Çoğunlukla bilimsel bir temeli olmayan düşünceler silsilesi ile kaleme alınmış bu betik Solculuk ile Milliyetçiliği uzlaştırıp birleştirmeyi amaçlasa ve öyle sansa da buna erişememiş gibi görünmekte.
En temel olarak "Millet tanımı" noktasında çok büyük bir hata yapıyor yazar. Türkiye'nin sınırları dışına çıkmayan ve bütün azınlıkları kapsayan bir tanım yapmaya kalksa da Turanî halklarla ilgiyi koparmıyor, hatta ileri gidip asılsız bir iddia olan "10 bin yıllık tarihi olan bir millet" şeklinde savunuyor Türklüğü. Hem Anadolu'nun antik halkları ile ırksal bağ kurup hem de diğer Turanî halklarla ilişki kuran yazar "biz Hitler gibi değiliz" diyerek kendini küçük düşürüyor. Dil, kültür ve vatan olarak birlik bulunmayan halklarla "ırk" dışında nasıl bir bağ kurulabilir? Daha da garibi ırkan Türk olmayan ama Türkiyeli olan kavimlerin Türkistândaki Türkî halklarla nasıl bir milletdaşlık ilişkisi olabilir. Baştan sona tutarsız bu "millet tanımı" Atatürk'ün adı da kullanılarak oturtulmaya çalışılıyor. Çünkü bu kadar tutarsız bir söylemi ancak bir siyâsî puta dayandırarak meşrulaştırabilirsiniz.
Solculuk olarak ortaya koyduğu kavramların hepsini Kemâlizm zâten barındırdığına göre neden TÜRKSOLU adı altında yeniden toparlanma ve bunu millete anlatma ihtiyâcı duyduklarına da asla anlam veremedim. Zâten hazır olan bir sistemi birkaç farklı tefsirle aynı şekilde sunmanın mantığı pek olmasa gerek. Düz Sol-Kemâlizm, Sağ-Kemâlizm olarak ayrılsalar bütün sorunları çözecekler gibi ki aralarında pek de fark yok.