde şiddetin rengi olarak bilinir. Sadece fiziksel değil elbette. Celie babası tarafından yıllarca cinsel istismara uğradıktan sonra, kendinden yaşça büyük biriyle, onun çocuklarına bakmak üzere evlendirilir. Evlendiği kişi tarafından da yıllarca şiddete uğrar. Sesini çıkarıp kendisini savunamaz. Zira kendisini savunmaya kalktığında ona sahip çıkacak kimsesi yoktur. Sonra evlendiği adamın oğlu güçlü bir kadın ile evlenir, Sofia. Sofia gördüğü en güçlü kadındır ve onu tanıdıkça kendinde yavaş bir değişimi fark eder. Ama asıl değişim kocasının aşık olduğu kadın olan Shug ile tanışması ile gerçekleşecektir. Kitap aslında bence iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Celie'nin kendini, kimliğini, tercihlerini bulmaya çalıştığı, kendini sorguladığı ve hayatını anlattığı bölüm. İkinci bölüm ise kız kardeşi Nettie ile karşılıklı mektupları. Kitap genel olarak siyahi kadınların yaşadıklarını, aslında kadınların , erkekler gözünde ikinci sınıf vatandaş olarak görünmeleri gibi konuları işlemiş. Yazıldığı yıllar tabiki kadınların varlıklarını kabul ettirme mücadelesi bakımından önemli zamanlar. Kitabımız aynı zamanda 1983 yılında da Pulitzer Ödülü almış. Kitap ile ilgili ekleyeceğim çok şey var ama spoiler olacağı için yazamıyorum. Okuyup da konuşmak isteyen yazsın diyorum Kitabı tavsiye eder miyim, ederim ama sanırım uzun zamandır bu tarz kitaplar çok okuduğum için çok fazla etkilendim diyemeyeceğim. Ama yine de önerimdir efendim.
Renklerden MoruAlice Walker · Doğan Yayınları · 20191,078 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·592 syf.··
2024 8. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 11:21
Kitap, küçük bir kızın felsefi yolculuğunu, Rönesans öncesi ve sonrası doğa filozoflarının, mitlerin ve günümüze kadar süregelen düşüncelerini ve esin kaynaklarını roman tadında ele almış. Herşey Sofia karekterinde ki 15. yaşına girecek olan küçük kızın posta kutusundan aldığı bir zarfla başlar ve büyük bir bilinmezliğe girer. Olur olmadık yerlerde zarflar bulmaya devam eder, ve bir felsefe kursunun içinde olduğunun farkına varır. Bu durumu daha çok, “zamanın da kutsal kitapların küçük küçük yazılar şeklinde toplatılıp”, kitap haline getirilmesine benzetiyorum. Kitabın sürükleyici tarafı küçük kızımıza oyunlar oynayan kişiyi bulmaya çalışmaktır. Ayrıca yazar bu kitapta insanlığın varoluşunun ilk kıvılcımlarından günümüze kadar olan süreci, hikaye tadında çok güzel bir şekilde harmanlamış. Ve üstüne basa basa söylüyorum, felsefe diyince gözünüz korkmasın. İnsanın hayata dair bakış açısı bir tık daha değişebiliyor. Bu tür kitapları okuduğunuzda felsefenin şeffaf ve akıcılığına da şahit olursunuz.
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
7/10
·256 syf.··
2024 70. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 16:59
#cevizyorumluyor #dinlebeni #listentome #tessgerritsen Yıllar sonra Rizzoli ve Isles'a dönmek... vay be! aşırı sevdiğim Gerritsen karakterleri ki Gerritsen'ın başka karakterlerle yazdığı kitaplar bir acayip geliyor. Gizem gerilim seven biri olarak birçok bu tarz kitap okusam da hiçbir yazar Tess gibi tatmin edici olmuyor. Jane'in annesine odaklanan bu kitap rizzoli serisinde favorim olmasa da bence çok iyi yazılmıştı. Hem de onca sene sonra Tess formunda. Serinin 13. kitabı (tek başına okunabilir) ve 2022 yılında Balantine books tarafından ilk yayımlandı. Goodreads'de 5600 küsür oylama ile 4.24 puan alması kitabın şişirilmediğinin kanıtı. Boston cinayet masası dedektifi Jane Rizzoli ve adli tabip Maura Isles, hemşire Sofia Suarez'in ölümünü araştırırken Jane'in annesi Angela gizemli bir çiftin mahalleye taşınması ve genç bir kızın ortadan kaybolmasıyla endişelenir. Angela, kendisini gayri resmi olarak mahallesine nöbetçi atamış :) Ve herkesten de şüphelenip onları izliyor. Bu hikayede Angela, Jane'den daha büyük bir role sahip. Angela'ya diziden de bayılıyordum. Okurken dizideki karakter gözümde canlandı hep. Bölümler anlatan karakter ile isimlendirilmiş. Kendi aralarında bir ileri bir geri gidiyoruz Jane'in Maura ve Angela ile kurduğu ilişkiler bu şekilde güzelce genişletilmiş. Başlangıçta birbiriyle bağlantılı olmayan bir dizi olay var. Ama sonunda birleşiyorlar. Sonu oldukça sürprizli diyebilirim. Halbuki kitabı çözdüğümü sanmıştım ortalarda filan. Amaaan demiştim. Evet ters köşe var. Hızlı okunan, ters köşeleri olan, komşuların da dahil olduğu gizem ve gerilim kitapları sevenlere öneririm.
