Özer Or

Özer Or
@solomonspear
mühendislik, mimarlık, şehircilik, sosyoloji, tarih, bilim, edebiyat
Mühendis
Lisans
İstanbul
31 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı

Özer Or

, bir kitap okudu
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Kolektif
9/10 · 4 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Okuyan yazmazsa, düşünen konuşmazsa… Yazı ne işe yarar?
9/10
·235 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
Yazı neydi? Uygarlık tarihinde devletin, dolayısıyla bürokrasinin ortaya çıkışına eşlik eden bir icattı. İlk medeniyetlerin tapınaklarında üretim ve bölüşüm işlerini yöneten “din adamları” tarafından geliştirilmişti. Yaptıkları işin defterini tutmak, gerektiğinde hesap verebilmek için günübirlikliğe ve hafızanın zayıflığına meydan okumalarıydı. Söz uçmaya devam ederken mühim bilgiler artık yazıya geçiriliyordu. Gelgelelim bu kayıtları okumanın toplum tarafından öğrenilmesi, bilginin toplumsallaşması, kültürün demokratikleştirilmesi yönetici bürokrat tabakaların umrunda olmadığı gibi kendilerine imtiyaz sağlayan bu şifreyi geniş kesimlerin öğrenmemesine bilhassa özen gösterilirdi. Okuryazarlığın yolu devlete çalışmaktan, bürokraside kariyer yapmaktan geçiyordu. Herhalde yönetilebilir çoğunluğun mühim işlere karışmaya cüret etmesinden çekinilirdi. Endüstri Uygarlığının kuruluşuna kadar hâkimiyetini sürdürdü bu “cahilleri” cahil bırakma anlayışı. Devletten bağımsız okuryazarın ortaya çıkışı, uzmanlaşmış bilgiye değer veren, onu satın alan burjuvazinin gelişmesiyle mümkün olabildi. Aydınlanma çağının radikal düşünürleri de bu şartların yardımıyla daha evvel kutsal sayılan pek çok şeyi eleştirebildi. Aynı zamanda iktidarlar tarafından ihtiyatla yaklaşılması gereken bir grup kimliği kazandılar. Halkın yazıdan uzak oluşu aydınların tartışmalarını seçkin tabakalar arasında sınırlamış oluyordu. Aydınlar daha çok iktidar üzerinde baskı oluşturabilecek seçkin tabakaları etkilemeye, bu şekilde bir değişim dinamiği yaratmaya çalışıyordu. Yani kitlelere seslenmek söz konusu değildi. Sanayi Devrimiyle bu durum değişmeye başladı. Fabrikalara doldurulan “ümmi” köylüler talimatlara uyamıyor, makineleri doğru kullanamıyor, arızalara ve iş kazalarına sebep olarak üretimi aksatıyordu.
Araştırma-İnceleme Tarih
Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castello Calvin'eStefan Zweig · Can Yayınları · 20202,205 okunma
Neoliberal kapitalizmin ekoloji tasası
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
“Kitapçıl”ın bu köşesine “Nautilus” adını verdik. İstanbul’da yaşayan dostların bazılarına bu isim hayli zamandır Kadıköy’de bir AVM’yi çağrıştırıyor belki ama, benim için öyle değil. Jules Verne’in ünlü eserinde Kaptan Nemo ve mürettebatının okyanusların derinliklerinde dolaşan gemisiyle yaptığı gibi, ben de bu köşede kitaplar, yazarlar, dergiler, metinler, bazen yayınevleri ve sahaflar arasında okumaya, düşünmeye dair ne varsa kendimi sınırlamamaya çalışarak 20.000 fersahtan fazla yol almaya niyetleniyorum. Tabii ki Jules Verne, kahramanı Kaptan Nemo ve gemisi Nautilus başlı başına bir sohbet konusu olmayı fazlasıyla hak ediyor, fakat bu hikâyeyi ve bendeki izlerini yeri gelince konuşmak üzere sonraya bırakalım. Paris iklim zirvesinde eksik olan 195 ülkenin katılımıyla Paris’te toplanan iklim zirvesinde, 12 Aralık’ta oybirliğiyle karara bağlanan bir anlaşma metni ortaya çıktı. 