3 Haziran Pazartesi sabahı🖤💐 Vera pencereden giren güneşle erkenden uyanır, ama yataktan çıkmaz, sessizliği bozmak istemez. Saat yedi buçuğa doğru Nazım Hikmet kalkar. Yarı çıplak, her zamanki gibi
Bu toplum “sağcıdır” tezine karşı anti tez bırakıyorum.
Toplumun sağcılaştırılması projesinin sonuçlarından biri, Türkiye toplumunun “özünde” sağcı bir toplum olduğu, sola ve onun değerlerine yabancı, uzak bir hüviyet taşıdığı yönündedir. Bu ise açıkça ideolojik bir yalandır. Çünkü her şeyden önce toplumların “özü” olmaz, toplumlar “tarihsel” yapılardır. Dönemsel olarak farklı politik ideolojileri benimseyebilirler, dönemsel olarak toplumlarda sınıf mücadeleleri yükselişe ya da düşüşe geçer, dönemsel olarak emek hareketi güçlenir ya da zayıflar, dönemsel olarak kitleler yüzünü sola dönebilirler ya da onu görmezden gelir. Dolayısıyla Türkiye toplumu da “özünde” sağcı bir toplum değildir, diğer toplumlar gibidir. Bunun böyle olduğuna dair en iyi göstergelerden biri bu kitapta anlatılanlardır. 1965 yılında Türkiye toplumu Ecevit’e “Türkiye sağ ile sol arasında bir tercih yapmayacak, solun farklı versiyonlarından birini seçecektir” dedirtmiştir. 1965-1980 arası milyonlarca kişi ortanın solundan sosyalizme uzanan geniş bir yelpazede sol siyasetle buluşmuş, milyonlarca işçi emek hareketinin bir parçası olmuş, toplum sola ve onun değerlerine kucak açmış, benimsemiş, dünyaya soldan, solla bakar hale gelmiştir.
Alıntı
Haushofer’ e göre Alman halkının hayati çıkarları Ortaasya’ da bulunmaktaydı. Haushofer’in 1905 yılındaki Tibet yolculuğu sırasında öğrendiği eski Aryan mitosu bunu doğrulamaktaydı. Bu mite göre; Büyük bir (nükleer) felaketten sonra, bugünkü Gobi çölünde yaşayan, başka dünyalardan ge­len varlıkların çocukları, Thule’nin üstün-insanlarının torunları, Himalayalar’ ın altındaki mağaralara sığınmış­ lardı.Bunlar kendi aralarında ikiye bölünmüşlerdi. Birisi “sağ el yolu,” diğeri ise “sol el yolu” idi. Bu iki yolun or­tasında bulunamayan şehir, üstadlarn mekanı Agarti bulunuyordu. Thule örgütünde bu mitos çok önemli bir rol oynuyordu. Haushofer, Blavatsky ve devrin bir diğer önemli okült ve ezoterik örgütü olan ‘Teozofi Cemiyeti’ ile temas kurmuş ve 1920’li yıllarda da “Işık Kardeşliği” Locasını kurmuştu. (Locanın adı İngiliz Gül-Haç örgütünden esinlenerek konmuştu) “Societeas Rosicruciana” Büyük Üstadı Bulwer- Lytton’ un “ The CorningRace”cLdh romanında (Yeraltındaki yüksek bir uygarlıktan bahsediyordu) “Işık Kardeşliği” Locası “Vril” adıyla anılıyordu. Bu roman, yeraltında ya­şayan ve günü gelince dünyanın üstüne egemen olacak olan “Üstün-İnsanlar” dan bahsediyordu.
Sayfa 227·Kitabı okuyor
Alıntı
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde ALLAH TEÂLÂ, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır: Âdil devlet başkanı, Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, Kalbi mescidlere bağlı müslüman, Birbirlerini ALLAH için sevip buluşmaları da ayrılmaları da ALLAH için olan iki insan, Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben ALLAH’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit, Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, Tenhâda ALLAH’I anıp göz yaşı döken kişi.” (Buhâri, Ezan 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2)
Din
günahlar ve şeytan
Günah sebebiyle insana musallat edilip bedene yerleşmesine izin verilen bu cinni şeytanların da bedende, kendilerine tahsis edilen bir mekânları ve kişiyi etkileyebilecekleri belirli, sınırlı,
Sayfa 134