Dinle BeniTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20261,428 okunma
8/10
·320 syf.··
2024 58. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2024 11:01
Dava Özetleri Serisi 2 Kitapta ağabeyi ve ağabeyinin eşi hayatını kaybettiği için altı yeğenine bakmak zorunda kalan Chelsea ve serinin ilk kitabından tanıdığımız avukatımız Jake'in hikayesini okuyoruz. Öncelikle Jake ve çocukları çok sevdim. İlk başlarda Chelsea'den çok hoşlanmasam da sonlara doğru onu daha çok sevmeye başladım. Jake bir yerden sonra sinirlerimi bozdu ama sonradan toparladı. Serinin en çok beğenilen kitabı olmasına rağmen bana göre ilk kitaptan farkı yoktu. Duygular noktasında Stanton ve Sofia'nın hisleri daha samimi gelmişti. Bu kitapta da onları okumak çok güzeldi. Jake, karakter olarak mükemmele yakın bir erkekti ama Chelsea bana aynı hissiyatı veremedi başlarda. Kitabın tamamen Jake'in ağzından yazılmasının da etkisi olabilir belki. Ancak çocuklar kitabı çok güzel taşıdı. Onlar için keyifle okudum...
OnayEmma Chase · Nemesis Kitap · 2022898 okunma
Symposion ve Eros
9/10
·120 syf.··
2024 24. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2024 00:39
Uzun bir inceleme yazmaya niyetim yoktu fakat sanırım yine uzatacağım. (Kendim için notlar) Önce şunu söylemem gerekir ki: Platon’un diyaloglar içinde hocası Sokrates’i böylesine bilge ve saygın biri olarak tasvir edip onurlandırması, bu diyaloglar içinde kendi adını hiç geçirmemesi beni etkiliyor. Kitabın Yunanca adı Symposion, dilimizdeki karşılığı içkili toplantı/tören. Şölen diye çevrilmiş dilimize ancak belki de Sempozyum da denilebilirdi. Bu iki aşamalı toplantılarda davetliler önce yemek yiyor (Deipnon aşaması) ardından sırayla söz alarak bir konu hakkında görüşlerini belirtiyorlar (Sympoison aşaması). Kitaptaki Sympoison’a davetli kişiler Sevgi üzerine konuşmaya karar veriyorlar. Bu sevgi konusu, “Eros” sevgisi bağlamında ele alınıyor. Eros’u Yunan aşk tanrısı veya arzulu, bedensel bir sevgi olarak biliyoruz ancak Şölen’de biraz daha farklı yollardan, bedenselliği içeren ama nihayetinde onu aşan bir kavram olarak açıklanıyor bize bu sevgi. İlgimi çeken birkaç konuyu ele alacağım: - İlk olarak Phaidros’un kurduğu şu cümle ve arkasındaki mitolojik çıkarımın güzelliğine değinelim: “Sevgiden gelen erdeme en çok değer veren Tanrıların asıl hoşlandıkları, hayran oldukları şey, sevenin sevgilisine gösterdiği sevgiden çok, sevileni sevene bağlayan sevgidir.” s.15 Bu noktada Alkestis ve Akhilleus kıyaslaması yapılıyor. Özetlersek, Alkestis çok sevdiği kocası yerine ölmeyi göze almış bir kadın. Sevgi için kendini feda etmiş. Akhilleus ise sevilen tarafta; onu seven Patroklos’un savaşta yardımına giderek ölümü göze alıyor. Topuğundan vurularak ölüyor. (Bilinir bilgi olsa da belirtelim, Akhilleus sadece topuğundan vurulunca ölebilir, topuğumuzdaki aşil tendonu da onun isminden geliyor.) Tanrılar Akhilleus’un davranışını daha çok beğeniyor. Neden? Çünkü seven kişi,
Felsefe-Düşünce
Şölen - DostlukPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20195,2bin okunma