10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2024 59. kitabı
Katledilen ve şiddet mağduru bütün kadınlara… ithaf ederek kaleme aldığı Seher adlı öykü kitabına hayran kaldım. Akıcı ve mizah yüklü dili harikulade. 12 öyküden oluşan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Benim en çok beğendiğim Asuman adlı öyküyü sizinle paylaşmak isterim; Hukuk öğrencisi genç bir adam Diyarbakır İstanbul seferini yapan şehirler arası bir otobüste yolculuktadır. Gece yarısı oturduğu koltuktan uykulu gözlerle uyanıp yola baktığında, kaptan Çok yavaş bir hızla, bir otobüsün arkasından gitmektedir. Genç adam dayanamaz ve kaptanın yanına gider, bir sorun mu var kaptan neden sollama yapıp geçmiyoruz da yavaş yavaş bu kamyonun arkasından gidiyoruz der. Bunun üzerine kaptan dertlenir ve otur evlat muavin koltuğuna der. Anlatmaya başlar, bak şu kamyonun arkasındaki kadın resmi var ya der, işte o benim eski sevgilim, o kadın için yuvamı yıktım, neler çektim der. İyice dertlenir ve sohbet koyulaşır. O gün bugündür ne zaman bir kamyonun arkasında asumanın bu fotoğrafını görsem böyle kamyonun arkasından yavaş yavaş giderim der. Genç adam şaşırır ama bir yandan da dertlenir, sonra kaptana derki, iyi ama kaptan onca yolcunun canını tehlikeye sokuyorsun böyle gider ekler. Kaptan sorar, sen hukuk okuyup avukat olacaksın değil mi der. Evet cevabını verir genç öğrenci. Kaptan da derki Vay senin savunacağın insanların haline oğlum. Sen salak mısın acaba, sen sanırım uyuyordun, o sırada araba bozuldu kamyon bizi sanayiye kadar çekecek. Genç adam, kaptanın anlattığı hikaye’ye inanmıştır ve bozulmuş bir şekilde yerine geçer oturur. Aradan yıllar geçer, genç öğrenci avukat olmuştur. Otobüs şoförünün oğlu ise devrimci bir suça karışıp cezaevine düşmüştür. Tesadüf bu ya otobüs kaptanı gelir bizim genç avukatı bulur ama tanıyamaz. Derdini anlattıktan sonra avukat işi kabul
1000Kitap
SeherSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 201712,8bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
Ottessa Moshfegh, Dinlenme ve Rahatlama Yılım'da bizi uzun ve çetrefilli bir "ev yapımı kış uykusu"na yatırır. 2000 yılı ortalarında başlayıp 9/11'e dek sürecek bu "kendin yap" yolculuğunda direksiyonda en parlak özelliği "kafa iyiliği" olan isimsiz anlatıcı oturmaktadır. Sanat tarihi mezunu, New York Yukarı Doğu Yakası sakini, beyaz-ayrıcalıklı isimsiz anlatıcımız, hikâyemizin başlangıç noktasına gelmeden önce anne ve babasını peş peşe kaybetmiştir. Bu "beklenmedik ani öksüzlük" sorunsalı, yirmili yaşlar ortası (istediği) hayata dahil ol(a)mama hayal kırıklığı ile birleşince anlatıcımız çözümü kendine bir "dinlenme ve rahatlama yılı" hediye etmekte bulacaktır. Karanlığın ve kayboluşun başlangıç çizgisi olduğu bu körlemesine maratonda anlatıcımızın yakıtı da muhtelif kimyasallardır: Çoğunluğu New York'un en ipe sapa gelmez psikiyatrı Dr. Tuttle tarafından reçete edilmiş antidepresanlar, anksiyolitikler, antipsikotikler. Anlatıcımızın farklı abur cuburları da işin içine katarak eşleştirip kendine özel "kombo"lar yarattığı bu sayısız ilaç sağanağına, türlü içkiler ve epeyce dolaylı bir kimyasal ninni yaratıcısı olarak kullandığı sayısız "B filmleri" eşlik eder. Moshfegh, kimyasallarla hikâyenin çatısını yaratır: Bir varoluştan ziyade bir yok oluş, son tahlilde sade ve sadece bir yaşayış, nehrinin renkten renge giren radyoaktif anlatı burgaçları ve ortasında bu yok oluşa işaret eden isimsizliğiyle parlak neon harflerini güneş gözlükleri ardına saklamış isimsiz anlatıcımız ile onun bata çıka ilerleyen beden ve ruh kayığı. Moshfegh, yaklaşık on beş ay sürecek bu "hibernasyon metamorfuzu"nu anlatırken oldukça tasarruflu, konsantre ve "kapsüle" bir anlatım tarzı kullanır. Merkez üssünde anlatıcımızın "kaderine gülümseyen" zavallı evinin yer aldığı, bir sanat galerisi,
Dünya Edebiyatı
Dinlenme ve Rahatlama YılımOttessa Moshfegh · İthaki Yayınları · 20221,666 okunma
Reklam
7/10
·110 syf.·
2018 16. kitabı
Öncelikle benim S.H'i tanımama vesile olan ve S.H okuma etkinliğini başlatan sevgili Nigra'ya ve aslında Hacı Ağa eserine niyetlendiğim halde o güzel incelemesini okuduktan sonra bana mutlaka bu kitabı ilk okumalisin dedirten Necip Gerboğa' ya teşekkür ederim. Sayenizde beynim yandı. Sanayide parça bekliyorum:)) S.H Kör Baykuş'da ciddi anlamda psikolojik travmalar yaşamış, bunu yaşarken de sevgisizliği, yapılan üç kağıdı, insanın gözünün içine baka baka insanın nasıl kandırıldığını insan beyninde şimşekler caktirarak anlatıyor. Eserde yoğun bir acı var demek hafif kalır. Adam acının sarnıcı olmuş, eseri okuduğunuzda siz de bu acıyı net bir şekilde hissedeceksiniz. Aslında yazar acı çekerek bir nevi kendi suçsuzluğunu dile getirmeye çalışıyor. Şu cümle de bunu açıkça belli etmiyor mu "Hani yaş odun ocağın kenarında kalır da, diğer odunların ateşiyle kavrulur kömürleşir ne yanmıştır ne de yaş sayılır. Ötekilerin dumanıyla nefesiyle boğulur" yani yazar ne gidebiliyor ne de kaldığı halde nefes alabiliyor. Yani ötekilerin davranışlarıyla, söyledikleriyle nefes alamıyor gördükleri ve yaşadıkları ona acı veriyor ve boğuluyor. Yazar eserde sürekli ölümden bahsediyor. Şarap şişesinde ki kobra zehri kurtuluşu sanki. Ama bir türlü cesaret edip de içemiyor. Bunca acıya rağmen nedir onu yaşama bağlayan bilinmez bir çelişki doğrusu... Eseri okurken kurgular arasındaki geçişler size fare, labirent, peynir üçlemesi deneyini yasatabilir. Peyniri bulmaya çalışırken labirentlere çarpabilirsiniz ama okudukça labirentlere caprmak sizi artık etkilemiyecektir. Yazar yaşadıklarını anlattıkça labirentin yolları önünüzde açılacaktır. Üsluba gelince ; ben ykyden almak istemiştim ama ykyi bulamayınca ayrıntı yayınlarından aldım çevirisi güzel, akıcı bir uslubu var okuyucu yormadan
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Ayrıntı Yayınları · 202036,7bin okunma