#𝙕𝙐𝙈𝙀𝙍_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 📗 Bu kitap, kudreti dâimâ üstün gelen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olan Allah tarafından parça parça indirilmiştir. 1 Biz sana bu kitabı gerçeğin tâ kendisi olarak indirdik. Öyleyse sen de, her türlü şirk ve gösterişten uzak durup ibâdet ve taati yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk et. 2 #Tefsir: 📖 📖 Kur’ân-ı Kerîm Allah tarafından indirilmiştir. Dolayısıyla o, yaratılmış bir varlığın sözü değildir. Bu bakımdan onu çok dikkatli dinlemek ve buyruklarını büyük bir ciddiyet ve titizlikle yerine getirmek gerekir. Kur’an’ın, Allah Teâlâ’nın “Azîz” ve “Hakîm” isimleriyle yakın bir irtibatı vardır. اَلْعَز۪يزُ (Azîz), mutlak güç ve kudret sahibi, kudreti dâima üstün gelen ve asla mağlup edilemeyen demektir. Bu ismin tecellisi ile Kur’an’ın mesajı insanlığa ulaşacak, onun hükümlerinin geçerli olmasını hiçbir kimse engelleyemeyecek, emir ve yasakları sürekli yürürlükte olacaktır. اَلْحَك۪يمُ (Hakîm) ise verdiği hükümler, yaptığı işler her dâim hikmetli ve sağlam olan, tedbir ve yönetmesi bilgiye dayanan demektir. Bu ismin tecellisi ile de Kur’ân-ı Kerîm dil, belagat, fesahat, üslup, nazım ve ihata ettiği bilgiler itibariyle son derece sağlamdır. İhtivâ ettiği tüm hakîkatler nihâyetsiz hikmetlere dayalıdır. Kur’ân-ı Kerîm, gerçeğin ta kendisi olarak nâzil olmuştur. Yani ondaki bilgiler tümüyle doğrudur. İçinde herhangi bir yanlışlık veya şüphe yoktur. Rabbimizin kim olduğunu, O’nun muradını ve bizden nasıl bir kulluk istediğini açıkça beyân etmektedir. Doğru ile eğriyi, hakla bâtılı tüm netliği ile ortaya koymaktadır. O halde kula düşen vazife, Kur’an’ın tarif ettiği şekilde tam bir teslimiyet ve samimiyet içinde Allah’a yönelerek ve yalnızca O’nun rızâsını isteyerek Rabbine kulluk yapmaktır. Bu sûrede, “dini yalnız Allah’a hâlis kılarak
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret! Eksik olsun! Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? “Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem! Eksik olsun! Korkmak, tükenmek, bitmek… Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? İstemem! Eksik olsun! İstemem! Eksik olsun! Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek… Tek başına. Özgür olmak.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kendini sev yeter
Kimse kimseyi beğenmek zorunda değil. Cinsiyet fark etmiyor. Harika vasıflarınız, ahlakınız, donanımlarınız vs olabilir. Ya da çok güzel, pek derin, en ulvi sen seviyorsun belki ama bu yüzden kimse sana âşık olmak zorunda değil. Muhteşem bir insansın belki ama bu yüzden "o insan" da seni seçmek/seninle evlenmek zorunda değil. Ondan daha iyisin, daha güzelsin, daha zekisin ama bu yüzden onun yerine seçilmek zorunda değilsin. Çok hak ediyorsun... Ama bu yüzden istediğin ilgi, şöhret ve itibar sana verilmek zorunda değil. Evet Salieri kadar bilgili, özverili, hırslı ve hak etmek adına görece her şeye sahipsin ama bu yüzden Mozart'ı aşmak zorunda değilsin... En çok sen çalışıyorsun ama bu yüzden o görev/o pozisyon sana verilmek zorunda değil. Sağlıklı besleniyorsun, düzenli spor yapıyorsun ama hayat seni 90 yaşına kadar yaşatmak zorunda değil. Evet kabullenmek zor belki. Hazmı da kolay değil evet. Ama hayat bize borçlu değil. Hayat optik okuyucu gibi tamamen objektif ve adil bir puanlama mekanizması yok. Çünkü bazı şeyler nasiptir. Bazı şeyler sınavdır. Bazen insanın payına düşen budur. Bazen hikayemiz bu kadardır. Elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra yaşamın bu sessiz, çetin, ironik, sırlar ve efsunla dolunu payına razı olmakta bilgeliklerin en büyüğü var. Hayatın kimseye borcu yok... Çünkü hayat bazen de böyledir. Evet, aynen öyle
Duygu ve Düşünce
Günün sonunda dünyanın hiçbir kıymeti olmadığını anlarsın, kıymetli olan kalplerimizde sessizce kalandır. Ne mal, ne mülk, ne şöhret... Sadece bir bakışın sıcaklığı, bir sözün güzelliği, bizi Allah için seven bir yüreğin imanı kalır geriye. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
Yeryüzünde nice bilinmeyenler vardır ki, gökyüzünde şöhret sahibidirler. Hz. Ömer (r.a)
1000Kitap
Şöhret, hak edenlerin sırtına ağır gelmez.