Yaşamak için Tanrı’nın varlığının farkında olmaya ihtiyaç duyuyordum.Onu unutmaya inkar etmeye çalıştığımda ölüyordum.
Bu canlanma ölme de neyin nesi? Tanrı’nın varlığına olan inancımı yitirdiğimde yaşamıyorum. Şayet O’nu bulmaya yönelik içimde bir umut kırıntısı olmasaydı kendimi çoktan öldürmüştüm.Sadece O’nu hissettiğimde ve bulmaya çalıştığımda yaşıyor, gerçekten yaşıyorum. ‘Daha ne arıyorsun?’ diye haykırdı içimdeki bir ses. “Bu O. O, onsuz yaşanılamayandır. Yaşamak ve Tanrı’yı bilmek aynı şeylerdir. Tanrı varoluştur. Tanrı’yı arayarak yaşadın mı, bir daha Tanrısız yaşayamazsın”
Beyinde, öyle anlaşılıyor ki, şiirsel bellek diyebileceğimiz ve bizi büyüleyen, bize dokunaklı gelen, hayatlarımızı güzelleştiren her şeyi kaydeden özel bir alan var. Tereza’yla karşılaştığından bu yana, hiçbir kadının Tomas’ın beyninin bu alanında en ufak bir iz bile bırakmaya hakkı yoktu.
Gündelik hayatımız bir rastlantılar sağanağı altında yaşanır ya da daha kesin konuşmak gerekirse kişilerle olayların kazara bir araya gelmesiyle örülür
Kur’an’ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şehadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı. Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka birşey değildi. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü bu dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.