İnsanlardan ziyade doğanın elini tutmayı seçiyorum.
Olması gerekenden çook arka planda. Ve değersizlik doğadan çok insana pahalıya patlayacak.
Depremden sonra konut diye kaç dönüm zeytinliği gömdüler?
Söküp attılar. Sizin derdiniz alan olsa öncelikle depremden sonra ilk dümdüz olan yerleri ayaklandırmış olurdunuz.
Ve amacınız bitki katletmek olmasaydı söktüklerinizi başka yerlere ekerdiniz? Bunu da yapmadılar. 30-100 yıllık ağaçları sökerek kuruttular.
Kıtlıktan bahsederken kıtlığın kendisi olma yolundalar.
Dinden ve imandan kutsal ağaçlardan sayıp dokunmamaları gerekirdi ama para söz konusu olunca din de iman da bir yere kadar. Çok yazık.
Zeytinyağı en kaliteli ve ısıya en dayanıklı yağ diye yine sağlık: ayçiçek ve mısır gibi hemen zehre dönüşmüyor.
Kendi ülkemizde kendimize ait besinleri alamayacak kadar yoksullaştırılmışız: Zeytinyağı alamıyorlar, zeytin yiyemiyorlar.
Zeytin, bal, tereyağı, pekmez, reçel, yumurta, helva, kaymak vs. kendi ve sağlıklı kültürümüzdü. Onları bırakıp işlenmiş gıdalara koştular.
Köklü bir tarihten gelirken mükemmel zenginlikle donatılmışız: seçimler harika. Faydasız ya da zararlı hiçbir yiyecek ve içeceğe sahip değildik.
Köy kahvaltısı lüks değildi, bunu lüksleştiren sömürüye açık olan aptallık ya da işlevsizlik.
Yoksa bugün gelinen nokta okullarda, hastanelerde, iş yerlerinde bu tarz ve devlet destekli kahvaltılıklar ve öğle yemekleri olurdu. Çerez çeşidine değinmeyeceğim bile. Bolluk ve bereket hepimizin cebinde ve evinde olurdu. Ülkemiz bile zirvede. En azından buna layık olunsa?
Siz bunları bırakıp kimyasal olan takviyeleri aldınız, bunları bırakıp ekstra sporu aldınız, bunları bırakıp ilaçlar aldınız?
Sağlık verdiniz, yaşam kalitesini verdiniz, yaşam sevincini verdiniz.
Marketlerde sözde organikler bile kimyasal dolu? Kaldı ki