"Doğru. Ne var ki şöhret tuhaf bir şeydir. Bazıları öldükten sonra ün kazanır, bazıları da yok olup gider. Bir neslin hayranlık duyduğu şey diğer nesillerin tiksintisini uyandırır."Geniş ellerini iki yana açıyor. "Tarihçilerin kaleminden kimlerin kurtulacağını bilemeyiz. Kim bilebilir ki?" Gülümsüyor. "Belki günün birinde ben bile ünlü olurum. Belki şöhretim sizinkini aşar."
Sayfa 356·Kitabı okudu
Şöhret duygusunun, anlık kazanımların, büyülü dünya yalanlarının, para tutkusunun, nitelik karşısındaki, gerçek anlamda iyi olanın karşısındaki ezici üstünlüğü.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Reklam
Dışarıdan bir şeyler kazanabilmek için içeriden bir şeyler yitirmek, yani şan şöhret, mevki, şatafat, unvan, şeref uğruna huzurunu, boş zamanını ve bağımsızlığını bütünüyle ya da önemli ölçüde feda etmek büyük bir budalalıktır.
Felsefe
Komünist Çin, Abdunnåsır'ın, İslami referansları sonuna kadar kullanarak ve sınırları epey zorlayarak kendi mutlak iktidarına "dini" dayanaklar uydurma politikasını bire bir kopyaladı. Böylece Ezherde eğitim alan Hui lim talebeleri, Çine dönerken yanlarında götürdükleri "vatan sevgisi imandandır türünden ibareleri, "Çin Komünist Partisi'ne muhabbet ve sadakat duymak imandandır" şekline dönüştürerek halka aktardılar. İslami ve Kuräni kavramlar da bu dönüşümden nasiplerini aldı. Mesela "cihad" nasıl yorumlandı dersiniz? Çin'in milli birliğini ve menfaatlerini savunmak olarak elbette. Hatta Kur'ân-ı Kerim'i Çinceye tercüme eden Muhammed Ma Jian (1906-1978) adlı Hui Müslüman din adamı, ömrünü İslam'la Marksizm ve Komünizm'in birbirine ne kadar yakın ve uygun olduğunu savunarak geçirdi. Öte yandan, kendisinin Kur'an tercümesi öylesine büyük bir şöhret kazandı ki, Suudi Arabistan Krallığı Çinli hacılara ücretsiz olarak dağıtmak üzere 1987de Arapça Çince Mushaf hazırlamaya karar verdiğinde, bu meal tercih edildi. Söz konusu yorumlama biçimi, bugün hală cari. Urumçi'de çekilmiş bir cuma hutbesi kaydını izlemiştim. Genç Hui imam, vatan sevgisinin imandan olduğunu, bu sebeple bir Müslümanın ayrılıkçı fikirlere sempati duyamayacağını, vatanını ve hükümetini sevmeyenin İslam'ı yanlış anladığını anlatıyordu uzun uzun. Elbette bu cümlelerin alt metninde, doğrudan doğruya Uygurların eleştirildiğini anlamak için allame olmaya lüzum yoktu.
Sayfa 204·Kitabı okudu
Ama artık ödül şöhret ve para değildi. Ödül hayatta kalmaktı.
Reklam
Reklam