Boş yere hayallere kapılıp şu insan denen yaratığa bel
bağlamamalıydım. Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip
bir bilmeceyi insan. Derinlerden daha derin bir sırrı ya da,
ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu,
alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi.
Öyle ki, onca kafa patlatmasına rağmen, binlerce yıldan
bu yana kendisi bile çözemiyordu kendini...
"Keşke insanlar dünyayı sevmeyi öğrense;
yaşadıkları topraklara birer misafir olduklarını
anlayıncaya ve çocuklarına daha yeşil bir
gelecek hazırlamanın bilincine erişnceye kadar,
ne yazık ki bu katliam böylece sürüp gidecek!"
Ola ki başka masala gidecektim ama, henüz o masal yaratılmamıştı.
Bu yüzden, oralarda oyalanıp vakit geçiriyordum. Hiç kuşkusuz,
beni anlatacak olan masal söylenir söylenmez uçup gidecektim.