2050 yılına kadar küresel ısınma artışını 2 santigrat derecenin altında, hatta 1,5 santigrat derecede tutmayı hedefleyen anlaşmanın öne çıkarılan bir diğer maddesi, gelişmekte olan ülkelerin yenilenebilir enerjiye geçmelerini teşvik maksadıyla 100 milyar dolarlık bir fon oluşturulması kararıydı. 1992’de ilk kez gündeme gelişinden itibaren gerçekleştirilen sonuçsuz 20 zirveden sonra, iklim değişikliği konusunda hukuki bağlayıcılığı olan bir anlaşmaya oybirliğiyle varılmış olması tabii ki önemliydi. Görüşmeleri takip eden ve katılımcıların konuya yaklaşımlarını bilenler ortaya çıkan metni “mucize” olarak niteliyordu. Haber medyada “Fosil Yakıt Çağının Sonu” gibi coşkulu başlıklarla yer aldı. Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadele eden örgütler ise anlaşma metninin yarattığı olumlu havaya rağmen olması gerekenden çok uzak hedefler ve yaptırımlar önerdiği kanısındaydı.
Ekoloji
Her Çevrecinin Kapitalizm Hakkında Bilmesi GerekenlerJohn Bellamy Foster · Patika Yayınları · 20149 okunma
“Halil Bey”
9/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2023 15. kitabı
“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz,” dense de yakından bakmak, ona sokulmak isteyen okur, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2005’te basılmış Tarihçilerin Kutbu başlıklı nehir söyleşiyle yola koyulabilir kolaylıkla. Söyleşinin bir yerinde “aşk hakkında ne düşünüyorsunuz,” diye sorulduğunda cevabı: “En yükseği insanda olmak üzere, bence bütün canlılarda tanrısal bir enerji, içten bir atılma, aşk vardır. İnanıyorum, aşk, ruh, vücuda ve maddeye hâkimdir. İnsan, tüm canlılar gibi denge bozulunca yeni şartlara uyum sağlar. Schopenhauer, bütün kâinat canlıdır, der; aşk kâinatı yürüten, canlandıran güçtür. Toprağı kazıyorsunuz, orada da hayat var; yaşama hırsı, gücü, o irade bütün tabiata yayılmıştır. O hırs, aşktır. Yaşama iradesi bütün canlılara hâkim bir iradedir. Tanrı onun önlenemez itici gücü olarak aşkı vermiş… Yavrunuza, eşinize, vatanınıza. Şair diyor ki; Aşk imiş her ne var âlemde İlm bir kîlükal imiş ancak” Öğrencilerinin, dostlarının anlatmaya doyamadığı uçsuz bucaksız enerjisini, azmini, hevesini, sabrını izah edebilmemiz için bir ipucu veriyor sanırım dilinden dökülen bu sözcükler. Yalnızca aşka değil, aynı zamanda hayatın bütününe dair bir yaklaşımı var hocanın. 100 yıllık ömründe ortaya koyduğu yapıt, boyutu ve niteliğiyle herkesi etkiliyor. “Bizim aramızda hocanın lakabı; şeyh-ül müverrihin,” diyor İlber Ortaylı onun için. Kendi güzergâhında zirveye tırmanmış biri Halil İnalcık. Osmanlı tarihi konusunda ismini dünya çapında en ön sıralara yazdırmış bir bilim insanı. Haldun Taner’in “istediği işi yapmak mutluluğu” başlıklı denemesinde Arif Müfid Mansel’i tasvirini anımsıyorum: “Kendini çok sevdiği arkeolojiye adamıştı. Bu alan onun aşkını, ihtirasını, tek mutluluğunu teşkil ediyordu. Olumlu yapıtların sahibi olmanın, tarihi eserler çıkarıp
Biyografi Söyleşi Röportaj
Tarihçilerin KutbuEmine Çaykara · İş Bankası Kültür Yayınları · 2013302 okunma